Alıntı:
Pady Nickli Üyeden Alıntı
akletmek, iman etmeyi gerektirmez mi? dolayisiyla Bulug cagi olmadan tam akletmez diye düsünüyorum
|
Selamlar, konuya farklı bir açıdan yaklaşmak adına izninizle birkaç şey eklemek isterim.
"Akletmek iman etmeyi gerektirir, dolayısıyla buluğ çağı olmadan tam akledilmez" düşüncesi ilk bakışta akla yatkın gelebiliyor ancak kelâm ve fıkıh usûlü geleneğinde mesele çok daha katmanlı ele alınmaktadır. Oradaki akletmekten ve sorumluluktan kast edilen şey, dinî hükümlerle yükümlü olmak yani mükellefiyet değil; insanın temyiz yani idrak kabiliyetidir.
İslam düşünce geleneğinde temyiz mertebesi ile mükellefiyet mertebesi zaten birbirinden ayrı tutulur. Çocuk buluğa ermeden çok önce de (mesela 7 yaş ve sonrasındaki süreçte) iyi ile kötüyü, çirkin ile güzeli birbirinden ayırt edebilecek fıtrî bir akletme melekesine, yani temyiz gücüne sahip olmaktadır. İman etmek iradî, şer'i ve mükellefiyete dayanan bir durumken; akletmek insanın kavrama ve düşünme yetisinin erken yaşlarda faaliyete geçmesini ifade eder. Dolayısıyla tam akletmek için illaki mükellefiyet mertebesini beklemek gerekmiyor, temyiz dönemi zaten aklın ilk uyanış evresi olarak kabul edilmektedir.