Maide Suresi
Ahdin Sofrada, Abdestte ve Hükümde Sınandığı Sure
Maide Suresi Medeni bir suredir. Bu surede akitler, helal-haram sınırları, abdest ve teyemmüm, yiyecek hükümleri, şahitlik, adalet, Ehl-i Kitap ile münasebet, Habil-Kabil hadisesi ve Hz. İsa aleyhisselam ile havarilerin sofra talebi gibi meseleler yer alır.
Maide’nin nuzul haritasındaki yeri sadece “Medine’de indi” demekle anlaşılmaz.
Maide, müminin Allah’a verdiği sözün hayatın en küçük görünen yerlerinde bile sınandığını gösterir.
Kul iman eder, Maide ona “söz verdin, şimdi ahdine sadık kal” der.
Kul sofraya oturur, Maide ona lokmanın bile hükümden bağımsız olmadığını hatırlatır.
Kul ibadete kalkar, Maide ona beden temizliğinin kulluk kapısında bir edep olduğunu öğretir.
Kul hüküm verir, Maide ona öfkenin adaleti bozmaması gerektiğini bildirir.
Kul sınırları ağır görür Maide ona hududun daraltmak için değil, emaneti korumak için konulduğunu gösterir.
Kul geçmiş ümmetleri uzak tarih sanır, Maide onların ahdi bozdukları yerden bizim kalbimizi uyarır.
Bu surede maide, yani sofra, sadece yemek meselesi değildir. Sofra burada imtihanın sembolü gibidir. Çünkü insanın helali, haramı, şükrü, kanaati, hırsı ve Allah’ın hükmüne teslimiyeti çoğu zaman sofrada, kazançta ve gündelik tercihlerde açığa çıkar.
Demek ki Maide Suresi kula şunu söyler,
Allah ile ahdi olan kimse, hayatın hiçbir alanını başıboş görmez.
__________________
Muhammedün Tâcü Ruslillâhi Qâtıbeten; Muhammedün Sâdiku’l-Akvâli ve’l-Kelimi. ﷺ
|