Alıntı:
Svg Nickli Üyeden Alıntı
Önceki yorumlardan birinde:
"Ay doğal uydu değil, içi boşaltılmış, Dünya'nın yörüngesine sonradan yerleştirilmiş, reaktörlü, devasa bir uzay gemisidir.
Ay'ın Dünya'dan görünen yüzeyi, altındaki uzay gemisi yapısını saklayan bir hologramdır.
Ay'ın içi boştur, uzayda durmasını sağlayan reaktör ve teknik sistemler buradadır.
Ay'ın etrafında gezinen yıldızlar gezegenler de diğer uzay gemileridir.
Reaktörler bittiğinde, Ay düşecektir." yazmıştım.
Böyle mi sence?
|
Aşağıdaki yazı benim ay hakkındaki düşüncelerimi temsil ediyor.
"Galaksimizin dışında bir gezegende, ileri teknoloji sahibi kulların yaşadığı sistemde manyetik tufan kopmadan önce bir kaçış ve hayatta kalma planı olarak Ay’ı bir uzay gemisi şeklinde yapıyorlar. Bu yaklaşık 700 bin yıl kadar önce.
Ellerinde maddenin küçültülüp büyütülebilmesi teknolojisi de olduğu için bunu normal boyutlarda bir gemi ve aynı zamanda bir gözlem istasyonu olarak inşa edip dünyanın yakınına şu anda bulunduğu yörüngeye getiriyor ve şimdiki haline büyütüyorlar
(ant-man filmini hatırlayın)
Getirip bıraktıkları nokta ve ayın çapı, hacmi ölçek olarak o kadar kritik ki güneş tutulmalarında dünyayı tam olarak örtebilmesine de imkan veriyor.
Bunu yansıtıcı bir mercek olarak da düşünün.
Bu kadar büyük nasıl yapıldı, taşındı?
Ay yapım aşamasında normal boyutlarda (örn. futbol sahası boyutlarında) ve 2 yarım küre parça olarak yapılıyor, açılan solucan deliği ve boyut kapısı ile ışınlanarak buraya getirilip birleştiriliyor ve bu günkü ölçülerine büyütülüyor.
Daha sonra üzerinde yüzeyi 30-40 km gibi kalınlık tutan alanı koruma ve kamuflaj için toprak dolduruyorlar ama bu toprak buradan değil, bunu ürettikleri başka bir galaksiden gelmiş durumda. Üzerinde bazı eski yapı ve kalıntılar da var,içi yaşanabilir bir gözlem üssü durumunda
Bunun maddi delilleri olarak; Yapılan inceleme ve örneklerde Aydaki toprağın dünya ve güneş sistemimizden iki kat yaşlı olduğu, bazı ay taşlarına 20 milyar yıl ömür biçildiğini hatırlatalım.
Ay'daki doğal düzene ters titreşim ve sismik faaliyetleri düşünelim.
Rabbimizin diğer yıldız ve gezegenlerde koyduğu doğal yaradılış kanunlarına ters olarak Ay’da yüzeyde bulunan ağır metaller, doğada hiç olmayan Radyoaktif maddeler, güneş sistemimizde olmayan türlü taş toprak ve diğer numuneler de bunu doğrular niteliktedir.
Ay’ın önü bir güvenlik kamerasının merceği gibi sabit, bize bakar. Arkası da bir huniye benzer sürahinin ağzı gibidir. Onu biraz ufaltabilsek, önü mercek gibi, bombeli arkası da jet motoru gibidir.
Aynı zamanda içinde çokça mekanizmalar, aletler vardır.
Ara ara da içinden sürekli oradaki gazları ve diğer atıkları atar. Diğer taraftan da güneş enerjisinden yararlanarak kendi enerjisini üretir.
Aynı zamanda Nuh tufanı ve sonrasında gelip giden ırkların gözlem istasyonu olarak kullanılmıştır. Bir çeşit gözetleme üssüdür
Ay yerine konduktan 200 bin yıl kadar sonra bugün mecüc ırkı ve benzeri uzaylı ya da ifrit olarak adlandırabileceğimiz şeytani türlerin istilasına uğramıştır.
Şu anda da bu kullar tarafından dünyamıza yapılan tüm fizik ve metafizik saldırıların ana kaynağıdır."
-ALINTIDIR-