Alıntı:
Karanfil gece Nickli Üyeden Alıntı
Katkın ve konuyu detaylandırdığın için çok teşekkür ederim. Meditasyonun bazı biçimlerindeki farkındalık ve gözlem odaklı yaklaşımın, zihinsel akışa kapılmamak adına getirdiği bakış açısını çok net anlıyorum.
Tabii ki her iki yöntemin de zihnin dağınıklığını önleme noktasında bazı ortak noktalara temas ettiği söylenebilir; ancak aralarındaki en temel ayrım gayede ve beslendiği manevi kaynakta yatmaktadır. Tasavvuf yolundaki zikir, tefekkür ve murakabe; kulun zihnini boşluğa terk etmeyip onu Kelime-i Tevhid, Esma-i Hüsna ve ilahi bir disiplinle, Yaratıcı'nın huzurunda olma şuuruyla doldurmasını esas alır.
Dolayısıyla yöntemler arasında kısmi benzerlikler kurulsa da, inanç ve akide temellerindeki bu ince çizgiyi göz ardı etmemek gerekir. Seviyeli ve yapıcı katkın için tekrar teşekkür ederim."
|
Ben de temel ayrımın gayede ve dayandığı manevi zeminde olduunu düşünüyorum. Bununla birlikte bana gore ortak paydada insanın zihninin otomatik akışına kapılmadan kendi iç dünyasına karşı daha uyanık ve bilinçli bir şuur haline gelmesi önemli bir nokta. Yöntem ve nihai anlamlandırma farklı olsa da giderek robotlaşan ve anlam arayışının zayıfladığı bir dünyada insanın kendi varlığına ve iç dünyasına dair bir anlam arayışını surdürmesini de kıymetli buluyorum. Bu güzel ve ve seviyeli cevabınıziçin ben de teşekkür ederim.