Tekil Mesaj gösterimi
  #12  
Alt 25.08.26, 17:50
Karanfil gece Karanfil gece isimli Üye şimdilik offline konumundadır
 
Üyelik tarihi: 17.10.22
Bulunduğu yer: Edirne
Mesajlar: 159
Forum Puanı: 189
Etiketlendiği Mesaj: 9 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
BAKARA Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Esselamu aleyküm verahmetullah hocalarım
@[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] @[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] @[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] @[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
@[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
aklıma gelmeyen diğer hocalarım ve kardeşlerim.
Sorum başlıktanda anlaşıldığı üzere kilo sorunları hakkındadır.
Kilo alamayan yada veremeyen hangi Esma veyhut ayetler ile bu dedine bir çare bulabilir
Ben de bu konuya başka bir pencereden, biraz daha kökten ve farklı bir bakış açısıyla dahil olayım:
Kan Grupları ve Rh Faktörünün Derinlikleri: Klasik sistemde tahlil yapılırken ana grubun yanında Rh faktörüne bakıldığı malumunuz; ancak mesele laboratuvarda tüpe bakıp artı ya da eksi yazmakla bitmiyor. Asıl mesele, o artı veya eksi işaretinin vücudun iç dengesinde ve bağışıklık direncinde yarattığı etki. Bilimsel olarak her kan grubu ve onun altındaki Rh faktörü, sindirim kanalından giren lektinlerle farklı şekillerde karşı karşıya gelir. Örneğin 0 grubu ile A grubu aynı lektine maruz kaldığında vücudun verdiği direnç tepkisi taban tabana zıt olabiliyor. Bu yüzden zaten Rh faktörüne bakılıyor desek de, beslenme planlanırken bu faktörün hassasiyeti göz ardı edildiği için sonuç almak neredeyse imkansız hale geliyor.
0 Grubu: Sindirim asitleri ve enzim kapasitesi genelde güçlüdür; proteinleri ve et ürünlerini rahat sindirir ancak buğday, mısır ve bazı baklagillerdeki lektinler 0 grubunun yapısıyla uyuşmadığında bağırsak duvarında ciddi bir direnç baş gösterir. Özellikle 0 negatif olanlarda bu hassasiyet çok daha belirgindir; bağışıklık sistemi uyumsuz gıdayı yabancı bir tehdit olarak görüp sistemi kilitleyebilir, bu da emilim bozukluğuna veya kas-yağ dokusunda erimeye yol açar.
A Grubu: Mide asidi salgısı 0 grubuna göre daha düşüktür, bu yüzden ağır ve kırmızı etleri sindirmekte zorlanır; karbonhidratlara ve sebzelere daha uyumludur. A grubunun yapısına ters düşen hayvansal ve ağır yağlı gıdalar sindirilemediği için ya lenfatik blokajlara ya da sindirim kanalında emilim problemlerine yol açar. A negatif bünyelerde bu durum, en ufak bir beslenme hatasında mukoza bariyerinin zayıflamasına neden olabilir.
B Grubu: Süt ürünlerine ve et çeşitlerine toleransı en yüksek olan gruptur; ancak tavuk eti, mercimek ve bazı kuruyemişler B grubunun yapısıyla reaksiyona girerek metabolizmayı bloke edebilir. B negatif yapıda olanlarda ise bu blokajlar özellikle sinir sistemi ve hormonal denge üzerinde kendini göstererek metabolik bir hantallık yaratır.
AB Grubu: Hem A hem de B gruplarının özelliklerini taşıdığı için sindirim mekanizması en karmaşık olanıdır. Asit seviyesi düşük, enzim toleransı seçicidir. Doğru gıda eşleşmesi yapılmadığında vücut hem kilo vermekte zorlanır hem de hücre içi besin emilimi sekteye uğrar.
