Alıntı:
Sadagat Nickli Üyeden Alıntı
Merhabalar, günlük zikirlerimi çoğalttığım ve haramlardan uzaklaşmaya gayret ettiğimden beridir sürekli her akşam rüyalarda kedi, yılan görmekten bıktım, bazen de çirkin böcekler kırkayak falan. Bence nefsim bu hayvanlar olarak kendini bana gösteriyor. Çünkü başka bir sitede eskiden "zikirleri çoğalttıkça rüyada hayvanlar görürsünüz, bunlar sizin nefsiniz" diye yazı okumuştum, yanıtlar için teşekkür ederim.
Bir de mesela ne deneyimledim: rüyada evde iğrenç örümcek, kırkayak görüp dışarı süpürmeye çalıştığım ama onların tekrar ortaya çıktığını gördüğüm gün beynimden kötü düşünceleri atmaya uğraşıyordum ve sürekli çoğalıyorlardı, bu küçük istenmeyen böcekleri istenmeyen haram kötü düşünce olarak yordum.
|
Bence burada yaptığınız yorum sembolik olarak anlaşılabilir, fakat “rüyada görülen hayvan kesin olarak nefsin kendisidir” demek biraz fazla kesin olur.
Özellikle verdiğiniz örümcek–kırkayak rüyası oldukça dikkat çekici. Gündüz zihninizde “kötü düşüncelerden kurtulmalıyım” diye yoğun bir mücadele varsa, gece bunun rüyada evin içindeki küçük, iğrenç ve tekrar tekrar ortaya çıkan böcekler şeklinde sembolleşmesi psikolojik açıdan gayet mümkün. Siz süpürdükçe yeniden çıkmaları da “zihnimden atmaya çalıştıkça daha fazla geliyor” duygusunu yansıtıyor olabilir.
Tasavvufi açıdan bakıldığında ise bunu şöyle, daha ihtiyatlı ifade ederdim:
“Bu hayvanlar nefsimin kendisidir” demekten ziyade, “Benim nefsimle, kötü düşüncelerimle ve iç dünyamdaki mücadelemle ilgili bir sembol olabilir” demek daha doğru olur.
Çünkü rüya tabirlerinde aynı hayvanın herkes için aynı anlama gelmesi gerekmez. Kedinin, yılanın, örümceğin veya kırkayağın anlamı; rüyanın tamamına, kişinin o hayvana karşı hissettiği duyguya ve o dönemde yaşadığı ruh hâline göre değişebilir.
Bir de önemli bir nokta var: Zikirlerinizi artırdığınız için mutlaka hayvan rüyaları görmeniz gerektiğine dair genel ve kesin bir dini kaide yoktur. Böyle bir şeyi “zikrim arttı, demek ki nefsim hayvan suretinde ortaya çıkıyor” diye kesinleştirmek, insanı gereksiz yere rüyalarını takip etmeye ve her rüyaya anlam yüklemeye götürebilir.
Hatta sizin anlattığınız durumda daha güzel bir yaklaşım şu olabilir:
Rüyayı nefsin size verdiği kesin bir mesaj olarak değil, kendi iç dünyanızın bir aynası olarak görmek. Gündüz kötü düşünce geldiğinde onunla sürekli savaşmak yerine, “Bu sadece bir düşünce; ona uymam gerekmiyor” deyip üzerinde durmadan zikrinize ve günlük işinize devam etmek.
Dolayısıyla örümcek ve kırkayakları “istenmeyen düşünceler” şeklinde yorumlamanız bana, “nefsimin kesin görüntüsü” demenizden daha makul geliyor. Fakat bunu da kesin bir tabir değil, sizin yaşadığınız dönemle örtüşen kişisel bir sembolik yorum olarak görmek gerekir.