Alıntı:
IsaiahMoshe Nickli Üyeden Alıntı
Öncelikle cevabın adına teşekkür ederim. Üzerinde durduğum konu biraz daha kişisel hayatım ve iç dünyamda yaşadıklarım diyebilirim ki hayatım genelinde hiç bir şeyin değişmediğini düşünüyorum, "acaba ben mi pasifim? - çabalamam mı gerekli?" diye aklıma bi' takım sorular geliyor fakat içimdeki umutsuzluk bir türlü peşimi bırakmıyor. Durduk yere ne kadar aşağılık birisi olduğumu düşünüyorum, geçmiş ya da gelecek bütün hayatım boyunca hiç bir konuda bir şeyler başaramamış kimse olmak beni biraz korkutuyor. Bütün bunların üstüne kendi hayatımı sonlandırma isteğim gün geçtikçe kabarıyor, ben de biraz inançsızlığıma son verip (kendimi bildim bileli İslam'a yakın değilim) takdiri Allah'a bırakıp çabamı arttırsam mı diye düşünüyorum ama nafile, duygusal dünyamı toparlayamıyorum. Kusuruma bakma lakin biraz istişare edip gerçekten tavsiye bekliyorum, çaresizim yani. İyi günler dilerim.
|
Merhaba. Öncelikle gönlünün kapılarını böylesine samimiyetle araladığın ve içindeki o ağır yükü paylaştığın için teşekkür ederim. Satırlarını okurken ruhunun nasıl yorulduğunu, ne denli çetin bir fırtınanın içinden geçtiğini derinden hissettim.
Şunu bilmelisin ki, hissettiğin bu hiçlik ve 'hiçbir şey başaramadım' yanılgısı senin hakikatin değil; yalnızca umutsuzluğun zihnine çektiği karanlık bir perdedir. İnsan bazen dünya sürgününde o kadar yorulur ki, her şeyi bırakıp gitmek, o yükten tamamen kurtulmak ister. Hayatını sonlandırma arzusu, yaşamdan ziyade bu boğucu acıdan kaçışın bir feryadıdır. Lakin unutma ki, her kışın ardında bir bahar, her derdin içinde şifası gizlidir. Bu çetin yolda tek başına yürümek zorunda değilsin; ruhunun inşirahı (ferahlığı) için ehil kişilerden, uzmanlardan destek almak da tevekkülün ve Hakk'ın yarattığı sebeplere sarılmanın bir parçasıdır.
İnanç ve maneviyat denizine dair o içsel yönelişine gelince... İçinde filizlenen 'Takdiri Allah'a bırakıp çabamı artırsam mı?' düşüncesi, aslında ruhunun O’nun sonsuz rahmetine duyduğu özlemdir. Kendini bildin bileli uzak kalmış olman, o kapının sana kapalı olduğu manasına gelmez. Tasavvufta pek ince bir sır vardır: Yüce Yaradan, kalbi kırık olanlara, acziyetini bilip boyun bükenlere her şeyden ve herkesten daha yakındır. O’na yönelmek, kusursuz bir hal sergilemek değil; en yorgun, en çaresiz halinle 'Ben tükendim, halim sana ayandır' diyerek o mutlak şefkate sığınmaktır.
Kendine bu denli acımasız davranmaktan vazgeç. Bugünden yarına her şeyin birdenbire aydınlanmasını bekleme, sadece bugün gönlüne bir damla merhamet suyu serp. Sen, yorgunluğunla ve kırgınlığınla da Yaradan'ın kıymetli bir eserisin. O karanlık perde elbet kalkacak, sabrın sonu selamet olacaktır. Asla yalnız değilsin.