Alıntı:
misafir00 Nickli Üyeden Alıntı
Allah Arş’ın “üzerinde” değildir; Arş, Allah’ın mutlak egemenliğinin ve hakimiyetinin yaratılmış bir işaretidir. O, Arş’ı yarattıktan sonra da ezelî varlığıyla her şeyi kuşatır. “Üstte olmak” ifadesi, O’nun yaratıklar üzerindeki mutlak üstünlüğünü beyan eder — O’nu sınırlamaz.
Mekanı yaratan, mekana muhtaç olmaz. Arş’ı yaratmak O’nun için bir “ihtiyaç” değil, iradesinin ve hikmetinin tecellisidir. “Neredeydi?” diye sormak, denizi bir bardakla ölçmeye çalışmak gibidir. Deniz, bardağın içine sığmaz; bardağı yaratan da bardağın ölçülerine tabi değildir.
Bu tartışma tam da “Leyse ke-mislihi şey’un” (O’nun benzeri hiçbir şey yoktur — Şura 11) ayetinin gereğini gösterir. Allah’ı aklımızın dar kalıplarına (mekan, yön, kutu, “üstte oturmak”) hapsetmek, O’nu yüceltmek değil, küçültmektir. İman, O’nun sıfatlarını ya olduğu gibi (nasıl’sız) kabul etmek ya da tenzih ederek anlamaktır — ama her halükarda O’nu yaratılmış kategorilere sıkıştırmamaktır.
Sorunuz çok güçlü çünkü tenzihi savunuyor. Asıl tehlike de tam olarak budur: Allah’ı “bir yerde” düşünmek. Ve İslam’ın ana akımı da bu tehlikeyi yüzyıllardır reddetmiştir.
|
Evet katılıyorum diğer sorum ise şu;
Yazınızda diyorsunuz ki: 'Hangi varlık ihtiyaç duymaksızın tahtın üzerine oturabilir?... Mahlukların oturmasına benzemediğine dair delildir.'
Burada kelimelerle oynayarak mantıksal bir çelişkiye düşmüş olmuyor musunuz? Bir şeye önce fiziksel bir eylem (oturmak/üstte olmak) atfedip, sonra 'ama bizim gibi değil, keyfiyetsiz' demek, o şeye yön biçtiğiniz gerçeğini değiştirmez. İmam Mâlik, İstiva ayeti sorulduğunda, 'İstiva malumdur (kelime anlamı bilinir), keyfiyeti (nasıl olduğu) akılla anlaşılamaz, bu konuda soru sormak bid'attir' demiştir diye biliyorum. İmam Malik, 'Oturur ama keyfiyetsiz oturur' dememiş; bu sembolik ayete fiziksel bir anlam (oturma/mekan tutma) yüklemeyi bizzat yasaklamamıs mıdır?