Alıntı:
HâmûŞî Nickli Üyeden Alıntı
Değerli kardeşim, bir düşünceye derin hakikat demek, onu Kur’ani bir hakikate dönüştürmez. Tevhid, hayırla şerri aynılaştırmak değil, yaratmayı Allah’a, tercihi kula, hükmü ise vahye nispet etmektir. Benim kuralcı pencerem dediğiniz şey şahsi kanaatim değil, Allah’ın koyduğu huduttur. Bu hududu dar görmek, tevhidi aşmak değil henüz tevhidin nispetlerini birbirinden ayıramamaktır. Önce kavramları kendi anlamlarına iade edelim, sonra birbirimizin bakışını yargılayalım.
|
Kavramları kendi anlamına iade edelim yönündeki uyarınızı dikkatle okudum.. Şeriatın zahiri hükümlerini Allah un koyduğu hudutları ve emri bi l marufun usullerini bildiğimi, dolayısıyla bu konularda bir kafa karışıklığımın olmadığını özellikle belirtmek isterim.Derdim bildiğim kavramları öğrenmek değil,o hudutlar içinde yaşarken kalbimde beliren ve sizin tevhidi almak olarak nitelediğiniz o sancıyı paylaşmaktı. Sizin Tevhşd zıtları bir satmak değil, herşeyi Allah'ın koyduğu yere koymaktır şeklinde ki tanımınız zahiri düzeni korumak adına çok yerinde.
Benim Tevhid in bütünlüğü ve fail meselesi üzerinde ki ısrarım, aslında kavramsal bir tartışmadan ziyade zihnimdeki o ontolojik sancıyı ifade etme çabasıyd. Görüyorum ki biz meselenin farklı yönlerine bakıyoruz, siz kavramların düzeniyle zahiri bir çerçeve çizerken,ben o çerçevenin ardındaki Birlik bilincinin,yani kavramların ötesindeki o hakikat bağının peşindeyim. Belki deTevhid sadece kavramları doğru dizmek deği, o kavramların ötesindeki Tek. İ idrak etmeye çalışırken duyulan o içsel sızıdır. Tartışmamız sırasında bazen farklı dilleri konuşmuş olabiliriz,bu nedenle eğer usulün dışına çıktıysam veya bir kusurum olduysa affola.ilmi katkılarınız için teşekkür ederim.Hakkınızı helal edin.