Alıntı:
Noctua Nickli Üyeden Alıntı
Konu sanırım daha önce tartişıldi benim pek ilmi bilgim yok lakin bitkaç sorum var.
Allah'ın 'Arş'ın üzerinde' olduğunu iddia ediyorsunuz. Size İslam felsefesinin ve kelamının en temel sorusunu soruyorum: Arş, gökler, yönler (alt-üst) ve mekan (uzay) yaratılmış şeyler midir, yoksa Allah ile birlikte ezelden beri var mıdır?
Eğer 'Yaratılmıştır' diyorsanız (ki İslam inancı bunu emreder); o hâlde Allah, henüz Arş'ı, gökleri ve mekanı yaratmadan önce neredeydi? Mekan yokken var olan, mekana muhtaç olmayan Yaratıcı, mekanı (Arş'ı) yarattıktan sonra neden yarattığı o mekanın içine/üzerine geçme ihtiyacı duysun? Zamanı ve uzayı yaratan Allah'ı, yarattığı uzayın içindeki bir koordinata (7 kat semanın üstüne) yerleştirmek, Allah'ı yüceltmek değil; O'nu yarattığı kutunun içine hapsetmek olmaz mı?
|
Allah Arş’ın “üzerinde” değildir; Arş, Allah’ın mutlak egemenliğinin ve hakimiyetinin yaratılmış bir işaretidir. O, Arş’ı yarattıktan sonra da ezelî varlığıyla her şeyi kuşatır. “Üstte olmak” ifadesi, O’nun yaratıklar üzerindeki mutlak üstünlüğünü beyan eder — O’nu sınırlamaz.
Mekanı yaratan, mekana muhtaç olmaz. Arş’ı yaratmak O’nun için bir “ihtiyaç” değil, iradesinin ve hikmetinin tecellisidir. “Neredeydi?” diye sormak, denizi bir bardakla ölçmeye çalışmak gibidir. Deniz, bardağın içine sığmaz; bardağı yaratan da bardağın ölçülerine tabi değildir.
Bu tartışma tam da “Leyse ke-mislihi şey’un” (O’nun benzeri hiçbir şey yoktur — Şura 11) ayetinin gereğini gösterir. Allah’ı aklımızın dar kalıplarına (mekan, yön, kutu, “üstte oturmak”) hapsetmek, O’nu yüceltmek değil, küçültmektir. İman, O’nun sıfatlarını ya olduğu gibi (nasıl’sız) kabul etmek ya da tenzih ederek anlamaktır — ama her halükarda O’nu yaratılmış kategorilere sıkıştırmamaktır.
Sorunuz çok güçlü çünkü tenzihi savunuyor. Asıl tehlike de tam olarak budur: Allah’ı “bir yerde” düşünmek. Ve İslam’ın ana akımı da bu tehlikeyi yüzyıllardır reddetmiştir.