Tekil Mesaj gösterimi
  #27  
Alt 06.06.26, 19:54
HâmûŞî - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
HâmûŞî HâmûŞî isimli Üye şimdilik offline konumundadır
MoLLa
 
Üyelik tarihi: 08.03.22
Bulunduğu yer: • Zû Tuvâ •
Mesajlar: 1,110
Forum Puanı: 3266
Etiketlendiği Mesaj: 90 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Lonkia Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Yazının devamıda şu şekilde, ben yorumunuza katılmıyorum bence yeterince delil ve bilimsel veri var.

Ay' ı merkez edinmiş bu saldırıları ve şeytani ordunun istilasını Maneviyattan aldığımız bilgiden anlayabildiğimiz kadarı ile Efendimiz (sav)'in; Ay’ın hilali göründüğünde yaptığı dua ya ilişkin hadisi şerif ile delillendirelim:

Allah'ım, bu hilali bize emniyet ve iman, selamet ve İslam hilali kıl !
Ey hilal ! Benim Rabbim de senin Rabbin de Allahtır! (Tırmızi dua 50)
duası Efendimizin Ay ile ilgili gerçekleri ve içinde, üstünde barındırdığı şeytani orduyu bildiği konusunda bir işarettir.

Ay'ın ikiye yarılması mucizesini nasıl anlayalım?

Ayın ikiye yarılması konusu da Efendimiz Aleyhisselam’ın mucizesidir. Rabbimiz Efendimiz Aleyhisselam’ı desteklemek Ay’ın ikiye yarılmasına müsaade etmiştir. Ay orada onların birleştirdiği yerden geri ayrılmıştır.

Her mucizenin ya da helakin Rabbimiz katında teknolojik ve yarattığı doğa yasaları kapsamında bir karşılığı mutlaka vardır.

Birçok kavmin helaki de Hz. Kuran ‘da belirtildiği üzere Rabbimizin emri ile ve bir takım doğa olayları vesilesi ile gerçekleşmiştir.
Rabbimiz bu konuda “Biz onları cezalandırmak için gökten bir ordu indirmedik, indirecek de değildik. Sadece korkunç bir ses oldu, bir anda sönüp gittiler (Yasin suresi 28-29) buyurarak helak ederken de yarattığı doğanın kanunlarını vesile ettiğini beyan eder.

Rabbimiz Ol dediğinde olur ancak bu yaradılış süreçlerini bir takım kanunlara ve kulların idrakını arttıracak maddesel altyapılara, teknolojilere bağlamıştır.
Bu; teknoloji geliştikçe kullarının kendisini daha da iyi anlaması ve tanıması için Rabbimizden bir rahmettir.

Rabbimizin lütfu olan bu madde ve teknolojik altyapı; ahir zamanda bugün inanmakta zorlanan kullara, özellikle de gençlere Rabbimizi, onun yaratma kudretini, mucize ya da helak konularını anlatırken bizlere ışık tutmak içindir.

Doğrusunu Rabbimiz bilir.
Değerli kardeşim, Evvela bahsettiğiniz hilal duasını kendi makamında ve en sahih mânasıyla okuyalım. Resûlullah hilali gördüğünde, “Allah’ım! Onu bize emniyet ve iman, selâmet ve İslâm hilali kıl. Benim Rabbim de senin Rabbin de Allah’tır” diye dua etmiştir. Bu rivayet Tirmizî’den nakledilmiş, Riyâzü’s-Sâlihîn’de de “hilali görünce yapılacak dua” başlığı altında zikredilmiştir. Hadisin lafzında Ay’ın içinde şeytanî ordu, yapay üs, metafizik saldırı merkezi veya başka galaksiden getirilmiş bir mekanizma olduğuna dair tek bir kelime yoktur. Bilakis hadisin en açık mânası şudur: Ay da Allah’ın mahlûkudur, Ay’ın da Rabbi Allah’tır, onda müstakil bir kudret, uğur, uğursuzluk, ilâhlık veya gizli hâkimiyet yoktur. Bu dua, Ay’ı şeytanî bir merkeze çevirmek için değil; Ay karşısında tevhidi ikrar etmek için okunur.

Hadise başka bir mânayı zorla yükleyemeyiz. “Benim Rabbim de senin Rabbin de Allah’tır” cümlesi, Ay’ın da Allah’ın emri altında bir mahlûk olduğunu bildirir. Bu cümleden “Ay’ın içinde şeytanî ordu vardır, Efendimiz bunu bildiği için böyle dua etti” neticesi çıkmaz. Bu, hadisi açıklamak değil; hadisin söylemediği bir mânayı hadise yüklemektir.

Kur’ân-ı Kerîm de Ay’ı Allah’ın kudret âyetlerinden biri olarak zikreder. Yûnus sûresi 5. âyette Allah’ın Güneş’i ışık, Ay’ı nur kıldığı ve yılların sayısını, hesabı bilmemiz için Ay’a menziller tayin ettiği bildirilir. Fâtır sûresi 13. âyette Güneş ve Ay’ın Allah’ın buyruğu altında belirlenmiş vakte kadar akıp gittiği beyan edilir. Bu âyetlerde Ay, Allah’ın ölçüyle yarattığı, menziller tayin ettiği ve kulların hesabına vesile kıldığı bir gök cismidir; başka galaksiden getirilmiş yapay bir şeytanî istasyon olarak anlatılmaz.

