Şeytanın Son Kapısı...
Resûlullah Efendimiz buyuruyor ki:
“Şeytan, Arap Yarımadası’nda namaz kılanların kendisine ibadet etmesinden ümidini kesmiştir; fakat onların arasını bozmak hususunda ümidini kesmemiştir.”
Kaynak: Sahîh-i Müslim, 2812.
Bu hadis-i şerif çok ince bir kapı açar. Çünkü Efendimiz burada şeytanın yalnız günaha çağıran bir varlık olduğunu değil, aynı zamanda iman ehli arasındaki bağı hedef alan bir fitneci olduğunu haber vermektedir.
Buradaki en derin nokta şudur:
Şeytan secde eden insanı putun önüne götüremeyince, secde edenleri birbirinin karşısına geçirir.
İmam Nevevî Hazretleri bu hadisi açıklarken, şeytanın artık açık ibadet beklemediğini; fakat müminler arasında husumet, çekişme, savaş, fitne ve kırgınlık çıkarmaya çalıştığını söyler.
Demek ki şeytanın en tehlikeli hilesi her zaman insanı dinden çıkarmak değildir. Bazen insanı namazında bırakır; fakat kalbine zan, tarafgirlik, haset, grupçuluk, kibir ve kardeşine karşı soğukluk atar.
Bu hadis bize şu yol haritasını verir:
İbadetin sahihliği sadece alnın secdeye değmesiyle değil, secdeden kalkan kalbin kardeşine nasıl baktığıyla da anlaşılır.
Bir kimse namaz kılıyor; fakat dili kırıyor, kalp yıkıyor, müminleri birbirine düşürüyor, kendi grubunu hakikatin yerine koyuyorsa, şeytan onu secdeden kaldırmamış olabilir; fakat secdenin meyvesinden uzaklaştırmış olabilir.
Asıl ibret buradadır:
Şeytanın en sinsi zaferi, mümini dinsiz yapmak değil; dindarlığını kardeşine karşı silaha çevirmektir.
Rabbim bizi secde edenlerden eylesin; fakat secdesi kardeşliğe, edebe, merhamete ve istikamete dönüşen kullarından eylesin.
__________________
Muhammedün Tâcü Ruslillâhi Qâtıbeten; Muhammedün Sâdiku’l-Akvâli ve’l-Kelimi. ﷺ
|