Tekil Mesaj gösterimi
  #6  
Alt 12.06.26, 12:48
Mesturu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
☆Mesturu Mesturu isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Vefali
 
Üyelik tarihi: 10.06.26
Bulunduğu yer: Sırrın Kucağında
Mesajlar: 389
Forum Puanı: 203
Etiketlendiği Mesaj: 32 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
imas Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Hanefi olan biri ben maturidiliği kabul etmiyorum
Veya
Şafi veya maliki biri ben eşariliği kabul etmiyorum derse
Ehli sünnetten çıkıyorsa ( bunun kararını kim veriyor)

O zaman hanbeli mezhebinde olanlar ne oluyor?
İslam'da aforoz mekanizması (Hristiyanlıktaki gibi bir kilise) yoktur; yani tek bir şahıs oturup "Sen çıktın, sen girdin" demez. Bu kararı, ümmetin asırlardır süzülüp gelen "İcmâ-ı Ümmet" (Alimlerin ortak ittifakı) ve "Usul-i Din" (Dinin temel kaideleri) mekanizması verir.
Kararın Temeli: Bir Hanefî, durup dururken "Ben Matürîdîliği kabul etmiyorum" dediğinde, eğer reddettiği şey İmam Matürîdî’nin şahsı değil de onun savunduğu "Aklın ve naklin dengesi, kulun cüzi iradesi, Allah'ın zamandan münezzehliği" gibi Ehl-i Sünnet'in ana umdeleriyse; o adamı Ehl-i Sünnet'ten çıkaran şey keyfi bir karar değil, Ehl-i Sünnet'in asırlık inanç sınırlarını bizzat kendisinin ihlal etmesidir. Alimler (mesela İmam Gazâlî, İmam Taftazânî, İmam İbn Âbidîn) kitaplarında bu sınırları mermer gibi çizmişlerdir. Kararı o kurallar verir.
2. O Zaman Hanbelî Mezhebinde Olanlar Ne Oluyor?
İşte o üstadın hiç bilmediği, fıkıh tarihinde "Eseriyye / Selef-i Sâlihîn Akidesi" denilen o muazzam ayrım tam olarak buradadır. Hanbelîlerin durumu ile Matürîdîliği reddeden bir Hanefî'nin durumu asla ve katâ aynı değildir! Neden mi?
A) Hanbelîler Kelamı Neden Reddediyor? (Meşru Gerekçe)
İmam Ahmed bin Hanbel ve onun yolundan giden müteaddit Hanbelî alimleri, Matürîdî ve Eş'arî kelamını şu yüzden reddederler: "Biz Allah'ın sıfatlarını akılla, felsefeyle tevil etmeyiz. Sahabe ve Tâbiîn bu felsefe dillerini kullanmadı. Ayette ne yazıyorsa, keyfiyetini Allah'a havale eder (Tefviz yapar), teslim oluruz." * Onların bu duruşuna İslam literatüründe Selef-i Sâlihîn Akidesi veya Eseriyye (Hadisçi Ekol) denir. Onlar Ehl-i Sünnet’in "en muhafazakar, felsefeden en uzak" kanadıdır ve inançları saf olduğu için Ehl-i Sünnet’in asıl kurucu unsurlarındandırlar.
B) Bir Hanefî veya Şâfiî Kelamı Reddederse Neden Tehlikeye Düşer? (Tuzak)
İşte kırılma noktası burası: Bir Hanefî kalkıp, "Ben Matürîdîliği kabul etmiyorum" dediğinde, gidip Hanbelîler gibi "saf, felsefesiz Selef akidesine" teslim olmuyor. Genelde ne yapıyor? Ya aklı tamamen ilahlaştıran Mu'tezile kafasına kayıyor ya da Müslümanları tekfir eden Vahhâbîlik/Müşebbihe (Allah'ı yaratıklara benzeten) çizgisine düşüyor.
Usul Farkı: Hanefî mezhebinin fıkıh usulü (Mesela İmam Pezdevî ve Serahsî usulü), akli çıkarımlara ve kıyasa dayanır. Bir adam fıkıhta Hanefî'nin o yüksek akıl mekanizmasını kullanıp, itikadda "Ben aklı ve kelamı tamamen reddediyorum" derse, kendi mezhebinin usulüyle çelişir, omurgasız kalır. Hem Hanefî fıkhı yapıp hem kelamı reddetmek mantıksal bir imkansızlıktır.

