Tekil Mesaj gösterimi
  #7  
Alt 22.10.26, 10:11
cegu cegu isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Acemi
 
Üyelik tarihi: 07.10.20
Bulunduğu yer: Türkiye
Mesajlar: 2
Etiketlendiği Mesaj: 1 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Düz Dünya Olayı

Son yıllarda dış kaynaklı yeni bir akım çok konuşuluyor ve ülkemize de sirayet etti maalesef.

Dünya düzdür!
Güneş merkezli değil dünya merkezli bir evren ve galaksi yapısı vardır.
Satanistler, şeytanı güneşle örtüştürdüğü için yaratıcı fikrine karşı güneş merkezli bir model sunmuşlardır.
Çünkü Yaratıcı/Tanrı/Allah fikrini hafızalardan silmek istemişlerdir.
Uzaya hiç çıkılmamıştır.
Aya gidilmemiştir.
Dünya sabittir ve dönmüyor.
Uçakların rotaları yalan ve yanlışdır.
Kuzey ve güney kutbu yoktur.
Kutuplar dünyanın sınırlarındaki buzdan duvarlardır ve geçilememiştir.
Kutupların arka kısımlarında başka kıtalar var.
Güneş milyon km uzağımızda değil, üzerimizde ve anlatıldığından küçüktür.
Dünyayı yöneten güçler bize yalanlar söylemişlerdir vs vs.

Evet ilk başta kulağa dikkat çekici geliyor ve bazı argümanlar inandırıcı ve ikna edici gibi de gözüküyor.

Peki bizler, akl-i selim ve kalb-i selim olarak konuya nasıl bakmalıyız?

Herşeyden önce dünyanın şu ya da bu şekilde olması bizim için önemli değil; dünyanın Allah tarafından "yaratılmış" olması bizim için önemlidir.
Allah yarattıktan sonra isterse dünya yuvarlak ya da düz , dikdörtgen yahut üçgen olsun ne farkeder!
Allah yarattıktan sonra ister dünya topaç gibi dönsün ister dönmesin ne farkeder!
Yahut Ay'a gidilse yada gidilmese bizim günlük hayatımızda ne değişecek?
Ay'a gidilip gidilmemesinin bize ne faydası var?
Kutupların ardında başka kıtalar olsa ne yapabiliriz, oraya gidip bakabilecek miyiz?
Orda insanlar yaşıyorsa gidip onlarla konuşabilecek miyiz?
Dünya sabit olsa ne olur dönse ne olur?
Bunları bilmek benim günlük hayatıma, sorumluluklarıma, ekonomik gelir düzeyime ve hayat koşturmacama ne gibi katkı sağlar?

Bizler Rabbimizin herşeyi kudretiyle yoktan var ettiğine ve hikmeti ile yarattığına iman ederiz.
Gerisi bizim işimiz değil!
Hakkında kesin ve net ayet ve hadis yoksa daha ilerisine gidip haddimizi aşmaz ve kendimizi bir bilinmezliğe sürüklemeyiz.
Ayrıca bizzat hakikatına vakıf olmadığımız şeylerde kesin konuşmamalıyız.

Elimizde bu işin hakikatını ortaya çıkaracak ne uzay mekiğimiz, ne dünyanın tepesine gidip de oradan bakmamızı sağlayacak bir başka aracımız, ne de uzayı, güneşi, ay'ı, yıldızları inceleyebileceğimiz bir süper teleskobumuz var.
Dolayısıyla elimizde bu işin aslını araştıracak teknolojik imkanımız yok.
Bizler vahye uygun bir hayat inşâ etmekle sorumluyuz.
Gerisi bizim işimiz değil.
Ayrıca dinen sorumlu bile değiliz fakat asıl dünyanın içinde sorumluluklarımız var ve yapacak işimiz de çok !

Ayrıca; hiç düşündük mü?
Bu fikir nereden çıktı?
Kimlerden çıktı?
Neden çıktı?
Niye çıktı?
Bu bilginin bize pratik hayatta ne faydası var?
Bu fikir bir oyun olabilir mi?

Bu fikir batı'da ateist ve darwinistlere karşı kilisenin desteklediği bir hristiyan misyoner düşüncesi olarak ortaya çıkmıştır.
Diyelim ki bu fikir ateistlere ve evrimcilere karşı ''yaratıcı'' fikrini destekliyor ve evrime karşı yaratılış modelini savunuyor.
İyi de bu fikri savunanların Tanrı/Peygamber/Din/Yaratılış anlayışı ile bizim iman ettiğimiz; Allah/Peygamber/Din/Yaratılış kavramları tamamen farklı!
Ortak noktamız hiç yok!

Ayrıca İslama göre ateist insan aslında yoktur ve mümkün de değildir.
Şirk içinde olan insan vardır ve o yüzden hiç bir peygamber yoktur ki şirk dışında ateizme karşı mücadele etsin.
Hiçbir şeye inanmadığını iddia eden kişi bile dünyevi değerleri, hedeflerini ve nefsini ilah edinir durumdadır.
Mekkeliler bile Allaha inanıyordu ve bugünkü tabirle ateist değillerdi.
Kur'an mekkelilere Allah vardırı ispat için değil; şirk inancı tarafından kirlenen tevhid düşüncesini temizleyip ortaya çıkarmak için gelmiştir.
Bütün varlık ve yaratılış bir Tevhid ve Şirk mücadelesidir aslında.
Zaten bir müslüman evrimci/darwinci de olamaz.

Ayrıca konuyu ve öne sürülen tezleri Enigmatik Dönem'den ve bu döneme özgü manipülasyon ve algı yönetiminden bağımsız okumayınız!

Bizler herşeyi merak etmek ve bilmek zorunda değiliz.
Evrenin sırlarını çözmek zorunda değiliz.
Her söylenene inanmak ve kabul etmek zorunda değiliz.
Her konunun içinde olmak zorunda değiliz.
Muhakeme ve firâset sahibi olmalıyız.
Bizler dünyayı düzeltmeyi/düz'lemeyi bırakalım ve önce kendimizi düzeltmekle işe başlayalım.

En nihâye;
Herşeyin en doğrusunu ve içyüzünü/bâtınını Allah bilir.

''Hakkında (gerekli ve yeterli) bilgin olmayan şeyin (aslını astarını bilmediğin mesele ve hadiselerin) ardına düşme ve (tartışmaya girme); çünkü kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan (her yaptığından) sorumludur''
(İsra 36)

Alıntı ile Cevapla
 

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149