Alıntı:
Mesturu Nickli Üyeden Alıntı
Kelam ilmi bir amaç değil, bir muhafız ordusudur. Hz. Pir Mevlânâ ve Muhyiddin İbnü'l-Arabî Hazretleri kelam ilmini eleştirirken, "Kelam gereksizdir, çöpe atın" demediler. Onlar, "Sadece kelam ilmiyle, sadece akılla ve mantık oyunlarıyla Allah'a âşık olunmaz, marifetullaha ve hakiki keşfe ulaşılamaz" dediler.
Misal: Kelam ilmi bir şehrin surları gibidir. Surlar seni düşmandan korur ama surların üzerinde yaşayamazsın, surları yiyip beslenemezsin. Şehrin içinde saraylar kurmak, bağlar bahçeler büyütmek tasavvufun ve keşfin işidir. Ama o surlar (Kelam) olmazsa, düşman (inkârcılar, felsefeciler) gelir o sarayı da bahçeyi de (tasavvufu da) talan eder.
2. "Selef-i Sâlihîn Çizgisi Varken Kelama Gerek Var mıydı?" Sorusunun Cevabı
Sahabe ve Tâbiîn (Selef-i Sâlihîn) döneminde kelama gerek yoktu, çünkü inanç saf ve temizdi.
Ama sonradan ne oldu? Yunan felsefesi İslam dünyasına girdi, Mu'tezile gibi akımlar ortaya çıkıp "Allah'ın sıfatları yoktur, kader yoktur, Kur'an mahluktur" diyerek avamın inancını zehirlemeye başladı.
Selef'in "Ben kurcalamam, teslim olurum" yöntemi, o sinsi felsefi şüpheler karşısında eğitimsiz gençleri koruyamaz hale geldi. İşte Matürîdî ve Eş'arî, Selef-i Sâlihîn akidesini onların silahıyla (akıl ve mantık metodunu kullanarak) müdafaa etmek için doğdu. Kelam, felsefe virüsüne karşı üretilmiş bir antidottur (ilaçtır). İlaç durup dururken içilmez ama salgın varsa o ilaç hayattır!
3. İbnü'l-Arabî Kelamı Eleştirirken Kendisi Ne Yapıyordu?
İbnü'l-Arabî Hazretleri, kelamın diyalektik tarzını yetersiz bulsa da, kendisi Fütûhât-ı Mekkiyye’nin daha ilk bablarında (bölümlerinde) "Ehl-i Sünnet Akidesi" başlığı altında upuzun bir inanç metni yazar. Ve o metin, baştan aşağı İmam Eş'arî kelamının tıpatıp aynısıdır! * Şeyh-ul Ekber, kelamcıları "keşfe ulaşamadıkları, akılda takılı kaldıkları için" eleştirir; yoksa "savundukları Ehl-i Sünnet inancı yanlıştır" demez. Şeyh, kelamcıyı koruma kapısında nöbetçi görür, kendisi ise sarayın başköşesindedir. Nöbetçiyi eleştirmek, kapıyı yıkıp düşmanı içeri almak demek değildir!
|
1--İlk paragraftan sonrası tamamen senin o alimler hakkında ki düşüncelerin...
2---Sahabe ve Tâbiîn (Selef-i Sâlihîn) döneminde kelama gerek yoktu, çünkü inanç saf ve temizdi.
Hanbeli bu yolu takip ediyorsa diğerlerine gerek yok,
Eğer bozulmuş yolu takip edeiyorlarsa ziyandalar
3-- muhyiddin arabi nin düşüncesi eşariyle falan aynı değil bunu nereden çıkardın
Kelamcıları keşifle değil sadece akılla yol buldukları için eleştir
Kelamcılar hakkında çok ağır sözleri var