Yediğimiz sağlıklı ya da doğru seçilmiş gıdaların bile kimsede şifa olup kiminde neden hiç etki etmediğini veya tam tersi sorunlar yarattığını çözmek istiyorsak, meseleyi sadece kan grubuna bağlamak yetersiz kalır. Çünkü insan organizması tek bir etkenden ibaret değildir; kan grubu yemeğin mideye inip sindirime başlamasını sağlarken, o gıdanın vücutta kasa mı dönüleceğini, kemikleri mi besleyeceğini yoksa doğrudan yağ olarak mı depolanacağını tamamen kişinin doğuştan gelen mizaç yapısı tayin eder. Biri ne yerse yesin vücudu kurutup eritirken, diğeri en masum gıdayı bile bedeninde tutarak kalıcı kilolara dönüştürüyorsa; bu durum kan grubunun tek başına vereceği bir cevap olmadığından, konuyu kökten kavrayabilmek için mizaç gerçekliğini ve bedenin bu besinler karşısındaki genel duruşunu kesinlikle hesaba katmak zorundayız:
Sevdavi Mizaç ve Kuruluk: Soğuk-kuru mizaç yapısındaki kişiler genellikle zayıf, kuru etli ve ne yerse yesin kilo alamayan tiplerdir; metabolizmaları hızlı çalışarak vücutta nem ve yağ tutulmasını engeller. Bu mizaçtakiler kuru, bayat, tuzlu ve keskin gıdalardan kaçınmalı; sulu, ılınık, zeytinyağlı, et suyu çorbaları ve nemlendirici besinler tüketmelidir. Hareket olarak vücudu aşırı yıpratan ağır sporlardan uzak durulmalı, kas kütlesi artırıcı sakin ve düzenli ağırlık çalışmalarına odaklanılmalıdır.
Balgami Mizaç ve Soğukluk: Soğuk-yaş mizaç ise su tutmaya ve kilo vermeye karşı direnç göstermeye müsaittir; metabolizma yavaştır ve vücuttaki rutubet atılamazsa kilo vermek imkansızlaşır. Bu yapının ısıtıcı baharatlar, sıcak su tüketimi ve kuru gıdalarla desteklenmesi şarttır; soğuk ve sulu meyveler, süt ürünleri, hamur işleri ve dondurulmuş gıdalar balgamı artıracağı için tamamen kesilmelidir. Hareket olarak terletici kardiyo, tempolu yürüyüşler ve vücuttaki durgun suyu atacak yoğun fiziksel aktiviteler tercih edilmelidir.
Sindirim Enzimleri ve Safra Akışı: Kilo alamayanların çoğunda pankreasın yeterli enzim üretmemesi ya da safra akışındaki tembellik nedeniyle yenen protein ve yağlar sindirilmeden, yani vücuda fayda sağlamadan doğrudan atılır. Bunu çözmek için öğünlerde doğal elma sirkesi veya limon suyu gibi asidik destekler kullanılmalı, safra akışını hızlandıracak enginar, turp ve zeytinyağı gibi gıdalar sofradan eksik edilmemelidir.
Tersine Çalışan Kortizol ve Adrenal Yorgunluk: Normalde stres anında kortizol salgılayarak vücudu ayakta tutan böbrek üstü bezleri, yıllar süren kronik stres, uykusuzluk ve sıkıntılar yüzünden tükenir ve artık yeterli kortizol üretemez hale gelir; kişi bu yüzden ne yerse yesin enerjiyi hücrede tutamaz, adeta erir ve kemikleri sayılacak kadar zayıflar. Sağlıklı bir vücutta sabah uyanırken kortizol zirve yapıp dinçlik vermeliyken, bu kişilerde ritim tersine döner; sabah kortizol dip yaptığı için kişi uykusunu alamamış gibi yorgun uyanır, gün içinde sersem gibi gezip akşam saatlerine doğru yanlış bir canlanma yaşar. Konuştuğumuz tüm bu başlıklar baştan sona birbirini tamamlayan bir bütünün parçalarıdır; çünkü beslenme tek başına sadece bir kapıdır, ancak o lokmanın bedende uçup gidip gitmeyeceğini mi yoksa inatçı kilolar halinde üzerimize yapışıp kalacağını mi belirleyen asıl şey işte bu kan grubu ve mizaç dengesinin ta kendisidir.

Alıntı ile Cevapla
 

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149