Alıntı:
Karanfil gece Nickli Üyeden Alıntı
Şimdi bu 1. ev olayı hep 'dünyaya açılan vitrinimiz' diye anlatılıyor ama asıl mesele şu: O vitrin ile içerideki öz benlik birbirine uymadığında, insan hangi tarafa inanmaya başlıyor? Dışarıya gösterdiğin o ilk maske zamanla seni besleyen işlevsel bir zırh mı oluyor, yoksa içerideki gerçek kişiliği boğan görünmez bir hapishaneye mi dönüyor? Haritanın geri kalanı ne kadar harika olursa olsun, baştaki o ilk çelişki bütün sistemi kilitler mi, yoksa insan bir süre sonra kendi yazdığı o role kendi de mi inanır?"
|
Buradaki asıl mesele, 1. ev ile ‘öz benlik’ arasında bir çelişki olduğunu varsaymak olabilir. Çünkü 1. ev zaten kişinin dünyaya nasıl çıktığını, kendisini nasıl ortaya koyduğunu anlatır; haritanın geri kalanı ise bunun dışındaki diğer katmanları gösterir. Dolayısıyla farklılık her zaman uyumsuzluk değildir. Bir insanın ailesiyle, okulda, işte veya arkadaşlarıyla farklı davranması gibi… Bunlardan biri gerçek, diğeri maske değildir. Aynı kişinin farklı koşullarda farklı tarafları ortaya çıkar.
Elbette kişi 1. evinin ifade biçimiyle aşırı özdeşleşebilir ve kendisini yalnızca o rolle tanımlamaya başlayabilir. O zaman sorun 1. evin kendisi değil, kişinin haritasındaki diğer taraflara alan bırakmamasıdır. Bu yüzden mesele ‘hangisi gerçek ben?’ değil, kişinin bütün bu parçaları ne kadar bütünleştirebildiğidir.
Farklılık her zaman bir çelişki değildir; 1. ev, benliğin tamamı değil, kişinin kendisini dünyaya ortaya koyma biçimidir. Sonuçta mesele hangi tarafın “gerçek” olduğunu seçmekten çok, kişinin kendisinin farklı yönlerini fark edip bütünlüklü bir şekilde anlamasıdır.