Tekil Mesaj gösterimi
  #12  
Alt 06.06.26, 13:24
HâmûŞî - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
HâmûŞî HâmûŞî isimli Üye şimdilik offline konumundadır
MoLLa
 
Üyelik tarihi: 08.03.22
Bulunduğu yer: • Zû Tuvâ •
Mesajlar: 1,110
Forum Puanı: 3263
Etiketlendiği Mesaj: 90 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
imas Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Bir başka görüşte şöyle diyor...

Derveze 33. âyette geçen sultân kelimesini “kişiyi kurtaracak sâlih ameller” şeklinde izah eder (VII, 136); birçok müfessirin anılan kelimeyi “delil, hüccet” anlamında almaları (İbn Atıyye, V, 230) bu yorumu destekler nitelikte olmakla beraber, 35. âyetin ifadesi belirtilen ihtimali zayıflatmaktadır. Öte yandan, bazı tefsirlerde sultan kelimesinin “güç” anlamı esas alınarak “Büyük bir güç bulunmadıkça geçemezsiniz” ifadesinden, “Böyle bir gücünüz de olmadığına göre göklerin ve yerin sınırını aşıp ötelere geçmeniz de imkânsızdır” anlamı çıkarılmıştır. Fakat sultan kelimesinin “yetki” anlamı dikkate alınarak âyetin ilgili kısmı, “Göklerin ve yerin sınırlarını aşıp ötelere geçebilmeniz ancak (Allah tarafından verilecek) bir yetki, bir imkânla olabilir” şeklinde de anlaşılabilir. Bu takdirde muhatapların, yüce yaratıcının evrendeki yasaları doğrultusunda ortaya koyacakları çabaları sonucunda elde edecekleri kuvvete bir gönderme yapılmış demektir. Uzay araştırmalarının ilerlediği ve uzaya seyahatlerin gerçekleştiği günümüz şartları, Kur’an tefsiriyle meşgul olanları bu yorumu benimsemeye ve bu âyetlerde uzayın fethine işaret bulunduğu görüşüne yöneltmiştir. Hatta 35. âyetteki tasvirin modern silâhları çağrıştırdığı yorumları yapılmıştır. Râzî’nin belirttiği gibi, bağlam bu hitabın âhirette olduğu izlenimini vermektedir. Fakat her iki ihtimale göre düşünüp bu âyetlerde, Allah’ın hükümranlığını aşmanın ve verdiği hükümden kaçmanın asla mümkün olmayacağı uyarısı bulunduğunu söylemek daha doğru olur (XXIX, 113-114). Bir başka anlatımla, Allah’a karşı sorumluluğu olan varlıklar ister dünya hayatında ister kıyamet gelip çattığında Allah’ın hükmünden kaçıp kurtulmak için yerin ve göğün sınırlarını zorlayacak kadar güç elde etseler veya kendilerine bu tarz bir imkân verilse, hatta bu varlıklar topyekün bir dayanışma içine girseler dahi, 35. âyette ifade edildiği üzere bunlar sınırlı ve sonuçsuz kalmaya mahkumdur. Şu halde ikinci yorum esas alındığında da (dünya hayatı bakımından) bu âyetlerden çıkan mesaj şu olmaktadır: Evreni daha iyi tanıma merakı, yerin derinliklerine ve göğün en uzak noktalarına nüfuz etme arzusu yadırganacak bir şey değildir ve büyük bir güç oluşturularak bu konuda epeyce mesafe alınabilir; ama bu çabalar asla ilâhî iradenin egemenliğini alt etme gibi bir amaç taşımamalıdır. Zira bu, Allah’ın evrendeki mutlak gücünü ayan beyan gören şuurlu varlıklara yaraşmaz; kaldı ki böyle bir yöneliş başarısızlıkla sonuçlanmaya mahkûmdur, böyle bir amaç taşıyanların âkıbeti hüsrandır.



O tür kişilerin adını söylemek bile zul dür
Naklettiğiniz açıklama, aslında meseleyi çok güzel bir noktaya getirmektedir. Zira bu nakilde Rahmân sûresi 33. âyet hakkında birkaç tefsirî ihtimal zikredilmekte; fakat neticede âyetin asıl maksadının Allah’ın hükümranlığından, kudretinden ve hükmünden kaçışın mümkün olmadığını bildirmek olduğu ifade edilmektedir.

Burada en mühim kelime “sultân” kelimesidir. Bu kelime tefsirlerde bazen delil ve hüccet, bazen güç ve kudret, bazen de Allah tarafından verilen yetki, imkân ve izin mânasında değerlendirilmiştir. Nitekim sizin naklettiğiniz açıklamada da “Göklerin ve yerin sınırlarını aşıp ötelere geçebilmeniz ancak Allah tarafından verilecek bir yetki ve imkânla olabilir” şeklindeki yorumun mümkün olduğu açıkça belirtilmektedir.

İşte acizane benim de yukarıdaki mesajımızda arz etmek istediğimiz nokta tam olarak budur.

Rahmân 33, ilmi ve araştırmayı reddetmez.
Rahmân 33, insanın Allah’tan bağımsız kudret iddiasını reddeder.
Rahmân 33, mutlak olarak “gidemezsiniz” demez; “Allah’ın verdiği sultân olmadan gidemezsiniz” der.

İnsan nereye giderse gitsin; yerin derinliklerine inse de, denizlerin altına nüfuz etse de, semaya yükselse de, Ay’a çıksa da yine Allah’ın mülkü içindedir.

Bu sebeple âyet-i kerîmeden doğrudan doğruya “uzaya çıkış yasaktır”, “belli bir mesafeden sonrası insana ve cinne kapalıdır”, “Ay’a gidilemez” şeklinde kesin bir hüküm çıkarmak kanaatimizce âyetin lafzını ve tefsirî çerçevesini aşan bir yorum olur.

Sizin naklettiğiniz metin de bunu teyit etmektedir. Çünkü orada mesele, insanın Allah’ın verdiği imkânla bazı hudutlara nüfuz edip edemeyeceğinden ziyade, bunu Allah’ın hükümranlığını aşma iddiasına dönüştürmemesi gerektiği şeklinde izah edilmektedir.

Âyet, Allah’ın mülkünden kaçışı imkânsız kılar; ilimle yapılan araştırmayı yasaklamaz.
Âyet, mahlûkun aczini bildirir; Allah’ın bahşettiği sultân ile elde edilen imkânları inkâr etmez.
Âyet, insanın haddini bilmesini emreder; fakat kâinatı tanıma gayretini reddetmez.

__________________
Muhammedün Tâcü Ruslillâhi Qâtıbeten; Muhammedün Sâdiku’l-Akvâli ve’l-Kelimi.
Alıntı ile Cevapla
 

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148