Tekil Mesaj gösterimi
  #2  
Alt 23.10.26, 16:56
Yusufiyeli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
☆Yusufiyeli Yusufiyeli isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Manevi
 
Üyelik tarihi: 24.09.16
Bulunduğu yer: Trabzon
Mesajlar: 5,132
Forum Puanı: 1969
Etiketlendiği Mesaj: 597 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

...gerçi cahil kabahatten ve haram fiillerden içtinap eylese (kaçınsa) dahi cahilliğine yine avdet eder (döner). “Keza el-saba ade ila meradahü” (Bunun gibi, çocukluk da eski hastalığına/haline geri döner). Yine bu şekilde, şu marazından (hastalığından) halas olan (kurtulan) kimse ki zayıf ve arık bile olsa azıcık zahmet ile marazına avdet eder (hastalığı nükseder).
“Ve men lem yu’eddibhü el-saba” (Çocukken/gençken edep verilmeyen kimseyi...) Bir kimse ki onu çocukluğunda edep idip (eğitip) te'dib eylemesen (terbiye etmesen) “kema üddibe el-saba” (çocukluğun edep bulduğu gibi). “Şevle enbacu kebi” (Büyük bir fidan gibi). Olur ki sonradan doğrultulması ne mümkün, sonradan suvarılmış (sulanmış) ola. “Hatta ra’ahu mürika nadıran” (Hatta onu yapraklanmış ve taze olarak gördüğünde). Hatta sen onu gözlemiş ve bırakmış olasın, görürsün. “Ba’de ellezi ebsarat men yeise” (Ümidini kesen kimsenin gördüğünden sonra). Ba’de (bundan sonra) azıcık sen onu görmüş görürdün idi.
(Şairin) ve “ve’ş-şeyhu la yetrukü ahlakahü” (Yaşlı kimse ahlakını terk etmez) kavlinin ardınca olan beyit şu iki beytilerdir sebep-i katli olmuştur yani bu böyleydi ki Mehdi halife ol şairi zincire vurup itham etmekle ihzar eyleye (huzuruna getirte). Emir idip hitap ettikte şair acibe (şaşılacak şekilde) kapıdan dönüp gitmişti geri döndürüp ettikte sen şirkten söz bilmezsin, ihtiyarsın beni terk etme şair şimdi beni ya müminlerin halifesi dahi sen hayırlı birisin diyerek rica etmiş ben deyip katliyle emredip bu zulümden yedi senedir katlolunup cesetten selb olundu (uzaklaştırıldı) yine o şairin şu şiiridir.
“Ve iza lem testetı’ şey’en feda’hü” (Bir şeye gücün yetmediği zaman onu bırak). Sen bir şeyin icrasına kadir (güç yetiren) olamazsan sen onu terk eyleyip “ve cavizhü ila ma testeti’u” (Ve gücünün yettiği şeye geç). Sen ol şeyi saviş (bırakıp) kadir olduğun yükü yüklen. (Bu kavil İbn-i el-Ridd'in kavlidir ki der ki “Men lem yukıf inde’nteha’i hatvatihi” (Adımının bittiği yerde durmayan kimse...) Bir kimse ki adımı nihayet bulduğu yerde durmasa “tekamet anhü feshati’l-huta” (Geniş adımlar ondan uzaklaşır/adımları kısalır). Adımlarının vüs’ati (genişliği) ve gücü ve sebatı kalmayıp kusurlu olur yani dualarda kendi hareketinden endişe edip durup uykuda nahoş hareketinden ihtiraz etmelidir (kaçınmalıdır).
“Ve’l-üf’uvanü” (Engerek yılanı) ziyade şedid siyah yılandır ve insana dahi helak olup ve böyle ilanların boyu hayvan ve ebucadirdir, zira bunlar büyük sene muammer olurlar (uzun yıllar yaşarlar) ne aceb gözetirler. (Şairlerden bazılarının kavliyle ki bu mekanda der “Saramat hayaleke ba’de ma vasalat Zeyneb” (Zeyneb, sana kavuştuktan sonra hayalini kesti/uzaklaştı). Ey mahbubum (sevgilim) sana vuslattan (kavuştuktan) sonra muhabbeti kat’ı ettim (kestim). “Ve’d-dehru fihi teğayyurun ve tekallüb” (Zaman içinde değişme ve halden hale dönme vardır). Zaman gibi tağayyür (değişme) kalb edip (dönüp) indi zeval bulur. “Neşerat