İbnü’l Arabî’ye göre zekât, sadece malın belli bir kısmını fakire vermek değildir. Zekât, kulun kendisine emanet edilen her şeyin gerçek sahibinin Allah olduğunu idrak etmesidir.
1. Zekât “arınma”dır
Kur’ân’da zekât kelimesi, temizlenmek, arınmak ve bereketlenmek anlamlarına gelir.
İbnü’l Arabî’ye göre kirlenen mal değil, mala bağlanan kalptir.
Zekât, malı değil, sahibini arındırır.
2. Gerçek mülk Allah’ındır
Kul,
“Bu mal benimdir.”
dediği sürece perde içindedir.
Hakikatte ise:
“Göklerde ve yerde ne varsa Allah’ındır.” (Bakara 2/284)
İnsan malik değil, emanetçidir.
Zekât, bu hakikatin fiilî olarak ikrar edilmesidir.
3. Vermek, eksilmek değil çoğalmaktır
İbnü’l Arabî’ye göre Allah’ın isimleri sürekli tecelli eder.
Kul da el-Kerîm, er-Rezzâk, el-Vehhâb isimlerinin tecellisine mazhar oldukça cimrilikten kurtulur.
Zekâtın amacı fakiri zengin etmekten önce, zengini cimrilik hastalığından kurtarmaktır.
4. Her nimetin zekâtı vardır
İbnü’l Arabî, zekâtı yalnız mala has görmez.
İnsana verilen her nimet bir emanettir.
-Malın zekâtı: Vermektir.
-İlmin zekâtı: Öğretmektir.
-Gücün zekâtı: Hizmet etmektir.
-Makamın zekâtı: Adaletle kullanmaktır.
-Sevginin zekâtı: Merhamet göstermektir.
-Zamanın zekâtı: Hakk’a ve hayra ayırmaktır.
Yani insanın sahip olduğunu düşündüğü her şey, hakikatte Allah’ın bir emanetidir.
~Ontolojik anlamı
İbnü’l Arabî açısından zekât,
“Ben sahibim.”
vehmini kırar.
Kul şunu idrak eder:
“Veren de Allah’tır, verilen de Allah’ın mülküdür, alan da Allah’ın kuludur.”
Bu idrak, benlik ve sahiplenme duygusunu arındırır.
~Beş varlık mertebesi açısından zekât
Varlık mertebesiZekâtın anlamı
•LâhûtMutlak mâlik yalnız Allah’tır.
•CeberûtRızık ve taksim ilâhî isimlerin tecellisidir.
•MelekûtKalbin cimrilik ve sahiplenme duygusundan arınmasıdır.
•Hayâl/BerzahMal verme fiili, içteki teslimiyetin görünür sembolüdür.
•NâsûtMalın belirli bir kısmını ihtiyaç sahibine vermektir.
~Özetle
İbnü’l Arabî’ye göre zekât, mal paylaşımından önce mülkiyet vehminden arınmadır. Kul, elindekinin gerçek sahibinin Allah olduğunu idrak ettiğinde, vermek artık bir kayıp değil, ilâhî emanetin sahibinin iradesine uygun olarak yerine ulaştırılması hâline gelir.
Bu bakımdan dört temel ibadetin ortak ontolojik amacı şöyle özetlenebilir:
-Namaz: Kulun her an Allah’ın huzurunda olduğunu idrak etmesi.
-Oruç: Kulun kendi fakrını ve Allah’a mutlak muhtaçlığını idrak etmesi.
-Zekât: Kulun gerçek mâlik olmadığını, yalnızca emanetçi olduğunu idrak etmesi.
-Hac: Kulun kesretten çıkıp vahdete, yani kendi hakikatine ve Rabbine yönelmesi.
İbnü’l Arabî’nin sisteminde bu dört ibadet, insanı aynı hakikate götüren dört farklı yoldur: “Lâ mevcûde illâ Hû” (Hakiki varlık yalnız O’dur.) Bu idrak derinleştikçe ubûdiyyet de kemâle erer.
__________________
Ne senle yaşanıyor
Ne de sensiz oluyor
Şu garip bomboş dünyada..
|