Alıntı:
Mesturu Nickli Üyeden Alıntı
Öyle kıymetki Kardeşim
İhlassız amel seyr başlatmaz nifak başkatır…
Cezbe ve vehbî ilim kapısını daraltırken Hızır (a.s.) kıssasını bir "istisna ve ağır imtihan" olarak kodlamışsınız. Haklısınız, şeriat terazisi esastır. Fakat çizdiğiniz merdiven o kadar katı ve dikey ki (iman \
ilim \
amel \ihlas \
takva edep \istikamet), bu katılık Üveysîlik (gıyabi terbiye) ve doğrudan cezbe ile çekilen meczup-saliklerin sülûk metodunu tamamen devre dışı bırakor Tasavvuf tarihi bu dikey merdiveni hiç tırmanmadan doğrudan kalbine indirilmiş bir aşkla "istikamet" üzere yaşayan ümmî velilerle doludur
Bu yüzden sormak istedim
|
Değerli kardeşim, evet cezbe, Üveysilik ve vehbi lütufla yürüyen kullar vardır. Biz bunu inkar etmiyoruz.
Fakat bunlar istisnai lütuflardır, herkes kendi hevesini bu kapıya nisbet edemez. Böyle olmayan, yani bu ilme kendi talebiyle giren kimsenin yolu bellidir, önce şeriat, önce akaid, önce fıkıh, önce edep, önce istikamet.
Vehbî gelen de şeriatsız olmaz, kesbi yürüyen de usulsüz olmaz.
Bizim sözümüz tam da budur. Allah’ın lütfettiği kul ayrı bahistir, kendi hevesiyle gayb kapılarını zorlayan kul ayrı bahistir. Birincisi lütuftur, ikincisi usul ister.