Alıntı:
Mehmet Efe Nickli Üyeden Alıntı
Selamün aleyküm. Bir çok kıssa da blupa ermeden hatta daha anne karnındayken dahi haram yemenin , Allah'a Celle Celaluhu giden yolda büyük bir engel olduğu söyleniyor. Bilginiz var mı?
Mesela Beyazidi bistami Hazretleri hakkında bir kıssa var. Annesi , o daha küçükken çok ağladığı bir zamanda susması için komşudaki çorbaya parmağını banım Beyazidi bistami Hazretlerine içiriyor. Sadece bir parmak kadar miktar içeriyor. Yıllar Sonra bu olay Beyazidi bistami Hazretlerinnin ibadetten zevk almasına engel oluyor. Sonra Beyazidi bistami Hazretleri annesini helallik alması için o komşuya gönderiyor. O ibadet zevki geri geliyor.
İbrahim Bin Ethem Haztetleride bir gün geceleri sadece meleklerin gelip ibadet ettiği bir mescitte ibadet ediyor. Bu mescid normal insanlara gece girmek yasak çünkü melekler gece gelip ibadet ediyormuş ama İbrahim Bin Ethem Haztetleri büyük zât oldugu için ona izin veriyormuş millet. Bir gün gece yine ibadet ederken iki meleğin konuşmasına şahit olur. Biri diğerine İbrahim Bin Ethem Haztetleri'ni övüyor. Diğeri de diyor ki ha şu belli bir süredir (ne kadar oldugu aklıma gelmiyor) Allah'ın Celle Celaluhu kendisinin ibadetlerini kabul etmediği İbrâhim Bin Ethem diyor. İbrâhim Bin Ethem bunu duyuyor. Meslekte sebep olarak diyor ki bir gün sen çarşıdan alışveriş yaparken satıcı yanlışlıkla bir kaç tane fazladan koydu sende onları yedin bu sebeple kabul olunmuyor.
Başka bşr kısaasa ise Osmanlı zamanında tulumları delen bşr çocuk varmış. Millet artık çok şikayet edince ailesine söylemiş. Babasıda hanımına demiş hele bir düşün ne hata ettikte böyle oldu. Sonra demiş ki hanımı, bir gün hamileyken çok canım limon çekti bende komşudaydım o komşunun evşdneyki limonu delip biraz o limon suyundan içtim. Bu çocukta bu sebeple şimdi milletin tutlumlarını deliyor. Sen o komşudan helallik iste demiş. Helallik alınca o çocuk düzelmiş.
Yani bu tür şeyler gerçekten var mı? Doğru mu?
|
Bana göre bu meseleye Kur’an’ın ortaya koyduğu ferdi sorumluluk ilkesi açısından bakmak gerekir. İslam’da herkes kendi yaptığından sorumludur. Nitekim En’am suresinin 164. ayetinde, “Hiçbir günahkar başkasının günah yükünü yüklenmez” buyrulmaktadır. Fatır suresinin 18. ayeti de kişinin, yakını bile olsa bir başkasının günahını üstlenmeyeceğini açıkça bildirir.
Bu bakımdan, annenin hamilelik sırasında yaptığı bir hatanın veya yediği haram bir lokmanın günahının çocuğa geçtiğini, bunun sonucunda çocuğun ileride ibadetten zevk alamadığını ya da kötü davranışlar sergilediğini kesin bir dini hüküm gibi anlatmak bana doğru gelmiyor. Böyle bir iddia için ayrıca güvenilir bir dini delil gerekir.
Elbette haramdan sakınmak, helal lokmaya dikkat etmek ve kul hakkını gözetmek önemlidir. Anne ve babanın davranışları da çocukların yetişmesinde etkili olabilir. Fakat bunlar, anne ve babanın günahının çocuğa geçtiği anlamına gelmez.
Anlatılan kıssalar ibret amacıyla aktarılmış olabilir. Ancak bir kıssanın anlatılması, onun mutlaka yaşandığını veya içindeki sebep-sonuç ilişkisinin dinen kesin olduğunu göstermez. Bu sebeple Beyazıd-ı Bistami ve İbrahim bin Edhem hazretleri hakkında nakledilen bu tür menkıbeleri, kaynaklarını araştırmadan kesin bilgi olarak kabul etmemek gerekir.
Kuran her fırsatta mükellefiyetin dolayısıyla da suç ve cezanın bireyselliğine vurgu yapmaktadır. Kuran öğretisinde, ''hiçbir günahkar bir başkasının günahını yüklenmez'' (Fatır suresi 18.ayet) prensibi esas olduğuna göre, mesela babamızın yediği erik yüzünden bizim dişimizin kamaşması asla mevzubahis olamaz. Hz. Aişe Ebu Hüreyre’nin ‘’Veled-i zina üç şerlinin en şerlisidir.’’ Şeklinde naklettiği hadisi duyunca ‘’ Allah Ebu Hüreyre’ye rahmet etsin Hadisi yanlış ve eksik işitmiş’’ der ve ardından ‘’Bu hadis bir münafıkla ilgilidir. Resulullah o münafığın soyunu sopunu sorunca, insanlar onun veled-i zina olduğunu söylediler. İşte o zaman Rasulullah, ‘o veled-i zina üç şerlinin en şerlisidir.’ Buyurdu. Yoksa Kuran, ‘Hiç kimse bir başkasının günahının yükünü yüklenmez’ (Fatır süresi 18;39.ayet, Enam suresi 164. Ayet, İsra suresi 15;35.ayet, Zümer suresi 7. Ayet, Necm suresi 38. Ayet Vav ilavesiyle 6) buyururken Rasulullah nasıl böyle bir söz söyleyebilir diye serzenişte bulunur. (Kaynak: el-İCABE Bedreddin ez-Zerkeşi’nin (ö. 794/1392), bazı sahabilerin hatalı rivayetleriyle ilgili olarak Hz. Aişe’nin tashihlerini ihtiva eden eseri. Tam adı el-İcabe li-iradi me’stedrekethü ʿAʾişe ʿale’ṣ-ṣaḥabe olan eserde Hz. Aişe’nin çoğu sahabi, bir kısmı tabii olan bazı kimselerin rivayet, görüş ve fetvalarıyla ilgili düzeltmeleri konu edilmektedir.)