Alıntı:
Mesturu Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
İslam'da aforoz mekanizması (Hristiyanlıktaki gibi bir kilise) yoktur; yani tek bir şahıs oturup "Sen çıktın, sen girdin" demez. Bu kararı, ümmetin asırlardır süzülüp gelen "İcmâ-ı Ümmet" (Alimlerin ortak ittifakı) ve "Usul-i Din" (Dinin temel kaideleri) mekanizması verir.
Kararın Temeli: Bir Hanefî, durup dururken "Ben Matürîdîliği kabul etmiyorum" dediğinde, eğer reddettiği şey İmam Matürîdî’nin şahsı değil de onun savunduğu "Aklın ve naklin dengesi, kulun cüzi iradesi, Allah'ın zamandan münezzehliği" gibi Ehl-i Sünnet'in ana umdeleriyse; o adamı Ehl-i Sünnet'ten çıkaran şey keyfi bir karar değil, Ehl-i Sünnet'in asırlık inanç sınırlarını bizzat kendisinin ihlal etmesidir. Alimler (mesela İmam Gazâlî, İmam Taftazânî, İmam İbn Âbidîn) kitaplarında bu sınırları mermer gibi çizmişlerdir. Kararı o kurallar verir.
2. O Zaman Hanbelî Mezhebinde Olanlar Ne Oluyor?
İşte o üstadın hiç bilmediği, fıkıh tarihinde "Eseriyye / Selef-i Sâlihîn Akidesi" denilen o muazzam ayrım tam olarak buradadır. Hanbelîlerin durumu ile Matürîdîliği reddeden bir Hanefî'nin durumu asla ve katâ aynı değildir! Neden mi?
A) Hanbelîler Kelamı Neden Reddediyor? (Meşru Gerekçe)
İmam Ahmed bin Hanbel ve onun yolundan giden müteaddit Hanbelî alimleri, Matürîdî ve Eş'arî kelamını şu yüzden reddederler: "Biz Allah'ın sıfatlarını akılla, felsefeyle tevil etmeyiz. Sahabe ve Tâbiîn bu felsefe dillerini kullanmadı. Ayette ne yazıyorsa, keyfiyetini Allah'a havale eder (Tefviz yapar), teslim oluruz." * Onların bu duruşuna İslam literatüründe Selef-i Sâlihîn Akidesi veya Eseriyye (Hadisçi Ekol) denir. Onlar Ehl-i Sünnet’in "en muhafazakar, felsefeden en uzak" kanadıdır ve inançları saf olduğu için Ehl-i Sünnet’in asıl kurucu unsurlarındandırlar.
B) Bir Hanefî veya Şâfiî Kelamı Reddederse Neden Tehlikeye Düşer? (Tuzak)
İşte kırılma noktası burası: Bir Hanefî kalkıp, "Ben Matürîdîliği kabul etmiyorum" dediğinde, gidip Hanbelîler gibi "saf, felsefesiz Selef akidesine" teslim olmuyor. Genelde ne yapıyor? Ya aklı tamamen ilahlaştıran Mu'tezile kafasına kayıyor ya da Müslümanları tekfir eden Vahhâbîlik/Müşebbihe (Allah'ı yaratıklara benzeten) çizgisine düşüyor.
Usul Farkı: Hanefî mezhebinin fıkıh usulü (Mesela İmam Pezdevî ve Serahsî usulü), akli çıkarımlara ve kıyasa dayanır. Bir adam fıkıhta Hanefî'nin o yüksek akıl mekanizmasını kullanıp, itikadda "Ben aklı ve kelamı tamamen reddediyorum" derse, kendi mezhebinin usulüyle çelişir, omurgasız kalır. Hem Hanefî fıkhı yapıp hem kelamı reddetmek mantıksal bir imkansızlıktır.


Hanbelî mezhebinin kelamî ekolleri (Matürîdî ve Eş'arî'yi) reddetmesi, onların Ehl-i Sünnet dışı olduğunu değil; aksine Ehl-i Sünnet'in felsefesiz, saf ilk dönem akidesi olan 'Eseriyye / Selef-i Sâlihîn' çizgisinde durduklarını gösterir. Onlar Kelam'ı reddederken gidip tecsime (Allah'ı cisimleştirmeye) veya tekfirciliğe sapmazlar; teslimiyeti (tefvizi) seçerler
Fakat fıkıh usulü tamamen akıl, kıyas ve rey üzerine kurulmuş olan bir Hanefî, 'Ben Matürîdîliği (yani aklî müdafaayı) reddediyorum' dediği an Hanbelîleşmez; aksine kendi mezhebinin mantık silsilesini çökerterek ya Mu'tezile'nin aklî sapmalarına ya da Müslümanları tekfir eden Vahhâbî zihniyetine kapı açar. Hanbelîlerin kelam karşıtlığı meşru bir usuldür; fakat bir Hanefî veya Şâfiî'nin kendi kurumsal kelamını reddetmesi, ümmetin asırlardır üzerinde icma ettiği o Ehl-i Sünnet omurgasını parçalamaktır. Bu kararı şahıslar değil, ümmetin süzülüp gelen o ortak aklı ve icmaı verir."

Alıntı ile Cevapla
 

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148