Alıntı:
imas Nickli Üyeden Alıntı
Ben söylenecek bir şeyi kesin ve net söylerim
Verdiğin örnekler levhi mahfuz Allahın ilminde bir sırdır, zamandan münezzeh yaratıcının zaman kavramını bu dünya için bize verdiği zamanla bir tutmak doğru değildir,
Arafta bekleme süresi 50 bin yıl, bu kadar süre bize hayaldir fakat Allah katındaki zamanını biz bilemeyiz
Hz peygambere gösterilen cennet ahiretin cenneti ve bizim zaman kavramımızın dışında bir zaman dilimi
o zaman cehennem henüz kurulmadığı için zaman hiç yok anlamı taşır
Ve bu ateist einstein in göreceli zaman teorisinin gerçek olduğunu ispatlar
|
Söylediğin her şeyi kesin ve net söyleyen biri olarak, benim de sana cevabım net ve katidir: Senin düştüğün en büyük yanılgı, bizim "Zaman bir küredir" derken Allah'ın zatî sıfatlarından bahsettiğimizi zannetmendir. Biz "Allah katında zaman küredir" demiyoruz; Allah zamandan zaten münezzehtir, O'nun için küre de yoktur, çizgi de yoktur. Biz, Allah'ın yarattığı o Levh-i Mahfuz düzleminin ve mahlukatın kader bağının kendi içindeki geometrisinden bahsediyoruz.
Bana "O zaman cehennem henüz kurulmadığı için..." diyerek en büyük akaid hatasını yaptın. Ehl-i Sünnet vel Cemaat akidesinin en temel kurallarından biri şudur: "Cennet ve Cehennem şu an yaratılmıştır ve mevcuttur." (Bkz: Taftazânî, Şerhu’l-Akaid).
Cennet ve cehennem gelecekte kurulacak bir şantiye değildir; şu saniyede mülk aleminde bir yerlerde vardır ve yaratılmıştır. Hz. Peygamber (s.a.v.) Mi'rac'da giderken var olmayan hayali bir illüzyonu değil, şu an zaten yaratılmış olan o mekânları ve o mekânların içindeki zamansızlık boyutunu müşahede etmiştir. Olmayan bir şeyi görmek peygamberlerin sıfatı değildir; peygamberler hakikati görür.
Araf'taki 50 bin yıllık bekleme süresini örnek vermişsin. İşte bu örnek, zamanın düz bir çizgi olmadığının en büyük kanıtıdır.
Dünya zamanıyla birkaç bin yıl süren insanlık tarihi, ahiretin tek bir gününde 50 bin yıl olarak yaşanacaktır. Bu ne demektir? Zaman, bükülebilen, genişleyebilen ve her boyutta farklı tecelli eden kürevi bir yapıdır. Eğer senin zannettiğin gibi zaman dün-bugün-yarın diye akan katı bir demir ray (çizgi) olsaydı, dünyanın 24 saati ahiretin 50 bin yılına denk gelemezdi. Havas alimi "Zaman küredir" derken, zamanın bu esnekliğini, dikey ve yatay olarak her anı içinde barındıran o katmanlı yapısını kasteder.
Bizi Einstein'ın teorisini savunmakla ve Allah'ın zamanını inkâr etmekle suçlamışsın. Einstein, zamanın izafiliğini (göreliliğini) 1905 yılında matematiksel olarak formüle etti. Şeyh-ul Ekber Muhyiddin İbnü'l-Arabî ise Einstein'dan tam 700 yıl önce Fütûhât-ı Mekkiyye’de zamanın dalga boylarını, ruhanî boyuta geçildiğinde dünün ve yarının nasıl tek bir noktada toplandığını (An-ı Daim) satır satır yazdı.
Şimdi soruyorum: Bir hakikati ateist bir fizikçinin de matematiksel olarak keşfetmiş olması, o hakikati İslam dışı mı yapar? Bugün fizikçiler atomun varlığını ispat edince "Bu ateistlerin teorisidir, İslam'da atom yoktur" mu diyeceğiz? Einstein uzay-zamanı eğip büken o kütleçekimini bulmadan asırlar önce, havas alimleri kalbi bir halvetle o zaman perdesini bizzat yırtıp geçiyorlardı.
Anı daim
Tecedsüdü emsal konularına yoğunlaşırsanız anlayacaksınızdır