Tekil Mesaj gösterimi
  #20  
Alt 05.10.26, 22:36
Yusufiyeli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
☆Yusufiyeli Yusufiyeli isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Manevi
 
Üyelik tarihi: 24.09.16
Bulunduğu yer: Trabzon
Mesajlar: 5,132
Forum Puanı: 1969
Etiketlendiği Mesaj: 597 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
145319 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Size bir anahtar veriyorum. Bununla en imkansız kapılar açılır Kapıyı açmak size kalmış.

Bu anahtarla edilen dualar redolunmaz. İcabeti perdesiz hissedersiniz. İlk defa O'na bu kadar yakın olduğunuzu fark edersiniz. Belki de önceden ettiğiniz dualarınızı sorgularsınız.

Ismi azamin Anahtar şudur:

Galip Esmanızı bulun.

Sizde en çok tecelli eden, en çok görünen, en çok hissettiğiniz esma hangisidir? Halim mi, Latif mi, Kadir mi, Hadi mi? O sizin anahtarinizdir

Bulduktan sonra her defasında Besmele çekerek o ismi samimiyetle zikredin.Zihniniz boş olsun

Besmele ALLAH'ın : “Ol! kün!” emrinin yerini tutar...
​Besmele, sende meknuz hakkın kudretinin seni bir anda kaplamasıdır.
​HAKK' da bir anda yok olmandır. Bunu unutma!..
​Besmeleyi bütün varlığınla söyle! Dil ile de tasdik et!.. O zaman ne oluyor ancak anlayabilirsin...

Âyet-i Kerime'de "Vele zikrullahu ekber" en büyük zikir, Allah'ı zikir demek değildir burada. Allah'tan başka zikredilecek zaten yoktur. "Vele zikrullahu ekber" en büyük zikir, sende olan galip esmâ ile, sana senden yakın olan O' nun büyük zikrine kendini sokabilmektir. O zaman, sendeki tecellî eden Allah'ın sana nasip olmuş galip esmâsı ile görür, işitir, hareket edersin ki, o senin için "İsm-i Azam" olur o esma.
İşte o an, perde kalkar.

Bütün bu tesbihat ve zikirlerin hepsinde hedef ALLAH'tır.
​Zikredici ALLAH'tır.
​Bütün zikirlerde söylenen kelimeler, lâfızlar alettir.
​Bunlara hulûs ile devamla, kalbde târifi mümkün olmayan bir hâlet hasıl olur.
​İşte asıl zikir "O" dur.
​Dikkat et "budur" demiyoruz.
​Söylenecek kelimeleri âlet olarak kullanarak kalbin harekâtına girmek lâzımdır.

​O zaman kalb bilinmeyen bir intizama girer.
​Senin haberin olmayan zikre, haberli habersiz girmektir.
​Âyet-i kerime “ve” ile başlar.
​“Ve le zikrullahu ekber”in mânâsı :
​“Yâ Habibim! O zikir var ya ALLAH'ın zikri, en büyük zikirdir.”
​Yoktan yaratılan kâinattaki intizam, idrak hududunun dışında bile durmadan tesbih hâlinde atomuyla protonuyla işlemektedir.
​Yıldızlar döner, gece gündüz olur.
​Birbirlerinin etrafında dönerler.
​Mütemadiyen bu tesbihat devam eder ki bu ALLAH'ın güçlerinin “Hakk” olarak ALLAH'ı zikretmesidir.

​Senin kalbin de bu tesbihat içinde durmadan doğuştan son gününe kadar çalışmaktadır.
​Bu senin ALLAH'a en yakın olmak hasebiyle ALLAH'ın zikrine iştirak etmeni sağlar.
​O zaman “Hakk” dan ALLAH'ın zikrine girmiş olursun.
​Erirsin, ya Mansur gibi bağırır kafan vurulur veyahut denizdeki bir damla gibi denizle bir olursun.

O andan sonra edilen dualar reddolunmaz. Çünkü dua eden siz değilsinizdir. Ne dilerseniz, O'nun dileği olur. Ve O'nun dileği asla geri çevrilmez.

Anahtar sizde. Kapıyı açmak size kalmış.
Birisi Ca’fer es Sadık’a İsm-i a’zam sordu. O da ‘’kalk, şu havuza gir ve yıkan; ben de sana lsm-i a’zamı öğreteyim’’ diye mukabelede bulundu. Mevsim kış, havuzdaki su da çok soğuktu. İsm-i a’zam öğrenmek isteyen kişi soğuktan donmamak için sudan çıkmak istedi; fakat Ca’fer es-Sadık çevresindeki zevata adamın sudan çıkmasına müsaade etmemelerini tembihledi. Bu sebeple havuzdan bir türlü çıkamayan adam ‘’Bunlar beni öldürecek’’ diye düşünmeye başladı ve Allah’a sığınıp kendisine yardım etmesi için yakardı. Ca’fer es-Sadık ve çevresindekiler bu yakarışı duyunca adamı havuzdan çıkardılar. Adam kendisine gelince, ‘’Şimdi bana ism-i a’zamı öğret’’ dedi. Ca’fer es-Sadık da ‘’ Sen ism-i a’zamı çoktan öğrendin’’ diye karşılık verdi. Adam, ‘’Nasıl olur’’ diye sorunca Ca’fer es-Sadık şunları söyledi: Allah’ın tüm isimleri en yüce ve en büyüktür. Fakat insanın kalbi masiva ile meşgul olduğu sürece Allah’ın ismini anmanın hiçbir faydası olmaz. Buna mukabil insan tüm benliğini Allah’a adamış bir ruh haliyle O’nun ismini anarsa, işte o isim ism-ia’zamdır. Nitekim sen bizim seni öldüreceğimizi düşünmeye başladığın an kalbinde Allah’ın inayetine sığınmaktan başka bir duygu ve düşünceye yer kalmamıştı ki tam bu esnada O’nun ismini andın. İşte o isim, İsm-i a’zamın ta kendisidir. Ca’fer es-Sadık’ın burada vermek istediği çarpıcı mesaj, meşhur mutasavvıf Bayazıd-i Bistami tarafından şöyle özetlenmiştir: ‘’Allah’ın lsm-i a’zamının belli bir kodu ya da kalıbı yoktur. Bu yüzden sen ol; kalbini tümüyle Allah rızasına bağla ve bu hal üzere O’nu dilediğin isimle an’’(Fahreddin er-Razi, Levaniu’l-Beyyinat sayfa 62-63 ; Suyuti el-Havi cilt 1 sayfa 397)

__________________
Yunusça sevgimizden anlamayana cevabımız Yavuzca olacaktır...
Alıntı ile Cevapla
 

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149