Keramet veli kul için Allah yolunda gösterdiği çabanın onayı, motivasyonu ve veliliğin şahididir. Tasavvufta keramet seyr-ü sülüke yeni başlamış salik için tasavvuf yolunun başlangıç hediyeleri olarak görülmüştür. Salik bu ikramlar sayesinde yapmış olduğu tasavvufi yolculuğu benimser. Bununla birlikte yolun başında gördüğü bu ikramlarla oyalanması onu seyr-ü sülükünden geri bırakır. Nitekim yolun başında görmüş olduğu bu kerametler sebebi ile müridin kibre kapılması ve daha da ileri giderek mürşidini terk etmesi mümkündür. Bu durumdakiler için kerametler ikramdan ziyade yol tuzaklarına dönüşür. Süfiler kerameti kevni (maddi) ve ilmi (manevi) olmak üzere ikiye ayırırlar. Kevni kerametler mekan ve zamanda yolculuk (tayy-i mekan/tayy-i zaman), su üzerinde yürümek, havada uçmak, ihtiyaç halinde yiyecek ve içeceklerin çoğalması gibi dış duyu organları tarafından algılanabilen kerametlerdir. Süfiyye bu nevi kerametleri kabul etmekle birlikte itibar etmezler. İlmi kerametler ise süfiler tarafından manevi ve hakiki kerametler olarak kabul edilen ilim, irfan ve ahlakla ilgili kerametlerdir. Süfiyye dilinde keramet; kötü huyların güzel huylara dönüşmesidir. Süfilere göre nefsi hükmü altında tutmak ve devamlı istikamet üzere bulunmak en büyük keramet olarak kabul görmüştür.Tasavvufta ilmi keramet ehli, kevni keramet ehlinden daha faziletli görülmüştür. İsmail Hakkı Bursevi’ye göre bunun nedeni; kevni kerametlerin kainatın hakikatine dair keşifler olup henüz sülükünde vezir hükmünde bulunan velilerden zuhura gelmesidir. Öte yandan ilmi kerametler; Hakk’ın fiilleri, sıfatları ve zatı ile ilgili keşiflerdir ve sülükünde sultan hükmünde bulunan velilerden zuhur eder. Bununla birlikte tasavvuf dünyasında Abdülkadir Geylani Ebü’l-Medyen Mağribi gibi her iki keramet türünü şahsında birleştirmiş süfiler de bulunmaktadır (Bursevi, Tamamü’l-feyz, 233)
__________________
Yunusça sevgimizden anlamayana cevabımız Yavuzca olacaktır...
|