Tekil Mesaj gösterimi
  #29  
Alt 06.06.26, 20:09
Lonkia - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Lonkia Lonkia isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Daimi Üye
 
Üyelik tarihi: 05.04.25
Bulunduğu yer: Muğla
Mesajlar: 624
Forum Puanı: 658
Etiketlendiği Mesaj: 19 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
HâmûŞî Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Değerli kardeşim, Evvela bahsettiğiniz hilal duasını kendi makamında ve en sahih mânasıyla okuyalım. Resûlullah hilali gördüğünde, “Allah’ım! Onu bize emniyet ve iman, selâmet ve İslâm hilali kıl. Benim Rabbim de senin Rabbin de Allah’tır” diye dua etmiştir. Bu rivayet Tirmizî’den nakledilmiş, Riyâzü’s-Sâlihîn’de de “hilali görünce yapılacak dua” başlığı altında zikredilmiştir. Hadisin lafzında Ay’ın içinde şeytanî ordu, yapay üs, metafizik saldırı merkezi veya başka galaksiden getirilmiş bir mekanizma olduğuna dair tek bir kelime yoktur. Bilakis hadisin en açık mânası şudur: Ay da Allah’ın mahlûkudur, Ay’ın da Rabbi Allah’tır, onda müstakil bir kudret, uğur, uğursuzluk, ilâhlık veya gizli hâkimiyet yoktur. Bu dua, Ay’ı şeytanî bir merkeze çevirmek için değil; Ay karşısında tevhidi ikrar etmek için okunur.

Hadise başka bir mânayı zorla yükleyemeyiz. “Benim Rabbim de senin Rabbin de Allah’tır” cümlesi, Ay’ın da Allah’ın emri altında bir mahlûk olduğunu bildirir. Bu cümleden “Ay’ın içinde şeytanî ordu vardır, Efendimiz bunu bildiği için böyle dua etti” neticesi çıkmaz. Bu, hadisi açıklamak değil; hadisin söylemediği bir mânayı hadise yüklemektir.

Kur’ân-ı Kerîm de Ay’ı Allah’ın kudret âyetlerinden biri olarak zikreder. Yûnus sûresi 5. âyette Allah’ın Güneş’i ışık, Ay’ı nur kıldığı ve yılların sayısını, hesabı bilmemiz için Ay’a menziller tayin ettiği bildirilir. Fâtır sûresi 13. âyette Güneş ve Ay’ın Allah’ın buyruğu altında belirlenmiş vakte kadar akıp gittiği beyan edilir. Bu âyetlerde Ay, Allah’ın ölçüyle yarattığı, menziller tayin ettiği ve kulların hesabına vesile kıldığı bir gök cismidir; başka galaksiden getirilmiş yapay bir şeytanî istasyon olarak anlatılmaz.

Ay’ın yarılması mucizesine gelince; Kamer sûresi 1. âyette “Saat yaklaştı ve Ay yarıldı” buyrulur. Âlimlerin çoğunluğu bunu Resûlullah’in mucizelerinden olan inşikâku’l-kamer olarak anlamıştır. Ancak bu mucizeden “Ay daha önce iki yarım küre olarak yapılmıştı, sonradan birleşim yerinden ayrıldı” neticesi çıkmaz. Mucize haktır; fakat mucizenin üzerine solucan deliği, boyut kapısı, yapay uydu, iç üs, mekanizma ve şeytanî ordu senaryosu eklemek ne âyetin lafzında vardır ne de sahih hadislerin beyanında.

Yâsîn sûresi 28-29. âyetlere gelince; orada Rabbimiz “Onların üzerine gökten bir ordu indirmedik; indirecek de değildik. Sadece bir sayha oldu, hemen sönüverdiler” buyurur. Bu âyet, Allah’ın helâk için ordulara, makinaya, teknolojiye ve ara vasıtalara muhtaç olmadığını gösterir. Bunu alıp “demek ki bütün mucizelerin arkasında mutlaka teknolojik bir altyapı vardır” demek, âyetin maksadını tersine çevirmektir. Âyet, Allah’ın kudretinin vasıtaya muhtaç olmadığını bildirirken, biz onu vasıta ve teknoloji mecburiyetine delil yapamayız.

Evet, Allah kullarına ilim verir. Kullar o ilimle gemi yapar, uçak yapar, uydu gönderir, hastalık tedavi eder, maden işler, enerji üretir. Fakat kulun ilmi yaratma ilmi değil, keşif ve tasarruf ilmidir. Kul yoktan var etmez; Allah’ın yarattığı madde üzerinde, Allah’ın koyduğu kanunlarla iş görür. Kur’ân “Size ilimden ancak az bir şey verilmiştir” buyurarak kulun bilgisinin sınırlı olduğunu bildirir. Lokmân sûresi 20. âyette de Allah’ın göklerde ve yerde olanları insanın hizmetine verdiği bildirilir; fakat aynı âyetin devamında insanların bilgi, rehber ve aydınlatıcı kitap olmadan Allah hakkında tartıştığı uyarısı yapılır. Yani ilim nimettir; fakat ilim adına delilsiz gayb iddiası kurmak başka bir şeydir.

