Tekil Mesaj gösterimi
  #30  
Alt 06.06.26, 20:18
HâmûŞî - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
HâmûŞî HâmûŞî isimli Üye şimdilik offline konumundadır
MoLLa
 
Üyelik tarihi: 08.03.22
Bulunduğu yer: • Zû Tuvâ •
Mesajlar: 1,110
Forum Puanı: 3266
Etiketlendiği Mesaj: 90 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Lonkia Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Değerli yazınız için teşekkür ederim.

Ayeti, hadisi ve bilimsel verileri bu kadar nizamlı, usulüne uygun ve yapıcı bir üslupla aktarmanız foruma gerçekten büyük bir değer katıyor. Elinize ve ilminize sağlık. Yazdıklarınızın bütününe baktığımda, özellikle gaybî ve ilmî iddiaların sınırları konusunda çizdiğiniz kırmızı çizgilere ve usul hassasiyetine son derece hak veriyorum. Şer'î tahlilleriniz ve hadis-i şerifin tevhidi ikrar eden asıl manasına dair vurgunuz başım gözüm üstünedir, orada hiçbir itirazım olamaz.

Müsaadenizle, benim bu meseleye yaklaşırken asıl niyetimi ve penceremi de şu şekilde netleştirmek isterim:

Benim buradaki amacım, haşa, nassın (ayet ve hadislerin) sabit ve zahir manalarını bükerek oradan zorlama bir uzay veya teknoloji senaryosu çıkarmak değildir. Sizin de buyurduğunuz gibi, dinin asıl gayesi tevhiddir. Fakat hidayet rehberimiz olan Kur'an-ı Kerim, aynı zamanda tefekkür dünyamızın sınırlarını alabildiğine genişleten işaretlerle doludur. Benim bahsettiğim "mekanizma", "üs" veya "olağanüstü teknolojik altyapı" gibi kavramlar, Allah'ın yaratma kudretine alternatif birer güç odağı değil; bilakis O'nun Sünnetullah dediğimiz, evrene koyduğu o muazzam ve çok katmanlı kuralların bizim henüz tam idrak edemediğimiz boyutları olabilir mi sorusundan ibarettir.
Nasıl ki Neml Sûresi'nde Hz. Süleyman’ın vezirinin (Asaf b. Berhiya) Belkıs’ın tahtını göz açıp kapayıncaya kadar getirmesi tefsirlerimizde "İlm-i Ledün" ile açıklanırken, günümüz dünyasında bu durum kuantum ışınlanması veya madde-enerji dönüşümü gibi kavramlarla da tefekkür edilebiliyorsa; benim Ay hakkındaki düşüncelerim de tamamen bu minvalde bir ufuk turudur. Yani "Kütleçekim kilitlenmesi" gibi muazzam bir gök mekaniğinin arkasında, bizim sadece "tesadüfî bir doğa olayı" deyip geçemeyeceğimiz kadar ince bir mühendislik, bir tasarım ve hatta belki de vazifeli metafizik unsurlar (melekût alemi veya sizin deyiminizle mahluklar) bulunamaz mı?
Nihayetinde, göklerin orduları da yerde olanlar da yalnızca Allah’ındır. İster kütleçekimiyle olsun, ister bizim henüz adını koyamadığımız başka vasıtalarla... Hepsi O’nun mülkünde, O’nun emriyle hareket eder.
Sizin de belirttiğiniz o altın kuralı cebime koyuyorum: "Gaybî iddia ayet ve sahih hadis ister; ilmî iddia ölçüm, gözlem ve denetlenebilir delil ister." Bu usul dairesinde kalmak kaydıyla, evrenin ve gökyüzünün bu gizemli perdesi arkasında farklı ihtimalleri tefekkür etmek, sanıyorum ki inancımızın derinliğine halel getirmez, aksine hayretimizi artırır.
Kıymetli şerhleriniz ve bu ufuk açıcı usul dersi için tekrar çok teşekkür ederim. Hürmetler
Değerli kardeşim, bu zarif ve edepli cevabın için ben de teşekkür ederim. Maksadını bu şekilde izah etmen meseleyi daha doğru bir zemine taşıdı. Elbette kâinata yalnız kuru madde gözüyle bakmayız. Bizim nazarımızda kütleçekimi de, yörünge de, Ay’ın menzilleri de, yıldızların nizamı da başıboş “tesadüfî tabiat olayları” değildir; hepsi Allah’ın takdiri, hikmeti ve sünnetullah dediğimiz ilâhî düzenin tecellileridir.

