Alıntı:
murakip Nickli Üyeden Alıntı
Şöyle bir anektod da hatırlıyorum böyle putperest inanışlarına şeytanın yön verdiğine dair.
Rivayete göre Hz. Peygamber’in talimatı üzerine Hâlid b. Velîd, Nahle’de bulunan ağaçları kesmeye iki defa gitmişti. Ancak kestiği ağaçlarda Uzzâ’yı göremediği için her defasında bunu tekrarlamak zorunda kalmıştı. (İbnü’l-Kelbî, Kitâbü’l-esnâm, s. 25.) Nihayet üçüncü ağacı (Uzzâ) kesmeye gittiğinde kendisini vazgeçirmeye çalışan, simsi-yah, çıplak ve saçları dağılmış bir kadınla (kadın biçimindeki şeytan) (Yavuz, “Uzzâ”, DİA, XLII, 269) karşılaşmıştı. Diğer yandan Uzzâ’nın bekçisi bağırıp çağırıyor ve kadını Hâlid’e karşı cesaretlendiriyordu. Bunlara aldırış etmeyen Hâlid, kadını öldürmüş (Ezrakî, Ahbâru Mekke, I, 127) ve ağacı kesmişti. Daha sonra da mabedin görevlisi Dübeyye es-Sülemî’yi öldürmüştür. bk. İbnü’l-Kelbî, Kitâbü’l-esnâm, s. 26; Ebü’l-Ferec el-İsfahânî, el-Egânî, XXI, 138; Yâkût el-Hamevî, Mu‘cem, IV, 117.
|
Evet kardeşim.
İnternetteki videolarının yorumlar kısmında, bazı takipçi ve talebelerin, anlatılanlardan bir şey anlamadığını dile getirdiklerini sık sık görürüz. Buna karşı uyanmış üstadın "Hele benim seviyeme gelin, nefis mertebelerini bir geçin, size daha ne alemler, ne sırlar açılacak!" gibi ifadelerle işi daha da sırlı hale getirdiğine şahit oluyoruz. Aslında bu algı yönetiminde önemli bir taktiktir. Bilgi kapalı cümlelerle verilerek, "Sizin bilmediğiniz, benim bildiğim sırlar var, hele bu makama bir gelin bakalım." gibi cümlelerle kendini hem daha bir üst makama konumlar hem de talebelerini meditasyon, zikir ve diğer ritüelleri yapma konusunda motive eder.
Müslüman coğrafya uygulamacılarının, kendilerine verilmiş manevi bir makam olarak zikrettikleri uyanış aşaması diğer yazarlar tarafından şöyle ele alınmaktadır:
Henkin:
"Gerçekte bütün psişik, şuurluluk ve mistik geleneklerde, kendi bireysel gücünüzü fark etmeye giden ilk adım, 'uyanma' sürecidir... Bir gün uyanınca, daha önceleri sizden gizlenmiş olan ya da kavrayamadığınız şeyleri, birdenbire görmeye ve anlamaya başlarsınız. Uyanmada ilk adım müşahadedir... Kendini müşahade süreci, şuuraltı diye bildiğimiz zihnin uyuyan bölümlerini harekete geçirir.
Zihnin bu kısmı uyanınca, bireyde depolanmış ve hiç açılmamış müthiş bir kuvveti serbest hale getirir.( Henkin, A. W.-B. (1995). Ruhsal Şifacı Olmak. İstanbul: Bilyay, s. 72.)
Steine, uyanışın Reiki'nin kurucusu Usui için şöyle gerçekleştiğini anlatmaktadır:
"Yirmi bir çakıl taşını önüne koyar. Her günün sonunda bir tanesini fırlatır. Son günün sabahında, şafaktan evvel günün en karanlık saatinde Usui, bir ışık huzmesinin kendisine yöneldiğini görür. İlk tepkisi kaçmak olur ama sonra bir daha düşünür. Bu gelenin, meditasyonun cevabı ve sonucu olduğunu kabul eder ve ölümüne sebebiyet verecek olsa bile, onu karşılamaya karar verir. Işık onu üçüncü gözünden vurur ve bir süreliğine bilinç kaybına neden olur. Ardından 'milyonlarca gökkuşağı renkli hava kabarcığı' görür ve nihayet bir ekrana yansıtılmışçasına Reiki sembolleri belirir. Bu sembollerin her birine baktıkça, onlarla ilgili şifa enerjisinin nasıl harekete geçirileceğinin bilgisini özümser. Böylece ilk Reiki uyumlamasını alır. Eski şifa yöntemi ruhsal yollarla yeniden keşfedilmiştir... Budistlere göre tek gerçek şifa yöntemi 'Aydınlanma Yolu'nun kendisidir.
Burada meditasyon yoluyla, içinde tanrıların ve şeytanların kol gezdiği engin dünyalar yaratılır. Bu varlıklar, kendi varlıklarının ötesindeki dünyada, öğrencinin rehberi olurlar. Reiki-2 uyumlamasıyla, diğer gerçekliklerle irtibat kurulur ve şifacı, bilgi ve yardım için başka dünyalarla iletişime geçmeyi öğrenir.( Steine, D. (2002). Bir Şifa Klavuzu Reiki Esasları. İstanbul: Arıtan Yayınevi, s. 82.)