murakip Nickli Üyeden Alıntı
Şeriat, hüküm verirken batın'a değil, zahir'e bakar. Kişinin kemâlatı ve ona keşf yoluyla ilham olunan bilgiler bizzatihi Allah'ın ikramıdır fakat bireyseldir. Havasın halini avam'a tatbik etmek adaletli olmayacağından, Allah da muazzam adaletiyle küll'iyi cüz'inin elde ettiklerinden sorumlu tutmamıştır.
Kur'an'da ve sünnette, müslümanların kalp gözünün açık olmasına, keşfe, ilhama mazhar olunmaya dair çaba göstermesi teşvik edilmemiştir. Bilakis; ehl-i sünnet akaidinde İman, söz ve ameldir yani zahirdir. Artıp eksilmesi ise batında tesir sahibi olan yönüdür. Şeriat olaya duygusal değil hükümsel yaklaşır; kamil İmanlı mü'min ile, günahkar mü'minin haklarını aynı derecede korur.
----
İmam Azam’a göre, iman, artma ve eksilme kabul etmez. İman ne artar ne de eksilir. (bk. el-Vasiyye s, 72)
b. İmam Malik şöyle der: İman söz ve ameldir, artar ve eksilir. (Tertibu-l-Medarik , 2/47)
c. İmam şafii’ye göre, iman söz ve ameldir, artar ve eksilir. (bk. İbn Abdul-ber, el-intiksa, s.81; Beyhakî, Menakıbu’ş-şafiiye, 1/387-93)
d. İmam Ahmed’e göre iman söz ve ameldir, artar ve eksilir. (bk. Ahmed b. Hanbel, Usulu’s-Sünne, 1/34)
e. Cumhura göre: İman artar ve eksilir. (Acurri eş-Şeria s, 117; İbn Batta, el-İbanetü-l-Kübra 2/813; Nevevi Şerhu Müslim, 1/146)
----
|