Bir şeyin arkasında Allah’ın hikmeti, ölçüsü, melekûtî yönü ve bizim tam idrak edemediğimiz boyutları bulunabilir demek başkadır; “Ay yapaydır, içi üstür, şeytanî ordu tarafından kullanılır, başka galaksiden getirilmiştir” demek başkadır. Birinci cümle tefekkür kapısıdır; ikinci cümle ise ispat isteyen kesin iddiadır.

Neml sûresinde Hz. Süleyman aleyhisselâm kıssasında Belkıs’ın tahtının getirilmesi haktır. Lakin Kur’ân orada bize “işte bu kuantum ışınlanmasıdır” demez. “Kitaptan ilmi olan kimse”nin Allah’ın izniyle bunu yaptığını bildirir. Biz buradan Allah’ın kullarına olağanüstü ilimler verebileceğini anlarız; fakat bunu bugünkü fizik kavramlarıyla kesin bir teknolojiye bağlamak, tefekkür olabilir ama tefsir hükmü olmaz. Yani “olabilir mi?” diye düşünmek başka, “böyledir” diye hüküm kurmak başkadır.

Aynı şekilde Ay’ın Dünya’ya aynı yüzünü göstermesi de elbette Allah’ın kudretinden bağımsız değildir. Fakat bunun ilmî açıklaması kütleçekim kilitlenmesidir. Biz buna “tesadüf” demeyiz; “Allah’ın koyduğu ölçülü nizam” deriz. Ama bu nizamdan “demek ki Ay bir gözetleme kamerasıdır” neticesi çıkmaz. Çünkü o artık gözlemden çıkan ilmî sonuç değil, ayrıca delil isteyen yorumdur.

Benim üzerinde durduğum nokta tam olarak budur: Tefekkür kapısı açıktır; fakat tefekkür, kesin iddianın yerine geçmez. Allah’ın kudretini, sünnetullahı, melekûtu, bilinmeyen hikmetleri inkâr etmeyiz. Lakin gaybî bir varlık, şeytanî ordu, metafizik saldırı merkezi veya Ay’ın yapay oluşu gibi iddialar ortaya konulacaksa, bunlar ya sahih nassla ya da denetlenebilir ilmî delille desteklenmelidir.

Bu sebeple senin “ihtimal olarak tefekkür edilebilir mi?” dediğin yere itirazım yoktur. İtirazım, ihtimalin kesin bilgi gibi sunulmasına ve âyet-hadislerin bu kesin iddiaya delil yapılmasına yöneliktir. Çünkü Kur’ân’ın vakarı da, hadisin hürmeti de bunu gerektirir.

Kâinat Allah’ın kitabıdır; Kur’ân da Allah’ın kelâmıdır. Bu iki kitabı beraber okurken hayretimizi koruruz, fakat ölçümüzü de kaybetmeyiz. Bilmediğimize “bilmiyoruz” demek ilimdendir. İhtimale “ihtimal”, delile “delil”, gayba da “gayb” demek usûlün selâmetidir.

Zarif ve edepli cevabın için tekrar teşekkür ederim değerli kardeşim...

__________________
Muhammedün Tâcü Ruslillâhi Qâtıbeten; Muhammedün Sâdiku’l-Akvâli ve’l-Kelimi.
Alıntı ile Cevapla
 

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148