Tekil Mesaj gösterimi
  #13  
Alt 06.10.26, 17:48
Yusufiyeli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
☆Yusufiyeli Yusufiyeli isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Manevi
 
Üyelik tarihi: 24.09.16
Bulunduğu yer: Trabzon
Mesajlar: 5,132
Forum Puanı: 1969
Etiketlendiği Mesaj: 597 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
sersare Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
bu konuda ikiside öğrenilebilen bir şey mi yoksa yıllar yılı başlamak mı lazım yoksa bir hediye gibi bu ilmi anlatabilecek yada lutuf gibi anlatacak biri var mı ne bileyim soru sormak içinde soru sormayım dedim ama sanki öyle oldu kusura bakmayın.ama ledun ile havas ve hüddam arasındaki farkları anlamıyorum nedir.bunlardan biri ile meşgul olan biri yanınıza geldimi nasıl anlarsınız.
İlm-i ledünün en temel dayanaklarından biri Kehf süresi 65. ayettir: “Katımızdan ona bir rahmet vermiş ve tarafımızdan bir ilim öğretmiştik.” Müfessirler ve tasavvuf ehli bu ayeti, Allah tarafından özel olarak verilen bir ilim ve anlayışın mümkün olduğuna dair önemli bir işaret olarak değerlendirmişlerdir. Hızır kıssası da bu bağlamda ele alınır.
Fakat burada önemli bir ayrım var: Ledün ilmi, insanın birtakım gizli formüller öğrenerek veya belirli sayıda zikir yaparak elde edeceği bir “gizli teknik” değildir. Tasavvuf açısından daha çok Allah'ın kuluna ihsan ettiği özel bir marifet ve anlayış olarak değerlendirilir. Gazali'nin kalp, keşif ve marifet anlayışında da bilginin yalnızca kitaplardan ve duyulardan ibaret olmadığı, kalbin arınmasının idrak üzerinde etkili olabileceği vurgulanır.
İbnü'l-Arabi'nin yaklaşımında da mesele sadece “gizli şeyleri bilmek” değildir. Asıl mesele, bilginin kaynağı, kalbin hali ve ilahi hakikate ilişkin idraktir. Bu nedenle bir kişinin bazı olağanüstü şeyler söylemesi veya geleceğe dair birtakım bilgiler iddia etmesi, onun mutlaka ledün ehli olduğunu göstermez.
Havas ise başka bir alandır. Ayet, esma, dua, harf, sayı ve çeşitli tertiplerle yapılan uygulamalar havas literatüründe ele alınmıştır. Bunların tarihi ve tasavvufi bir literatürü vardır; ancak bu literatürde bulunan her uygulamayı dinen kesin olarak meşru kabul etmek doğru değildir.
Hüddam meselesi ise özellikle havas kitaplarında belirli esma, ayet veya vefklerle ilişkilendirilen ruhani/cini varlıklar üzerinden anlatılır. Bu nedenle hüddam konusu, ilm-i ledünün kendisi değildir. Hatta “ledün ilmi sahibi olmak = hüddam sahibi olmak” şeklindeki anlayışın doğru olmadığını düşünüyorum.
Tasavvuf açısından asıl dikkat edilmesi gereken şey, kişinin halinden çok ahlakı, takvası, tevazusu ve şeriata bağlılığıdır. Çünkü keramet peşinde koşmakla marifet sahibi olmak aynı şey değildir.
Kısacası; ledün daha çok ilahi bir lütuf ve marifet meselesidir, havas bir uygulama ve literatür alanıdır, hüddam ise özellikle havas geleneğinde ruhani varlıklarla ilişkilendirilen ayrı bir kavramdır. Bunları aynı şey gibi görmek doğru değildir.

__________________
Yunusça sevgimizden anlamayana cevabımız Yavuzca olacaktır...
Alıntı ile Cevapla
 

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149