[Ümmü Zer Hadisinin Devamı ve Aslanın İsimleri]
... Peygamber Efendimiz ﷺ, Hazret-i Aişe’ye hitap edip "Ben de senin için Ebû Zer'in Ümmü Zer'e olduğu gibiyim" diye buyurmuştur. Ancak aslan kelimesi, o hadisteki kadınların birinin sözünde şu şekilde geçer: "Eşim eve girdiğinde arslan (aslan) gibidir, dışarı çıktığında ise pars (leopar) gibidir." Yani evde aslan gibi heybetli, vakur ve vakitlerin çoğunda sessiz durur; dışarıda ise pars gibi atılgan ve cesurdur, evdeki eksiklikleri ve kusurları arayıp sormaz, hoşgörülüdür. Aslanın şecaat, güç ve yiğitlikte üstün sıfatları olduğu için pek çok ismi vardır. Dil alimleri aslan için yüzden fazla isim zikretmişlerdir. Bu durum onun şanının büyüklüğünü gösterir. (Burada aslanın Arapça isimleri sıralanmaktadır): Ali bin Kasım bin Cafer el-Lugavi, aslanın yüz otuz azametli ismini bir araya getirmiştir. Bunlardan bazıları; el-Esed, el-Leys, el-Haris, el-Abbas, Ebü'l-Haris, el-Haydar, el-Murtaza, el-Gazanter, el-Kasvere, el-Basir, el-Vard... gibi isimlerdir.
[Aslanın Özellikleri, Şecaati ve İslam Tarihindeki Yeri]
Aslan, vahşi hayvanların en şereflisi ve yırtıcıların şahı kabul edilir. Kuvveti, pençesinin şiddeti ve heybetiyle bilinir. Açlığa ve susuzluğa son derece dayanıklıdır. Çok sabırlıdır ve avını yakalamakta acele etmez. Şecaat ve cesaret denilince akla ilk gelen hayvandır; darbımesellerde (atasözlerinde) cesaretin sembolü olmuştur.
İslam tarihinde de aslan unvanı büyüklere verilmiştir. Hazret-i Hamza bin Abdülmuttalib -Allah ondan razı olsun- Hazretlerine kahramanlığı ve İslam yolundaki benzersiz şecaati sebebiyle "Esedullah" (Allah'ın Aslanı) unvanı verilmiştir. Keza hicret esnasında Peygamber Efendimiz'i ﷺ koruyan ve düşmanlara karşı aslanlar gibi duran Ebû Katade Hazretleri için de "O, Allah'ın aslanlarından bir aslandır" denilmiştir. Nitekim Hazret-i Ebû Bekir -Allah ondan razı olsun- bir savaş sonrasında Kureyşlilerden bahsederken "Hayır, Allah'a yemin ederim ki Allah'ın ve Resulü'nün yolunda savaşan bir aslanın hakkını zayi etmeyiz" buyurarak kahraman sahabilerin değerini aslan benzetmesiyle vurgulamıştır.
[Aslanın Türleri ve Mizaç Özellikleri]
Aristoteles (Aristo) der ki: "Ben aslanın üç ana türünü gördüm. Birincisi kısa boylu, yelesi az ve rengi kırmızıya çalan türdür ki buna kıvırcık aslan da derler. İkincisi uzun boylu, yelesi gür, rengi sarıya çalan ve daha yırtıcı olan türdür. Üçüncüsü ise rengi siyaha çalan, iri yapılı ve azametli olan türdür."
Hayvanların tabiatı ve mizacı incelendiğinde; aslanda son derece asil ve şerefli özellikler bulunur. Tok gözlüdür, ihtiyacından fazlasını telef etmez. Başkasının avladığı avın artığına dönüp bakmaz. Avını yakaladığında önce onu koklar ve eğer tok ise yemeyip bırakır. Aslanın bünyesinde büyük bir hararet (sıcaklık) vardır. Bu sebeple sürekli bir humma (ateşli hastalık) içinde gibi yaşar, vücudu daima sıcaktır. Çok az uyur ve uyurken bile gözleri açık gibidir, en ufak bir seste hemen uyanır. Gebe kaldığında dişi aslan yavrusunu doğurur; ancak yavru ilk doğduğunda hareketsiz ve cansız bir et parçası gibidir. Üç gün bu şekilde kalır, sonra erkek aslan gelip onun üzerine üfler, kükrer ve yavru canlanıp hareket etmeye başlar. Dişi aslan yavrusunu çok korur ve büyüyene kadar yanından ayırmaz.. [Aslanın Huyları ve Mizacı - Devamı]
... Doyduktan sonra geri kalanını bırakıp gider, bir daha o leşe dönüp bakmaz. Aslan acıktığı zaman ahlakı kötüleşir; tok olduğunda ise uysal, barışçıl ve halinden memnun olur. Sudan hiç hoşlanmaz, nitekim "Kendisini aslan zanneden, sudan korkar" sözü meşhurdur. Kendisine iyilik eden ve sevgi gösteren kimseye karşı yakınlık duyar, ona zarar vermez.
