Alıntı:
Arma Nickli Üyeden Alıntı
1991 - Beytüşşebap, Şırnak.
Elvis Presley, Hz İsa, Kalaşnikof ve korucular.
Hayatımda gördüğüm en acayip kolajlardan biri.
Keldani bir ailenin Cevizağacı köyünde yaptıkları düğüne, misafir olarak gelmiş Jirki aşireti mensubu korucular ve ilginç duvar halıları.

|
Fotoğrafa şöyle bir baktığımda, insanda hemen dönemin Doğu ve Güneydoğu'daki karmaşık atmosferini gözler önüne seren bir çağrışım yapıyor. Sosyal medyada dolaşan paylaşımlarda buranın 1991 yılında Beytüşşebap'ın Cevizağacı köyü olduğu söyleniyor; açıkçası internetteki bu tür yer ve tarih etiketleri bazen kulaktan kulağa yayılarak bazen de eski taramalardan önüne düşüyor insanın. Zaten coğrafyaya, odanın havasına, duvardaki detaylara ve dönemin kıyafet-silah envanterine bakıldığında fotoğraf, Hakkâri-Şırnak hattındaki kırsal hayatın gerçekliğini net biçimde gözler önüne seriyor.
Mesela burası, bölgenin kadim yapısı gereği Keldani veya Süryani nüfusun barındığı, duvardaki Hz. İsa tasviri gibi dini figürlerin ev kültürünün doğal bir parçası olduğu yerleşimlerden biri. Çevrede Kato Dağı'nın sarp coğrafyasıyla birlikte Kovankaya gibi eski köyler ve bölgeye hakim aşiretlerin alanları bulunuyor.
90'ların başındaki dönemi ve koruculuk sistemini ele aldığımızda, tabloyu sadece ilginç bir tesadüf olarak görmek gerçeği ıskalamak olur. O yıllarda Doğu ve Güneydoğu'da OHAL rejimi hayatın akışını tamamen kontrol altına almış durumdaydı. Bölgedeki çatışmalı ortam, devletin güvenlik politikaları ve kırsalın dinamikleri normal bir yaşam sürmeye zaten imkan bırakmıyordu.
Dönemin Geçici Köy Koruculuğu sistemi de kısa sürede coğrafyadaki aşiret ve aile yapılarıyla tamamen bütünleşmiş bir halde karşımıza çıkıyor. Zaten silah taşımak, özellikle dönemin ana piyade tüfeği olan G3'ü omuzda ya da elde gezdirmek sadece güvenlik güçlerine mahsus bir durum değil; köydeki sıradan bir vatandaşın, korucunun veya akraba grubunun gündelik hayatının ayrılmaz bir parçası. Dolayısıyla düğün kalabalığında ellerde G3 tüfeklerin gezmesi, insanların en mutlu günlerinde, düğünlerinde bile sert coğrafyanın ve çatışma ortamının getirdiği güvenlik refleksini bir an olsun üstlerinden bırakamadığının somut bir göstergesi bence.
Konunun başlığında geçen Elvis meselesine gelince; bence işin en absürt ve çarpıcı tarafı da o. Soldaki gencin oturuşu, saç şekli ve tavrı resmen 90'ların başında dağ başındaki köye bile sızan küresel popüler kültürün tuhaf bir yansıması. Duvarda kutsal tasvirler, elde G3 tüfek ve solda taze Graceland çıkışlı Elvis havası bir arada durunca, insan bu topraklardaki hayatın hiçbir kalıba sığmayan katmanlı yapısını çok daha iyi hissediyor.