Osmanlının son zamanlarında ekonomik krize girer çıkar girer çıkar,bugünkü halimizden pek farkı yok yani.

Derken gene bir kriz baş gösterir ve hazine tam takır işte çöküş dönemi olduğu için diğer yerlerden vergiler gelmez mısır-rumeli-libya-yemen gibi velhasıl padişah kara kara düşünürken vezirlere emir verir iyice araştırın bakalım bu işten çıkış varmı.
Bizim vezirler başlar eski kayıtları araştırmaya derken bizans zamanından kalma istanbul sarıyer de bir altın madeni olduğu kaydına ulaşınca koşa koşa padişahın huzuruna gelir efendim buldum çıkış yolunu ve kayıtları gösterir.Padişahda pek memnun hemen der malum yere gidin iyice inceleyin bakalım.
Sarıyerde Maden mahallesi şu anda var adı ordan geliyor oraya gidilir yer bulunur.Ve madeni çalıştırma kararı alınır.Günler geçer aylar geçer harcanan para cabası en sonunda padişah sabırsız tabii iyi haber bekliyor derken 1 sene geçti geçmedi derken çıkarılan altınlar eritilir ve hesaba geçilir.
Sonuç kısaca şu şekil çıkarılma için harcanan para misal bugünün 1,000.000.000-TL gibi düşünün ama çıkan altın ise işte yetersiz ve hesapta çeyreğini bile karşılamaz.
Hal böyle olunca sonucu öğrenen padişah fikri ortaya atan veziri çağırır ve hiddetle sorar bre der harcanan 1 alınan ise çeyrek ben ne anladım bu işten.hazine zaten kan ağlıyordu sayende bir sürü masraf edildi üstüne umut edildi sonuç ortada sen ne dersin paşa der.Birde kasa boştu sayende iyice boşaldı.
Paşa kelle gidecek anlar kem küm falan der.Ama sonuçta ferman verilir.Vezirin kellesi alınır.Maden gene kapanır..
Altın işleri genelde hep hüsranla biter.
Buda tarihten değişik bir anekdot.