Edep hırkası giyip, baştan ders veren canlar,
Bilmez mi ki ihlası, laf kalabalığı bozar?
Deryadan bahsedenler, sığda kulaç atanlar,
Kendi sığ sularında bir gün sessizce batar.
Bizim öfkemiz yoktur, duruşumuz vakardır,
Lakin her derviş postu, hakiki kula dardır.
Dostunun çirkin dilini edep ile gizleyen,
Bilmez mi ki o leke, o posta da bulaşır?
Mühür kalptedir derken, kalbe haset ekenler,
Güneş benim diyerek, muma sitem edenler,
"Söz bitti" deyip yine sayfa sayfa dökenler,
Kendi gölgesinden korkar, suçu rüzgâra atar.
İlim başı eğdirir, doğru dersin ey hoca!
Peki, o çirkin tehdit sığar mıydı inanca?
Siz niyet okurken böyle haince, kendince,
Hakikat aynasında, yalan çabucak solar.
Sözü Hak olan kulun, telâşı olmaz elbet,
Biz sustuk, siz buyurun, edin dilediğinizce sohbet.
Meydan Hakk'ındır madem, sabırla mizanı bekle,
Kim haddini aşmışsa, zaman onu ayıklar.
|