Alıntı:
Sadi Nickli Üyeden Alıntı

Gelin, sezaryen doğumun kutsal anlamını maneviyat ve ezoterizm prizmasından inceleyerek konuyu derinleştirelim. Yüksek boyutlarda bu çocuklar, adeta sağır ve cansız bir kayayı çatlatıp yırtarak büyümeyi başaran kutsal bir gül gibi görülür. Bu ruhların muazzam, kadim bir güce sahip olduğu söylenir. Daha bedenlenmeden önce bile, bu maddi dünyanın tüm sahteliğini, yoğun acısını, illüzyonlarını ve yalanlarını derinden hissederler; işte tam da bu yüzden saf özleri, bu yoğun enerjilerin içinde doğmaya direnir.Bir ruhun dünyada tezahür etmesi için normal döngü 9 ay, yani 42 haftaya kadar sürer; ancak bazı bebekler gelişlerini bilinçli olarak geciktirirler. Aslında bu durum, tıbbın sadece teknik bir ilerlemesi değildir; bu yüce ruhlar kendi iradeleriyle dünyevi bilimi gelişmeye zorlamışlardır. Maddenin katı kanunlarını esnetmek için insanlığı yapay, alternatif doğum yöntemlerini bulmaya mecbur bırakmışlardır.Normal doğum sürecinde hem anne hem de bebek muazzam bir ıstıraptan geçer. Güçlü ruhlar, bu acıları engellemek için zamanı kasıtlı olarak yavaşlatırlar. Dahası, Monad düzeyinde —yani kendi en yüksek İlahi "Ben"liklerinde— ince enerji alanlarını okurlar ve annenin fiziksel bedeninin doğuma dayanamayıp ölebileceğini hissederler. İçeride kalarak aslında annenin hayatını kurtarırlar. Bu ruhlar o kadar güçlüdür ki doğanın sarsılmaz kanunlarına bile meydan okuyabilirler; hatta Karmanın dokusu bile onların etrafında bambaşka bir şekilde örülür ve onları standart dünyevi bedellerden özgürleştirir.»
|
Değerli kardeşim, emeğine sağlık. Niyetini hayra yormak isterim, fakat yazıyı dikkatle okuyunca belirtmem gerekir ki metin ilmİ ve akaidİ terazide ciddi problemler taşıyor. Ruh, Allah’ın emrindendir. Allah’ın emrinde olan ruhun, Allah’ın sünnetine ve kainatta cari kıldığı kanunlara “meydan okuduğunu” söylemek tefekkür değil, akaid terazisini kaybetmektir. Ruhun bedene gelişi, doğumu, ölümü, vakti ve kaderi ruhun bağımsız tasarrufuyla değil, Allah’ın ilmi, iradesi, kudreti ve takdiriyle olur.
Sünnetullah dediğimiz şey de Allah’ın kainatta yürürlükte kıldığı ilahi kanundur. Hiçbir ruh, hiçbir enerji, hiçbir “yüksek benlik”, hiçbir ezoterik mertebe Allah’ın kanunlarına meydan okuyamaz. Mucize de, keramet de, şifa da, doğum da, ölüm de ruhun kudretiyle değil, Allah’ın yaratması ve kudretiyle meydana gelir. Metindeki en problemli taraf ise Kudret, hikmet ve tasarruf Allah’a verilmesi gerekirken “yüce ruhlar”, “kendi iradeleriyle bilimi zorladılar”, “doğanın kanunlarını esnettiler” gibi ifadelerle neredeyse bütün güç ruha yüklenmiş. Bu, İslami tefekkür dili değil, tevhid çizgisini zorlayan ezoterik bir dildir.
Ayrıca “karma”, “monad”, “yüksek boyut”, “ilahi benlik” gibi kavramlar bizim akaidimizin kavramları değildir. Gayb alanında Müslümanın ölçüsü süslü ifadeler, sezgiler ve sembolik anlatımlar değil, Kur’an, Sünnet ve sahih itikaddır.