Alıntı:
Sirri Nickli Üyeden Alıntı
Yorumların tümünü okudum ancak bu öyle bir şey değil arkadaşlar. Tamamen takdir edilmiş bir döngünün içerisindeyim ben bunda ki hikmeti bulmaya çalışıyorum. Elbet bu döngü boşuna değil. Şikayet de etmiyorum. Yokluğa düşünce tabi ki gidecek yurdumuz mu var Rabbimizden başka. O'ndan istiyorum isterken de acizliğimi dile getirip rahata erince bu günlerimi unutturma, şükrü olmayan huzur verme diyorum. Yani demek istediğim sorumluluk almamak ya da şükürsüzlük değil ayrıca harama bulaşmamak için insanın gösterebileceği mümkün olan en üst çabayı gösteriyorum kendimce. Belki bazen kuruş hesabı yapıp çoğu insanın umursamadığı kuruşun hesabını yapıp hakkı hakkına teslim etme gayretine giriyorum. YAş ilerledikçe de insan daha çok sorguluyor nefs seni yoruyor o senle başladı bak buraya geldi sen hala başladığın yerdesin diye. Hepsinin savaşını ayrı ayrı veriyorum zihnimde. Ama benim anladığım bu böyle basit birşey değil. Çok şükür ki Rabb'im kulunu yalnız bırakmıyor. Derdim derdimi söyleyip dermandan olmak da değil. Bu sorgulamalarım yeni de değil ancak belki aynı yoldan geçen bir kardeşim vardır belki aynı yoldan geçene şahitlik etmiş bir kardeşim vardır da benim göremediğimi söyler, bu hal üzre tecelli eden esmayı görmeme sebep olur.
|
Kardeşim yaşamayan bilemez…Allah C.C bütün sıkıntılarından seni feraha kavuştursun.
Ama inan ki sadece sen değilsin birçok kişinin aynı yaşadığı durumlar var.
Herhangi bir musallat, büyü durumu vs varsa buradaki değerli hocalarımiza danış çözüm ara.
Abdülkadir Geylani Hz.den içinde olduğun durumuna bir cevap niteliğinde;
Ne nimetlere kavuşmayı, ne de belâlardan savuşmayı seç! Senin iştiyakın yahut nefretinle değişmez; kısmetin olan seni bulacak. Senin için takdir edilen on-larsa eğer; belâlar da sana ulaşacak! îster onlardan muzdarip ol, ister onlan duây-la kaldır, ister onlara sabret, ve ister de Hâlık-ı Zülcelâl'in nzâsı için onlara tahammül göster...
Takdir edilene teslim ol ki, sende fiilini icra etsin. Eğer nimetler takdir edilmişse, şükürle meşgul ol. Eğer belâlarsa takdir edilen; dayan ve sabır göster!.. Sana anlatılan ve senin intikal ettiğin hâller ile Refîk-ı Alâ'ya vasıl olmak için itaat ve velâyetiyle emrolunduğun Mevlâ'nın yolunda katettiğin menzileler miktannca; ya muvâfakat edip bunlarla nîmetlenirsin, ya da bunlarda yok olup fenâya erersin, işte o zaman senden önce hükümdara gidip O'na yaklaşan ve O'nun indinde her türlü letafet, sürür, emniyet, kerâmet ve nimeti bulan kimseyi görmek üzere; daha önceki sıddîk, şehid ve sâlihlerin makamına ulaşırsın.
Bırak belâlar seni ziyaret etsin; belâlann yolunu kesme, gelip yaklaşmalarından korkup durma, zîrâ; onların ateşi cehennemin ateş ve alevinden daha büyük değildir. Beşeriyetin en hayırlısı; arzın taşıdıklannın ve semânın gölgelediklerinin en şereflisi; Muhammed Mustafa -sallâllahu aleyhi vesellem-, rivayet edilen bir hadîste şunu haber veriyor:
"Cehennem ateşi mü'mine, 'geç ey mü'min, nurun alevimi söndürdü,' der."
Kızgın hâldeki ateşin alevini söndüren nûr; mü'minin dünyada iken sahip olduğu, dünyaya itâat edeni de isyan edeni de terk etmeyecek olan nûrdan başkası değildir. Öyleyse bu nûr, belâlann alevini söndürsün, sen de sabrının ve Mevlâ'ya muvâfakatinin serinliği ile başına gelenin ve sana yaklaşanın heyecanını hisset. Belâ sana, seni helâk etmek için gelmez, aksine; seni sınamak, îmânının sıhhatini veya kininin ipinin sağlamlığını pekiştirmek için gelir. Belânın bâtını da Mevlân'ın seninle övündüğünü sana müjdelemek içindir. Allah Teâlâ buyurur ki:
"İçinizden mücahidleri ve sabredenleri bilmek ve durumlannızı anlamak için sizi sınayacağız" (Muhammed; 31).