Çok bilmek, çok bakmak bizi yoruyor..
Bir şarkı çalıyor yan odada, dikkatimi çekiyor bir cümlesi: "Zırhı paslanmış bir kahraman gibiyim."
Eski zamanlarda yaşamış insanlarla kıyaslanamayacak kadar çok bilgiye sahibiz.
Peki bu iyi bir şey mi?
Sadece yaşadığı mahalleden, köyden ya da şehirden haberdar olan insanlarla, dünyanın bize en uzak ülkesindeki bir hadiseden anında hem de görüntülü ve sesli olarak haberdar olan bizleri bir kıyaslayalım...
Ekonomik ve siyasi gelişmeleri, istatistikleri, savaşların acılarını, açlığın hallerini, yoksullukları, günahları, fitneleri ve daha yüzlerce şeyi görüyor, hakkında bilgi sahibi oluyoruz. Oysa bu kadar çok bilgiye katlanacak kadar takatimiz yok!
Olup biten ne varsa görmek ve çok sık görmek; olup biten ne varsa duymak ve çok sık duymak; sadece alışma eşiğimizi düşürüyor ve bağışıklığımızı artırıyor.
Heyecanını ve gayretini yitirmiş cesetlere dönüşüyoruz!
Yüzlerce insanın bir kalemde katledilmesine de, bombardımanları canlı yayında seyretmeye de alışıyoruz. Tek damla gözyaşına hasret göçüp gidiyoruz bu dünyadan.
Bu kadar çok olumsuz hadiseye muhatap olan ruhumuz her şeyden ümidini kesiyor ve içimizde biriktirdiğimiz bilgilerle öylece hareketsiz kalakalıyoruz.
Biliyoruz bilmesine ama, bildiklerimizle ne bir şerri düzeltmeye kolumuz kalkıyor, ne de yolumuzdaki bir taşı ayağımızla kenara itmeye mecalimiz var.
Şarkıda söylendiği gibiyiz, "zırhı paslanmış bir kahraman gibi." Öyle ya zırhın paslanmışsa ne kadar kahraman olursan ol, hareket kabiliyetini yitirmişsen, hareketsizliğe alışmışsan bir işe yaramaz, çok şey biliyor olman seni selamete ulaştırmaz.
Bu çok bilen ama paslanmış halimizle o kadar savunmasız bir haldeyiz ki, gelen geçen bir darbe vuruyor imanımıza!
Çok bilmek, çok bakmak bizi yoruyor...
Hayber Yahudilerinden birinin siyâhi kölesi olan Habeşli Yesâr aklıma geldi.
Hani imân eder etmez Hayber'de çarpışan ve şehit olan Yesâr. Onu savaş meydanlarına atılmaya ve şehid yapmaya sadece Allah'ı ve Resulü'nü bilmek yetmişti...
Bu paslanmış kılıklardan kurtulmak için bize yetmeyen ne peki? Neyi bilmiyoruz da bize yetmiyor?
__________________
Ne senle yaşanıyor
Ne de sensiz oluyor
Şu garip bomboş dünyada..
|