zevabiha ellezi tezhü biha” (Övündüğü saç örgülerini yaydı). Saçlarını döküp ve göğsünü perişan etmekle senin ilk onunla zevklenip ve iftihar ederdin. “Tihen ve re’süke ke’n-na’ametü eşşeb” (Kibirle yürürdün, başın ise kır saçlı deve kuşu gibiydi). Kibir cihetinden hal bu ki senin başın deve kuşu gibi beyazdır, murad başının saçları ağarmış demektir. “Ve estefret lima re’etke ve ma tünkiru” (Seni gördüğünde ürktü ve inkar etmedi). Ben nefret ettim şol nefis elçiliğin ki seni görüp ba’del-vefa (vefadan sonra). “Kanet tahınnü ila likaike ve tadrıbu” (Sana kavuşmayı özler ve can atardı). Evvel nefis seninle mülakat (karşılaşma) niyaz idip ve mülakatında sürurundan (sevincinden) hıffet (hafiflik) arız olur idi.
“Ve kezalike vaslü’l-ganiyati fe-innehü” (Zengin/güzel kadınların vuslatı da böyledir, şüphesiz o...) “Hasenün ve cahen lehü i’timadun hılün” (Güzeldir ve ona güvenmek bir aldanıştır). Ve tez elden müstağni (ihtiyaçsız) olan maşukalar ile muhabbet ve vuslat olunca kat'ı idip (kesip) senden kat'ı ettiklerini gibi tahkik ol maşukalarla vuslat “el-belkatü ve berkun hılbün” (Yalancı şimşek gibidir). Hali perde arkası bir sırdır ve bir uğursuz bir şeydir ki yani maşukadaki drama-i aşk mali boyledir.
“Fe-da’ı’s-saba fe-lekad adake zamanühü” (Çocukluğu/gençliği bırak, artık onun zamanı senden geçti). Sabavet (çocukluk) işlerini terk eyle, sıddık (doğruluk) zamanı seni terk etti. “Ve’zhed fe-umruke minhü mine’t-tıbbi” (Dünyaya rağbet etme/zühd hayatı yaşa, çünkü ömrün tıbba muhtaç olacak yaştadır). Sen zühd eyle senin ömründen tıp ve fener ki avan (vakit) şayidedir (aşikardır) kadar eyleydi. “Zehebe el-şebabü fe-lehü min avdetin” (Gençlik gitti, artık onun için geri dönüş yoktur). Gençlik kendi geldiği gibi gitmiştir, dönüşü yoktur. “Ve ati el-meşibü fe-eyne minhü el-mehrebu” (Yaşlılık ise geldi, artık ondan kaçış nerede?). Kocalık (yaşlılık) sana yöneldi. “Da’ anke ma kad kane fi zemani’s-saba” (Sabavet/gençlik zamanında olanları artık bırak). Sabavet zamanında olan işleri senden terk eyle. “Vezkir zünübeke ve’bkiha ya müznibü” (Ey günahkar! Günahlarını zikret ve onlara ağla). Günahlarını yad idip (anıp) ağla ey müznib (günahkar).
“Ve iza kera mınakaşatü’l-hısabi fe-innehü” (Hesaplaşma ve münakaşa yaklaştığı zaman, şüphesiz o...) Hesap ahvalini tezekkür eyle (hatırla). “La yuhsa ma macenbte fe-yektübü” (Kazandığın/işlediğin ne varsa sayılır ve yazılır). Elbette senin isyanın sayılıp ve yazılır. “Lem yensehü el-melekani hine nesitehü” (Sen unuttuğun zaman o iki melek unutmadı). Sen gahiki onu unuttukta ve unuttuğun vakitte hıfzedici (koruyucu) melekleri onu unutmaz. “Bel esbethane ve ente lahi tel'abü” (Bilakis sen gaflet içinde oynarken onlar kaydetti). Belki melekler onu sebat ile yazıp hıfzedip dururlar, hal bu ki sen lehv ü laib (eğlence ve oyun) edersin. “Ve’r-rühu fike vedi’atün ve deva’uha” (Ruh sende bir emanettir ve onun dermanı/teslim vakti...) Ruh sende bir emanettir, şu emanet koyulmuştur. “Seteraddüha bi-rağmen minke ve tüslebü” (İstesen de istemesen de onu geri vereceksin ve o senden çekip alınacaktır). Yakında sen ol ruhu denaet (alçaklık) ile red idip teslim edeceksin...

__________________
Yunusça sevgimizden anlamayana cevabımız Yavuzca olacaktır...
Alıntı ile Cevapla
 

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149