Ancak ortaklığın çoğundan nefret eder. Yemek zamanında yanına kimsenin yaklaşmasını istemez. Yemeğe sineklerin üşüşmesinden dahi son derece rahatsız olur ve öfkelenir. Yiyeceğini parçalayıp yerken bile nefsini terbiye eder ve sabır gösterir. Su içmeye gideceği zaman aslanlar su yollarına uğramaktan kaçınırlar.
Eğer köpekler bir yere toplanıp havlaşırsa, aslan o bölgeye girmekten imtina eder; çünkü orada bir kalabalık ve karışıklık olduğunu sezer. Aslan, kralların ve devlet büyüklerinin sembolü olmuştur; zira aslanın yürüyüşünde ve duruşunda büyüklük, vakar ve asalet vardır. Kendi yuvasından başka yerleri pek sahiplenmez, bağımsızlığına düşkündür.
Nitekim şairlerin beyitlerinde de bu durum şöyle zikredilmiştir: (Şiirsel bölüm ve beyitlerin açıklaması) Aslanın bu azametli duruşu ve mağrur yapısı, onun hayvanlar aleminin şahı olarak kabul edilmesini sağlamıştır. Doğu ve Batı hükümdarları da tari boyunca aslanı bir güç göstergesi olarak mühürlerinde, sancaklarında ve saraylarında tasvir etmişlerdir.
[Aslan ile İlgili İnanışlar, Kelami ve Şer'i Hükümler]
Kitabın bu kısmında aslanla ilgili bazı şer'i ve lügat yönünden inceliklere değinilmiştir: Nitekim rüya tabirlerinde aslan görmek; genellikle saltanata, güce, büyük bir devlet adamına veya heybetli bir düşmana delalet eder. Rüyada aslanla boğuştuğunu veya onu yendiğini gören kimse, gerçek hayatta da zorluklara karşı galip gelir ve muradına erer.
Ayrıca şer'i hükümler bakımından, yırtıcı ve pençeli bir hayvan olduğu için aslan etinin yenilmesi İslam fıkhına göre haram kılınmıştır.
Nitekim hadis-i şeriflerde ve sahabe sözlerinde de aslanın bu heybetli yapısına atıflar yapılmıştır: Hazret-i Ömer bin el-Hattab -Allah ondan razı olsun- rivayet ettiği bir hadiste; aslanın yaratılışındaki sırlar, onun yeryüzündeki diğer canlılar üzerindeki heybeti ve Levh-i Mahfuz'da takdir edilen vasıfları uzun uzadıya açıklanmıştır.
[Aslanın Korkuları ve İlginç Özellikleri]
Aslan her ne kadar çok şecaatli, cesur ve korkusuz olarak nitelendirilse ve heybetinden tüm hayvanlar korkup kaçsa da, onun da korktuğu iki şey vardır: Bunlardan birincisi beyaz horozun sesidir (ötüşüdür), ikincisi ise leğen gibi metal kapların birbirine vurulmasıyla çıkan tınlama sesidir. Bu sesleri duyduğunda aslan şaşkına döner, ürker ve oradan uzaklaşır. Hatta kediden ve farenin çıkardığı tıkırtılardan dahi ürktüğü zamanlar olur.
Aslanın derisi, tüyleri ve pençeleri çok sağlam ve dayanıklıdır. Diğer pek çok yırtıcı hayvanın derisi zamanla çürüyüp dökülürken, aslanın derisi uzun yıllar boyunca asaletini ve sağlamlığını korur. Erkek aslanın yelesi onun heybetinin ve gücünün alametidir, dişi aslanda ise bu yele bulunmaz.
İbnü's-Seb'i'nin aktardığına göre; Safa ve Merve tepeleri yakınlarında geçen bir rivayette de aslanın insanlarla ve diğer canlılarla olan münasebetine dair hikmetli kıssalar anlatılmıştır...
__________________
Yunusça sevgimizden anlamayana cevabımız Yavuzca olacaktır...
|