Alıntı:
Mesturu Nickli Üyeden Alıntı
Selamun Aleyküm Havas Ehli, Kıymetli İlim Talebeleri ve Sırra Vakıf Üstatlar,
İlk hasbıhalimizde harflerin kuru birer sembolden ibaret olmadığını, her birinin kainatı oluşturan dört ana unsurun (Ateş, Hava, Su, Toprak) birer tecellisi olduğunu belirtmiştik. Bugün, bu kadim ilmin biraz daha derinlerine inip, bir ameliyenin (vefk, azimet veya tertip) neden tutmadığını ya da neden ters teptiğini açıklayan "Mizaç Kimyası ve Harf İmtizacı" konusunu açıyoruz.
Havas kitaplarında formüller verilir ancak işin bu mutfak kısmı genellikle "Ehline malumdur" denilerek gizlenir. Gelin, o perdeyi biraz aralayalım.
1. Elementlerin Dost ve Düşman Kutupları (İmtizaç Sırrı)
Doğada olduğu gibi, harfler aleminde de elementlerin birbirleriyle olan ilişkileri ameliyenin kaderini belirler.
Tabii Dostlar (Uyumlu Harfler): * Ateş ile Hava: Hava ateşi körükler, tesiri büyütür ve hızlandırır.
Su ile Toprak: Su toprağı besler, bereketi ve kalıcılığı artırır.
(Eğer bir muhabbet veya rızık vefki yapıyorsanız, bu elementlerin harflerini bir arada eritmek rahmani tesiri zirveye çıkarır.)
Tabii Düşmanlar (Zıt Harfler):
Ateş ile Su: Su ateşi söndürür. Bu iki gruptan harfler dengelenmeden yan yana gelirse ameliye iptal olur.
Hava ile Toprak: Hava toprağı savurur, sabitlemeyi engeller.
(Bir celp çalışmasında bu iki zıt grubu plansız karıştırırsanız, hadimler arasında çatışma çıkar ve çalışma akim kalır.)
2. Harflerin Nurânî ve Zulmânî Ayrımı
Detaylara inerken gözden kaçırılmaması gereken en kritik nokta, harflerin sadece elementlerine göre değil, Nurânî (Işık saçan) ve Zulmânî (Karanlık/Perdeli) olarak da ikiye ayrılmasıdır. Hurûf-u Mukatta'a (Kur'an'daki şifreli başlangıç harfleri: Elif, Lam, Mim, Sad, Ra, Kaf, Nun... gibi 14 harf) Nurânî harflerdir. Geri kalan 14 harf ise Zulmânî sınıfındadır.
Sır: Rahmani bir hacet, şifa veya nur celbi yaparken seçeceğiniz esmaların veya ayetlerin içeriğinde Nurânî harflerin ağırlıkta olması, o çalışmanın frekansını doğrudan ulvi alemlere bağlar.
Pratik Bir Havas Formülü: "Kamer'in Menzili ve Harf Uyumu"
Bir tertibe başlayacağınız zaman sadece günün saatine (Güneş, Venüs, Merih saati vs.) bakmak yetmez. O gün Kamer'in (Ay'ın) hangi burçta (yani hangi elementte) olduğunu bilmeniz gerekir.
Ay, Ateş burçlarındayken (Koç, Aslan, Yay): Sadece Nârî (Ateş) harfleri içeren esmaların zikri veya vefki etkilidir. Bu vakitte kalkıp Su karakterli bir çalışma yapmak, akıntıya karşı kürek çekmektir.
Ay, Su burçlarındayken (Yengeç, Akrep, Balık): Şifa, kalpleri yumuşatma ve rızık kapılarını açma çalışmaları için Mâî (Su) harfleriyle amel edilir.
4. Havasta En Sık Yapılan Hata: İsim Mizaç Çatışması
Bir kişinin ismi ile talep ettiği hacet arasında element savaşı varsa, zikirler kişiye ağır gelebilir, baş ağrısı veya daralma yapabilir.
