
21.06.26, 22:54
|
|
Daimi Üye
|
|
Üyelik tarihi: 03.12.18
Bulunduğu yer: Şimdilik Dünya
Mesajlar: 1,329
Forum Puanı: 3082
Etiketlendiği Mesaj: 148 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
|
|
Alıntı:
HâmûŞî Nickli Üyeden Alıntı
Değerli kardeşim, maksadını anlıyorum bilimi inançtan koparmamak niyetin güzel. Kamer 49’da bildirilen “Her şeyi bir ölçüyle yarattık” hakikati de zaten kainatta başıboşluk değil, ilahi nizam bulunduğunu gösterir. Ama burada ince ayrım şudur, Ölçüyü kabul etmek, ölçünün sahibini unutturmaz. Sebebi görmek, Müsebbib’i perdelemez. Bilim bize işleyişin “nasıl”ını anlatır, vahiy ise varlığın “kim tarafından” ve “ne hikmetle” yaratıldığını bildirir.
İnsan bedenindeki doğum zorluğu, beyin gelişimi, pelvis yapısı, metabolik sınırlar ve doğum sonrası uzun öğrenme süreci bilimsel olarak konuşulabilir. Buna itiraz olmaz. Ama “zihinsel sıçrama olduysa bunun arkasında bilmediğimiz farklı bir etken mi var?” denildiği anda mesele artık ölçülebilir biyolojiden çıkar, gayb ve yorum alanına girer. O alanda da Müslümanın dili daha dikkatli olmalıdır. Kur’an bu dengeyi çok güzel kurar, “Biz her şeyi bir ölçüye göre yarattık” buyurur, yani kanun vardır. “Allah’ın sünnetinde bir değişme bulamazsın” buyurur, yani kainatta ilahi nizam vardır. “Sana ruhtan sorarlar, de ki ruh Rabbimin emrindendir” buyurur, yani her şey ölçülebilir mekaniğe indirgenemez.
İşte ilimle bilimin buluştuğu yer burasıdır. Bilim sebebi inceler, ilim sebebin arkasındaki ilahi takdiri. Bilim pelvis der, beyin der, gelişim der. ilim de der ki bunların tamamı Allah’ın ölçüsü, hikmeti ve yaratması içindedir.
|
Teşekkürler hocam, açıklamalarınızın nihayetinde hep bir ışık var.
|