insan ruhaniyeti ve Tayyi Mekan
Hakikat Semasında Bir Seyrüsefer: İnsan Ruhaniyeti ve Tayyi Mekân
Cinler ve diğer ruhani varlıklar dünyayı bir dakika bile sürmeden turlayabilirken, yaratılmışların en şereflisi olan insan bundan mahrum mudur?
Gözle görülen maddi alemin ötesinde, aklın sınırlarını zorlayan ancak hakikat ilmine vakıf olanlar için apaçık duran bir derya vardır: Deruni İlimler.
Zaman ve mekân kavramı, biz fani niyetlerin algıladığı gibi katı ve aşılmaz birer duvar değildir. Sıklıkla merak edilen bir hakikattir: Cinler ve diğer ruhani varlıklar dünyayı bir dakika bile sürmeden turlayabilirken, yaratılmışların en şereflisi olan insan bundan mahrum mudur?
Asla. İnsan, yaratılışındaki cevher itibarıyla hiçbir ruhani varlıktan geride veya eksik değildir. Bilakis, insanın içine üflenen o ilahi nefes, onu kâinatın en muazzam yolcusu kılmaya muktedirdir.
Ruhaniyetin Sırrı ve Aynanın Sırrı
İnsanın içinde gizlenen ruhaniyet sayısı tek bir adet ile sınırlı değildir; bu sayı, ilim erbabı katında saklı tutulan deruni bir sırdır. Bu sırra ve ilme vakıf olan hakikat erleri, zahiren (bedenen) oturdukları yerden hiç kıpırdamadan, içlerindeki o gizli ruhaniyet boyutunu harekete geçirirler.
Bu seyahat sadece soyut bir hissedişten ibaret değildir:
Manevi Tayyi Mekân: Kişinin bedenini bir noktada bırakıp, ruhaniyeti ile saniyeler içinde dünya etrafını gezip gelmesidir.
Ayna Vazifesi: Bu muazzam yolculuk gerçekleşirken, kişinin zahiri (fiziksel) gözleri de bu seyrüseferi canlı bir şekilde izler. Gezen ruhaniyet ile zahiri beden arasındaki bağ, kusursuz bir ayna görevi görür. Ruhaniyet Ruha bu gezinti anından neyi gösteriyorsa göz de onu seyreder.
İnsanın cinlerden veya diğer latif varlıklardan yana hiçbir eksikliği yoktur. Hakikat katında insan, potansiyel olarak hepsinden daha kuşatıcı bir güce sahiptir.
|