Alıntı:
imas Nickli Üyeden Alıntı
İyi ile kötü hayır ile şer aynı yerde kardeşçe geçinemez ,bu Allahın kanununa İslamın ahkamına aykırıdır, ve bu konunun ispatı
Ali imran suresi 104. Ayette ayan beyan bize emredilmiştir
Siz, hayra çağıran, ma'rufu yapıp telkin eden, munkeri engelleyen bir topluluk olun. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.
وَلْتَكُنْ مِنْكُمْ اُمَّةٌ يَدْعُونَ اِلَى الْخَيْرِ وَيَأْمُرُونَ بِالْمَعْرُوفِ وَيَنْهَوْنَ عَنِ الْمُنْكَرِۜ وَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ
Veltekun minkum ummetun yed'une ilel hayri ve ye'murune bil ma'rufi ve yenhevne anil munker, ve ulaike humul muflihun.
Ayrıca
Bu ayetin tefsirini şu şekilde yapabiliriz
İyiliği emredip kötülüğü nehyetmek, İslâm düşüncesinde bireyin ve toplumun ahlaki yapısını korumayı amaçlayan en temel prensiplerden biridir. Bu kavram Arapça kökenli Emri bil maruf ve nehyi anil münker ifadesiyle de bilinir.
|
İmas hocam , paylaştığınız ayeti kerime, hakikatin dış dünyadaki tecellisi için bize düşen sorumluluğu hatırlatıyor.Ancak iyiliği emredip, kötülüğü yasaklamak(emr i bil maruf) sadece dışımızdaki insanların hatalarını işaret etmek mi,yoksa insanın kendi içindeki o hırsız ,katil rollerinin kaynağına inip,o tecellilerin arkasındaki tevhidi görerek,kendi nefsini bu hakikatle terbiye etmesi mi? Siz iyi ile kötü kardeşçe geçinenez diyerek bir sınır çiziyorsunuz. Ancak şunu sormak istiyorum kendi içimizdeki o karanlık parçalarla savaşırken, hakikati değil de kendi doğrularımızı savunuyor olabilir miyiz. Hakikatin tek sahibi vardır veO iyiyi de kötüyü de kendi şeriatının derinliği için var etmiştir.Bizim görevimiz kötülüğü yok etmek değil,kötülüğün tuttuğu o aynada kendi acizliğimizi görüp, O 'nun rahmetine iltica etmektir.Eğer biz iyiyi savunurken, kötü olanı düşmanlaştırıyorsak bu ikilik değil midir?Hakikat iyinin veya kötünün ötesinde,herşeyin sahibi olan O "nun tecellisini seyredebilen idrak makamında gizli değil midir. Bu konu da aylardır düşünüyorum soru zihnime düştü soru düştüde cvbı bilmek mi bilmemek mi onda emin olamadım hocam