Ay’ın yarılması mucizesine gelince; Kamer sûresi 1. âyette “Saat yaklaştı ve Ay yarıldı” buyrulur. Âlimlerin çoğunluğu bunu Resûlullah’in mucizelerinden olan inşikâku’l-kamer olarak anlamıştır. Ancak bu mucizeden “Ay daha önce iki yarım küre olarak yapılmıştı, sonradan birleşim yerinden ayrıldı” neticesi çıkmaz. Mucize haktır; fakat mucizenin üzerine solucan deliği, boyut kapısı, yapay uydu, iç üs, mekanizma ve şeytanî ordu senaryosu eklemek ne âyetin lafzında vardır ne de sahih hadislerin beyanında.

Yâsîn sûresi 28-29. âyetlere gelince; orada Rabbimiz “Onların üzerine gökten bir ordu indirmedik; indirecek de değildik. Sadece bir sayha oldu, hemen sönüverdiler” buyurur. Bu âyet, Allah’ın helâk için ordulara, makinaya, teknolojiye ve ara vasıtalara muhtaç olmadığını gösterir. Bunu alıp “demek ki bütün mucizelerin arkasında mutlaka teknolojik bir altyapı vardır” demek, âyetin maksadını tersine çevirmektir. Âyet, Allah’ın kudretinin vasıtaya muhtaç olmadığını bildirirken, biz onu vasıta ve teknoloji mecburiyetine delil yapamayız.

Evet, Allah kullarına ilim verir. Kullar o ilimle gemi yapar, uçak yapar, uydu gönderir, hastalık tedavi eder, maden işler, enerji üretir. Fakat kulun ilmi yaratma ilmi değil, keşif ve tasarruf ilmidir. Kul yoktan var etmez; Allah’ın yarattığı madde üzerinde, Allah’ın koyduğu kanunlarla iş görür. Kur’ân “Size ilimden ancak az bir şey verilmiştir” buyurarak kulun bilgisinin sınırlı olduğunu bildirir. Lokmân sûresi 20. âyette de Allah’ın göklerde ve yerde olanları insanın hizmetine verdiği bildirilir; fakat aynı âyetin devamında insanların bilgi, rehber ve aydınlatıcı kitap olmadan Allah hakkında tartıştığı uyarısı yapılır. Yani ilim nimettir; fakat ilim adına delilsiz gayb iddiası kurmak başka bir şeydir.

Bilim tarafında da durum aynıdır. “Ay taşları 20 milyar yıllıktır, Ay toprağı Güneş Sistemi’nden iki kat yaşlıdır” iddiası doğru değildir. NASA’nın kozmoloji açıklamalarında gözlemlenebilir evrenin yaşı yaklaşık 13.8 milyar yıl olarak verilir; dolayısıyla 20 milyar yıllık Ay taşı iddiası baştan mevcut kozmolojik çerçeveyle çelişir. Numuneler üzerinde yapılan çalışmalarda Ay zirkonları yaklaşık 4.46–4.43 milyar yıl aralığında değerlendirilir; bu da Ay’ın Güneş Sistemi tarihinin içinde anlaşılması gerektiğini gösterir, başka galaksiden getirildiğini değil.

Ay’ın hep aynı yüzünü Dünya’ya göstermesi de “güvenlik kamerası gibi tasarlanmış” olduğuna delil değildir. Bunun ilmî adı kütleçekim kilitlenmesidir. Ay kendi ekseni etrafında bir dönüşünü, Dünya etrafındaki bir dolanımıyla aynı sürede tamamladığı için aynı yüzünü bize gösterir. Bu, gök mekaniğiyle açıklanan tabii bir durumdur. Apollo sismometrelerinin Ay depremlerini ölçmüş olması da Ay’ın makine veya içi boş üs olduğunu göstermez; Ay’da da sismik hadiseler vardır ve bunlar ayrıca ilmî olarak incelenmektedir.

Elbette Allah her şeye kâdirdir. Lakin Allah’ın kudretine iman etmek başka, Allah’ın yaratma fiilini delilsiz şekilde bilinmeyen ırklara, şeytanî ordulara veya uzaylı teknolojilerine nispet etmek bambaşka bir şeydir. Bizim ölçümüz şudur: Gaybî iddia âyet ve sahih hadis ister; ilmî iddia ölçüm, gözlem ve denetlenebilir delil ister. Bunlar yoksa anlatı, anlatı olarak kalır; Kur’ân’a, hadise ve bilime delil diye yüklenemez.

__________________
Muhammedün Tâcü Ruslillâhi Qâtıbeten; Muhammedün Sâdiku’l-Akvâli ve’l-Kelimi.
Alıntı ile Cevapla
 

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148