Örnek: İsminin ebcedinde Toprak (Turâbî) harfleri çok yoğun olan (ağır kanlı, garantici, sabit) bir insan, hayatına hız ve heyecan katmak için sürekli Ateş (Nârî) karakterli celp zikirleri çekerse, kendi içindeki toprak ve ateş çatışır. Toprak kurur, çatlar; kişi ruhsal bir bunalıma (celal patlamasına) girebilir.
Çözüm: Toprak mizacındaki birine doğrudan ateş yüklemek yerine, araya köprü görevi görecek Hava (Hevâî) karakterli bir esma veya ayet eklenerek mizaç yumuşatılır.
Kıymetli dostlar; havas, sadece sayıları üst üste toplama ilmi değildir. Havas, harflerin ruhunu tanıma, onları bir kimyager gibi birbiriyle potada eritme sanatıdır. Elementini bilmediğiniz harf, dilini bilmediğiniz bir yabancı gibidir; size itaat etmez.
Konuyu çok fazla dağıtıp sırrı aşikar etmemek adına şimdilik burada noktalıyorum. Soru, görüş ve tecrübeleriyle konuyu zenginleştirecek üstatların kelamlarını merakla bekliyorum.
Vesselam...
|
Hoşgeldin Kıymetli kardeşim müsadenle bir iki notta ben düşeyim konuya, beyanınızda işaret ettiğiniz nokta mühimdir, lakin harf ilmi, yalnız unsur cetvelleriyle veya ebced toplamlarıyla okunacak bir saha değildir. Harfin mizacı vardır, fakat o mizaç sadece nârî, hevâî, mâî, türâbî taksimiyle tamam olmaz. Harfin mahreci, sıfatı, nefesi, adedi, tertipteki mevkii, kendinden önceki ve sonraki harfle imtizacı, kelimedeki vazifesi ve mânaya hizmeti birlikte okunmadıkça hüküm eksik kalır.
Bu sebeple bazı tertiplerin tutmaması yalnız “sayı yanlışlığı”ndan değildir. Bazen harf doğru, sayı doğru, vakit doğru görünür; fakat harfin makamı ile niyetin makamı uyuşmaz. Bazen de kelime zahirde rahmet taşır, fakat okuyanın hâli celâl kapısını tahrik eder. İşte bu noktada havâs ehlinin susması cehaletten değil, emanete riayettendir.
Şunu da ayırmak gerekir, Harf müstakil müessir değildir. Harfe kudret isnat eden tevhid mizanını bozar. Harfi tamamen kuru sembol gören ise işaret dilinden mahrum kalır. Doğru yol ikisinin ortasıdır. Harf ne ilâhtır ne de boş çizgidir. Allah’ın kelâmında yer aldığı nispetle bir edep, bir ölçü, bir remiz ve bir nizam taşır.
Nurânî ve zulmânî ayrımı da bu mizanla anlaşılmalıdır. Zulmânî denilen harfler şer veya habis demek değildir. Bu, harfin perdeli cihetine, yoğunluğuna ve mânanın zuhûr tarzına dair bir tabirdir. Yoksa Kur’ân’ın hizmetine giren hiçbir harf hakir görülmez. Harfin şerefi, bağlı olduğu kelâm ve hizmet ettiği mânadadır.
Harfleri birbiriyle “potada eritmek” tabiri güzeldir, fakat potanın adı şeriat, ateşi ihlâs, terazisi edep olmalıdır. Aksi hâlde kişi harflerle amel ettiğini zannederken kendi vehmiyle amel eder. Çünkü harf ilmi, ehliyetsiz elde süratli netice değil, süratli karışıklık doğurur.
Bu yüzden ben bu bahislerde çok açık konuşmayı doğru bulmam.
Velhasıl, Havâs, sayıyı çoğaltma sanatı değil, harfin makamını, kelimenin nefesini, niyetin yönünü ve şeriatın hududunu aynı anda okuyabilme ilmidir. Bu dörtlü mizan korunursa tertip edep üzere yürür, biri eksik kalırsa netice ya susar ya da sahibini kendi noksanıyla yüzleştirir.
__________________
Muhammedün Tâcü Ruslillâhi Qâtıbeten; Muhammedün Sâdiku’l-Akvâli ve’l-Kelimi. ﷺ
|