Alıntı:
Logos Nickli Üyeden Alıntı
Değerli hocam elbet dinen söylediklerinize katılmamak mümkün değil, insan farklı bir canlı, ben burada işleyişin mekaniğini metafizikten ayırıp daha bilimsel bir açıklama getirmek istedim. Yaşadığımız evrende belirlenmiş kanunlara göre yaşıyoruz ("Şüphesiz biz her şeyi bir ölçüye göre yarattık." Kamer 49) işte burada birşeyleri ölçeklenebilir ve herkesin anlayacağı bir tabana göre anlatmak, bilimi de inançtan ayrı tutmamak istedim.
|
Değerli kardeşim, maksadını anlıyorum bilimi inançtan koparmamak niyetin güzel. Kamer 49’da bildirilen “Her şeyi bir ölçüyle yarattık” hakikati de zaten kainatta başıboşluk değil, ilahi nizam bulunduğunu gösterir. Ama burada ince ayrım şudur, Ölçüyü kabul etmek, ölçünün sahibini unutturmaz. Sebebi görmek, Müsebbib’i perdelemez.
Bilim bize işleyişin “nasıl”ını anlatır, vahiy ise varlığın “kim tarafından” ve “ne hikmetle” yaratıldığını bildirir.
İnsan bedenindeki doğum zorluğu, beyin gelişimi, pelvis yapısı, metabolik sınırlar ve doğum sonrası uzun öğrenme süreci bilimsel olarak konuşulabilir. Buna itiraz olmaz. Ama “zihinsel sıçrama olduysa bunun arkasında bilmediğimiz farklı bir etken mi var?” denildiği anda mesele artık ölçülebilir biyolojiden çıkar, gayb ve yorum alanına girer. O alanda da Müslümanın dili daha dikkatli olmalıdır. Kur’an bu dengeyi çok güzel kurar, “Biz her şeyi bir ölçüye göre yarattık” buyurur, yani kanun vardır. “Allah’ın sünnetinde bir değişme bulamazsın” buyurur, yani kainatta ilahi nizam vardır. “Sana ruhtan sorarlar, de ki ruh Rabbimin emrindendir” buyurur, yani
her şey ölçülebilir mekaniğe indirgenemez.
İşte ilimle bilimin buluştuğu yer burasıdır. Bilim sebebi inceler, ilim sebebin arkasındaki ilahi takdiri. Bilim pelvis der, beyin der, gelişim der. ilim de der ki bunların tamamı Allah’ın ölçüsü, hikmeti ve yaratması içindedir.