Alıntı:
haticekurt Nickli Üyeden Alıntı
Selamün aleyküm bir arkadaşım seyri süluk mertebelerini bitirmiş. Araştırma içerisinde burada ikinci seyri süluk yazan bir konu görmüştüm ama bulamadım. Buradan sonraki imtihanlar mertebeler nelerdir.
|
Mistiklerin ulaşılabileceği en yüksek seviye “ilme’l-yakin” mertebesi olup mistiklerin gayesi cennete girmektir. Tasavvufta seyr-ü sülükün sonu “ayne’l-yakin” mertebesinden “Hakka’l-yakin” mertebesine ulaşmak ve bu sayede “insan-ı kamil” olma şerefine erişmektir. Tasavvufta nihai amaç ikilikten kurtularak Hakk’a ulaşmaktır İmam Rabbani salikin seyr-ü sülükünde vahdet-i şuhüdu vahdet-i vücüdun bir sonraki aşaması olarak görmekle birlikte sülükün sonu olmadığını belirtmiştir. Ona göre asıl olan vacip ve mümkünün arasını ayıran abdiyyet (kulluk) mertebesidir. Abdiyyet mertebesi hakka’l-yakin mertebesinin karşılığıdır. İmam Rabbani vahdet-i şuhüdu vahdet-i vücüd düşüncesine karşı bir tevhid yorumu olarak ortaya koyduysa da İbnü’l-Arabi’nin ortaya koyduğu terminolojiyi kullanmaktan çekinmemiş ve İbnü’l-Arabi’nin tasavvuf dünyasındaki yerini teslim etmiştir.Vahdet-i şuhüd için ileri okuma kaynaklarına İmam Rabbani’nin Mektübat’ı başta olmak üzere Ethem Cebecioğlu’nun “İmam-ı Rabbani ve Vahdet-i Şuhüd Anlayışı”, Necdet Tosun’un “İmam-ı Rabbani’ye Göre Vahdet-i Vücüd ve Vahdet-i Şuhüd” makaleleri örnek gösterilebilir. Süfiler gerçek bilgiye ulaşma yolunda akıl ve delilin bir yöntem olduğunu kabul etmekle birlikte “ilim” kelimesi ile işaret ettikleri bu yöntemi maksada ulaşma konusunda yetersiz bulmuşlardır. Onlara göre gerçek bilginin adı marifettir. Tecrübi ve ameli bilgi anlamlarına gelen marifet; süfilerin ruhani halleri yaşayarak manevi ve ilahi hakikatleri tadarak elde ettikleri irfanın adıdır. Keşif, ilham, tecelli ve müşahede gibi araçları sebebi ile “marifet-i şuhüdi” olarak da tanımlanmıştır. Seyr-ü sülük neticesinde Hakk’a dair elde edilen bilgiye marifetullah, buna sahip olan kişiye arif-i billah denir. Marifet; tasavvufta şeriat, tarikat, hakikat diye sıralanan dört kapının dördüncüsü ve seyr-ü sülük mertebelerinin sonuncusudur. Marifetin kula dönük cephesini mücahede, şevk ve masivayı terk; Hakk’a bakan cephesini Hakk’ın salike ihsan ettiği marifet oluşturur. Marifetin insanda mekanı kalptir. Seyr-ü sülük ile manevi yolculuğunu tamamlayan salikin kalbi, Hakk’ın ve halkın hallerine vakıf olacak bir saflığa erişir. Konuyla ilgili olarak Ruveym “Marifet arif için bir aynadır, oraya baktığı zaman Mevla’sının kendisine tecelli ettiğini görür” (Kuşeyri, Kuşeyri Risalesi, 491) demektedir