[Aslanın İtaati, Kıyamet Alametleri ve Hz. İsa Dönemi]
... "Ya kavm, niçin durursunuz? Şüphesiz bu arslan bizi parçalar ve yutar" diyerek korkularından bağrışıp kaçışırken; Hazret-i Abdullah bin Ömer -Allah onlardan razı olsun- bineğinden inip arslanın yanına vardı ve kulağından tutup yolun kenarına çekti. Sonra insanlara dönüp şöyle buyurdu: "Resulullah Efendimiz'den işittim ki, insanoğlu kendisini yaratan Allah Teala'dan başka kimseden korkmasaydı, Allah onun üzerine kendisinden başka hiçbir şeyi musallat etmezdi (İnsanoğlu ancak Allah'tan gayrısından korktuğu için o korktuğu şey kendisine musallat edilir)."
Sünen-i Ebi Davud'da Abdurrahman bin Adem'den rivayet edilen bir hadis-i şerifte, Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuştur: "Meryem oğlu İsa (Aleyhisselam) yeryüzüne inecek, haçı kıracak, domuzu öldürecek, cizyeyi kaldıracak ve mal o kadar çoğalacak ki kimse dönüp bakmayacaktır. O dönemde yeryüzünde tam bir emniyet ve barış hakim olacaktır. Öyle ki arslan deveyle, kaplan sığırla, kurt koyunla bir arada otlayacak; çocuklar yılanlarla oynayacak da yılanlar onlara hiçbir zarar vermeyecektir." Hz. İsa yeryüzünde kırk yıl kalacak, vefat ettiğinde Müslümanlar onun namazını kılıp Hücre-i Saadet'te Peygamber Efendimiz'in yanına defnedeceklerdir.
[Sefine Hazretleri ve Arslan Kıssası]
Tarih kitaplarında nakledilen meşhur bir kıssada da arslanın itaatine dair şu ibretlik olay anlatılır: Resulullah Efendimiz'in azatlı kölesi olan Sefine Hazretleri, Rum diyarında İslam ordusuyla birlikte çıktığı bir seferde askerlerden ayrı düşüp kaybolmuştu. Karşısına aniden iriyarı, heybetli bir arslan çıktı. Sefine Hazretleri hiç korkmadan arslana doğru seslendi:
"Ey arslan! Ben Resulullah’ın azatlısı Sefine'yim. Yolumu kaybettim, bana yardım et."
Arslan, Sefine Hazretleri'nin bu sözlerini ve Peygamber Efendimiz'in ﷺ adını işitince hemen başını öne eğip uysallaştı. Yanına gelip adeta bir kedi gibi sürtündü, ona bağlılığını gösterdi. Ardından öncülük ederek onu İslam ordusunun bulunduğu yere kadar götürdü. Ordugaha yaklaştıklarında, Sefine Hazretleri'ne adeta veda eder gibi bir ses çıkarıp oradan ayrıldı ve ormana geri döndü. Bu mucizevi olay, arslanın bile Peygamber Efendimiz'in ashabına duyduğu saygı ve itaatin en açık delillerindendir...
[Utbe bin Ebi Leheb'in Aslan Tarafından Helak Edilmesi]
Hadis kitaplarından Müslim, Tirmizi, Nesai ve İbn Mace'de yalnız bu hadis değil, Sefine hadisinden başka şu rivayet de aktarılmıştır: Peygamber Efendimiz, Ebû Leheb'in oğlu Utbe'nin kendisine yaptığı eziyet üzerine beddua edip şöyle buyurdu: "Allah'ım, onun üzerine yaratıklarından (köpeklerinden) bir köpeği musallat et."
Bunun üzerine Şam arazisinde Zerka denilen mevkide Utbe'yi bir arslan parçalayıp helak etti. Ravi hadisinden Ebû Nuaym ve İbn Asakir de rivayet edip sahih kabul etmişlerdir. Hadisin ravisi Ebû Nuaym, Esved bin Şeyban'dan, o da ravilerden aktarır. Şam tarafına doğru ticaret amacıyla yola çıktığımızda, bir rahibin manastırının bulunduğu yerde konakladık. Rahip bize dönüp şöyle dedi: "Siz buraya ne yüzle geldiniz? Bu mekanda yırtıcı hayvanlar pek çoktur." Utbe arkadaşlarına hitap edip "Siz benim başımı ve canımı koruyun, biliyorsunuz ki Muhammed oğluna beddua etmiştir" dedi. Bunun üzerine arkadaşlarının yüklerini üst üste yığıp, onun için yüklerin üzerinde yüksekçe bir döşek hazırladılar ve Utbe orada uyudu. Gece olunca bir arslan gelip aralarından yüklerin üzerine doğru sıçradı, orada yatan Utbe'nin başını kapıp kopardı.
Başka bir rivayette ise arslan onu sadece koklayıp bırakmış, korkudan ödünün patlaması sonucu ölmüştür denir. Fakat ilk rivayet daha kuvvetlidir; zira arslan parçaladıktan sonra ayağını kaldırdığında kaba etinin koptuğu görülmüştür.
[Cüzzam ve Arslan İlişkisi - Sağlık ve Şer'i Hükümler]
Buhari-i Şerif'te rivayet edilen bir hadiste Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuştur: "Cüzzamlı hastadan, arsandan kaçar gibi kaçınız." Yani cüzzam hastalığı bulaşıcı ve tehlikeli bir hastalık olduğu için ondan uzak durun denmiştir. Hadisin devamında "Cüzzamlı ile aranızda bir mızrak boyu mesafe kalarak konuşun" buyurulmuştur. İmam Şafii, cüzzamlı kişinin eşinin de bu hastalıktan dolayı boşanma talebinde bulunabileceğini belirtmiştir.
Müellif, İmam Şafii'nin "Cüzzamlı bir anneden doğan çocuk nadiren sağlam olur" sözünü aktarır. Tıbbi ve şer'i olarak hastalıkların sirayet etmesi (bulaşması) meselesinde Müslümanların itikadı şudur: Hastalık tek başına değil, ancak Allah Teala'nın takdiri ve izniyle bulaşır. Nitekim hadis-i şerifte "Hastalığın kendi kendine bulaşması (la adve) ve uğursuzluk (la tayere) yoktur" buyurularak cahiliye inanışları reddedilmiştir. Yani asıl tesir ve takdir Allah'ındır.
Peygamber Efendimiz, cüzzamlı bir hastanın elinden tutup "Allah'ın adına güvenerek ve O'na tevekkül ederek ye" buyurmuş ve ashabına korkuyu değil, tevekkülü aşılamıştır. Hadislerde geçen emirler, insanların tedbir alması ve kendilerini tehlikeye atmaması içindir...
__________________
Yunusça sevgimizden anlamayana cevabımız Yavuzca olacaktır...
|