Bilim tarafında da durum aynıdır. “Ay taşları 20 milyar yıllıktır, Ay toprağı Güneş Sistemi’nden iki kat yaşlıdır” iddiası doğru değildir. NASA’nın kozmoloji açıklamalarında gözlemlenebilir evrenin yaşı yaklaşık 13.8 milyar yıl olarak verilir; dolayısıyla 20 milyar yıllık Ay taşı iddiası baştan mevcut kozmolojik çerçeveyle çelişir. Numuneler üzerinde yapılan çalışmalarda Ay zirkonları yaklaşık 4.46–4.43 milyar yıl aralığında değerlendirilir; bu da Ay’ın Güneş Sistemi tarihinin içinde anlaşılması gerektiğini gösterir, başka galaksiden getirildiğini değil.

Ay’ın hep aynı yüzünü Dünya’ya göstermesi de “güvenlik kamerası gibi tasarlanmış” olduğuna delil değildir. Bunun ilmî adı kütleçekim kilitlenmesidir. Ay kendi ekseni etrafında bir dönüşünü, Dünya etrafındaki bir dolanımıyla aynı sürede tamamladığı için aynı yüzünü bize gösterir. Bu, gök mekaniğiyle açıklanan tabii bir durumdur. Apollo sismometrelerinin Ay depremlerini ölçmüş olması da Ay’ın makine veya içi boş üs olduğunu göstermez; Ay’da da sismik hadiseler vardır ve bunlar ayrıca ilmî olarak incelenmektedir.

Elbette Allah her şeye kâdirdir. Lakin Allah’ın kudretine iman etmek başka, Allah’ın yaratma fiilini delilsiz şekilde bilinmeyen ırklara, şeytanî ordulara veya uzaylı teknolojilerine nispet etmek bambaşka bir şeydir. Bizim ölçümüz şudur: Gaybî iddia âyet ve sahih hadis ister; ilmî iddia ölçüm, gözlem ve denetlenebilir delil ister. Bunlar yoksa anlatı, anlatı olarak kalır; Kur’ân’a, hadise ve bilime delil diye yüklenemez.

Değerli yazınız için teşekkür ederim.

Ayeti, hadisi ve bilimsel verileri bu kadar nizamlı, usulüne uygun ve yapıcı bir üslupla aktarmanız foruma gerçekten büyük bir değer katıyor. Elinize ve ilminize sağlık. Yazdıklarınızın bütününe baktığımda, özellikle gaybî ve ilmî iddiaların sınırları konusunda çizdiğiniz kırmızı çizgilere ve usul hassasiyetine son derece hak veriyorum. Şer'î tahlilleriniz ve hadis-i şerifin tevhidi ikrar eden asıl manasına dair vurgunuz başım gözüm üstünedir, orada hiçbir itirazım olamaz.

Müsaadenizle, benim bu meseleye yaklaşırken asıl niyetimi ve penceremi de şu şekilde netleştirmek isterim:

Benim buradaki amacım, haşa, nassın (ayet ve hadislerin) sabit ve zahir manalarını bükerek oradan zorlama bir uzay veya teknoloji senaryosu çıkarmak değildir. Sizin de buyurduğunuz gibi, dinin asıl gayesi tevhiddir. Fakat hidayet rehberimiz olan Kur'an-ı Kerim, aynı zamanda tefekkür dünyamızın sınırlarını alabildiğine genişleten işaretlerle doludur. Benim bahsettiğim "mekanizma", "üs" veya "olağanüstü teknolojik altyapı" gibi kavramlar, Allah'ın yaratma kudretine alternatif birer güç odağı değil; bilakis O'nun Sünnetullah dediğimiz, evrene koyduğu o muazzam ve çok katmanlı kuralların bizim henüz tam idrak edemediğimiz boyutları olabilir mi sorusundan ibarettir.
Nasıl ki Neml Sûresi'nde Hz. Süleyman’ın vezirinin (Asaf b. Berhiya) Belkıs’ın tahtını göz açıp kapayıncaya kadar getirmesi tefsirlerimizde "İlm-i Ledün" ile açıklanırken, günümüz dünyasında bu durum kuantum ışınlanması veya madde-enerji dönüşümü gibi kavramlarla da tefekkür edilebiliyorsa; benim Ay hakkındaki düşüncelerim de tamamen bu minvalde bir ufuk turudur. Yani "Kütleçekim kilitlenmesi" gibi muazzam bir gök mekaniğinin arkasında, bizim sadece "tesadüfî bir doğa olayı" deyip geçemeyeceğimiz kadar ince bir mühendislik, bir tasarım ve hatta belki de vazifeli metafizik unsurlar (melekût alemi veya sizin deyiminizle mahluklar) bulunamaz mı?
Nihayetinde, göklerin orduları da yerde olanlar da yalnızca Allah’ındır. İster kütleçekimiyle olsun, ister bizim henüz adını koyamadığımız başka vasıtalarla... Hepsi O’nun mülkünde, O’nun emriyle hareket eder.
Sizin de belirttiğiniz o altın kuralı cebime koyuyorum: "Gaybî iddia ayet ve sahih hadis ister; ilmî iddia ölçüm, gözlem ve denetlenebilir delil ister." Bu usul dairesinde kalmak kaydıyla, evrenin ve gökyüzünün bu gizemli perdesi arkasında farklı ihtimalleri tefekkür etmek, sanıyorum ki inancımızın derinliğine halel getirmez, aksine hayretimizi artırır.
Kıymetli şerhleriniz ve bu ufuk açıcı usul dersi için tekrar çok teşekkür ederim. Hürmetler

Alıntı ile Cevapla
 

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148