Tekil Mesaj gösterimi
  #13  
Alt 11.08.26, 10:48
Biriki Biriki isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 10.03.18
Bulunduğu yer: Kayseri
Mesajlar: 41
Forum Puanı: 45
Etiketlendiği Mesaj: 7 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Karanfil gece Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Bu tür konularda zihin ve kalp disiplininin nasıl ele alındığı sıkça karıştırılabiliyor; meseleye biraz daha yakından ve İslam'ın ölçüleriyle baktığımızda tablo kendiliğinden netleşiyor:
İslâm akaidinde ve tasavvufta modern anlamdaki "zihni tamamen boşaltayım, hiçbir şey düşünmeyeyim, transa geçeyim" diye bir şey kesinlikle yoktur. İslami ölçülerde zihin hiçbir zaman başıboş bırakılmaz. Uzak Doğu kökenli meditasyonlarda amaç zihni susturmak, düşünce akışını kesmek ve zihinsel bir boşluğa (hiçliğe) ulaşmakken; tasavvuf yolunda zihin ve kalp asla boşluğa terk edilmez. Aksine orası Kelime-i Tevhit, Esma-i Hüsna veya zikir ile sürekli, uyanık ve bilinçli bir meşguliyet halinde tutulur.
İşte aradaki en hayati ve ince çizgi şuradadır: Meditasyonda zihin "susturulup" devre dışı bırakılmaya çalışıldığında, bilinç altındaki kontrol mekanizması zayıflar ve o boşluk alanı dışarıdan gelen her türlü sübtil etkiye, vesveseye ve kontrolsüz manevi dalgalanmalara açık hale gelir. Tasavvufi çalışmalarda ise zihin boşaltılmaz, tam tersine ilahi bir frekansla doldurularak kontrol altında tutulur. Murakabe dediğimiz hal bile kulun kendini yok etmesi değil, Yaratıcı'nın huzurunda olduğunu en keskin şuurla idrak etmesidir.
Zaten bugün psikologlar da açıkça uyarıyor; kişi altyapısı ve ruhsal dayanıklılığı olmadan tek başına zihnini bu şekilde boşaltmaya kalktığında, içeride ne kadar bastırılmış korku, travma ya da sıkıntı varsa aniden patlak verebiliyor. İşin ehli bir rehberin elinden tutmadan, internetten iki satır okuyarak "hadi ben de zihnimi susturayım" demek insanı darmadağın eder. Usulünü ve sınırlarını bilmediğin bir alanda körlemesine yürümek, adamı inceden inceden bunalıma da sokar, ruh dengesini de altüst eder; o yüzden bu işler şakaya gelmez.
Meditasyonun bazı biçimlerinde de aslında mesele “hiçbir şey düşünmemek” değildir. Düşünce geldiğinde onunla özdeşleşmemek, peşinden sürüklenmemek, dikkati tekrar bulunduğun ana getirmek ve zihnin üzerindeki otomatik hâkimiyetini azaltmak amaçlanır. Yani ortada mutlaka bir “zihinsel boşluk” arayışı yoktur.

Bu açıdan bakınca iki yaklaşımın elbette inanç temelleri ve kullandığı yöntemler aynı değildir. Tasavvuf bunu Allah'ı zikretme, tefekkür, murakabe ve nefsi terbiye etme çerçevesinde ele alır. Meditasyon ise uygulamanın türüne göre farkındalık, dikkat ve zihinsel gözlem üzerinden ilerleyebilir. Fakat insanın zihinsel dağınıklıktan çıkması, düşüncelerinin esiri olmaması ve daha derin bir şuur hâline ulaşması noktasında bir kesişimden söz edilebilir.

Dolayısıyla “tasavvuf zihni doldurur, meditasyon zihni boşaltır” demek bazı meditasyon biçimleri için anlaşılabilir bir ayrım olsa da, meditasyonun tamamını tarif etmez. Asıl ayrım belki de zihnin boş veya dolu olmasından çok, zihnin neye yöneldiği ve insanın o zihinsel akış karşısında nasıl bir şuur hâlinde bulunduğudur.Tasavvuf ve meditasyonun kesiştiği noktalardan biri, zihnin akışına kapılmak yerine daha uyanık ve bilinçli bir şuur hâline ulaşmaktır.

Alıntı ile Cevapla
 

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149