Arapça metin (okunan kısım):
“Allahümme innî es’elüke bi-letâifi mağfiretike ve avâzimi kudretike en tüsahhira lî hâdime hâzihi’s-sûreti’ş-şerîfe illâ mâ ıttale’a ...” ve devamında şeridah, şeridah, meridah, meridah gibi ilahi isimler/vefk kelimeleri, ardından “bi-hakkı men kellemehu Mûsâ teklîmâ alâ cebeli’t-Tûr, el-Vahâ, el-acel, es-sâ’a” geliyor.
Türkçe anlamı (genel):
“Allah’ım, mağfiretinin letaifleri ve kudretinin azimetleri (kesin hükümleri) hakkı için senden isterim: Bu şerefli surenin hizmetçisini (ruhaniyetini) bana musahhar kıl. [Ardından gelen isimler] ... Tur Dağı’nda Musa ile konuşanın hakkı için; hemen, çabuk, şimdi (el-vahâ, el-acel, es-sâ’a).”
Son satır:
“Ve bir ihtiyacın olursa bu şerefli sureyi oku ve de ki: ‘Ecib yâ Abdelkerîm’ (Cevap ver ey Abdülkerim).”
|