Alıntı:
Karanfil gece Nickli Üyeden Alıntı
İmas hocam , paylaştığınız ayeti kerime, hakikatin dış dünyadaki tecellisi için bize düşen sorumluluğu hatırlatıyor.Ancak iyiliği emredip, kötülüğü yasaklamak(emr i bil maruf) sadece dışımızdaki insanların hatalarını işaret etmek mi,yoksa insanın kendi içindeki o hırsız ,katil rollerinin kaynağına inip,o tecellilerin arkasındaki tevhidi görerek,kendi nefsini bu hakikatle terbiye etmesi mi? Siz iyi ile kötü kardeşçe geçinenez diyerek bir sınır çiziyorsunuz. Ancak şunu sormak istiyorum kendi içimizdeki o karanlık parçalarla savaşırken, hakikati değil de kendi doğrularımızı savunuyor olabilir miyiz. Hakikatin tek sahibi vardır veO iyiyi de kötüyü de kendi şeriatının derinliği için var etmiştir.Bizim görevimiz kötülüğü yok etmek değil,kötülüğün tuttuğu o aynada kendi acizliğimizi görüp, O 'nun rahmetine iltica etmektir.Eğer biz iyiyi savunurken, kötü olanı düşmanlaştırıyorsak bu ikilik değil midir?Hakikat iyinin veya kötünün ötesinde,herşeyin sahibi olan O "nun tecellisini seyredebilen idrak makamında gizli değil midir. Bu konu da aylardır düşünüyorum soru zihnime düştü soru düştüde cvbı bilmek mi bilmemek mi onda emin olamadım hocam
|
Eğer biz iyiyi savunurken, kötü olanı düşmanlaştırıyorsak bu ikilik değil midir?
Ne yapmalıyız kötü olanı kardeşmi saymamız gerekiyor, elbette kötüyü düşman olarak görmeliyiz
Misal, şimdi kötü olan israili dost olarak mı bilelim yoksa onu düşman olarak mı görelim?
İyi olmakta insanın yada toplumun elindedir, kötü olmakta insanın yada toplumun elindedir, tercihini kötülükten yana kullanan herkes düşmandır , eğer onu düşman bilmezsek zaten bize kötülüğü domunacaktır...