Tekil Mesaj gösterimi
  #8  
Alt Dün, 19:34
Yusufiyeli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
☆Yusufiyeli Yusufiyeli isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Manevi
 
Üyelik tarihi: 24.09.16
Bulunduğu yer: Trabzon
Mesajlar: 5,148
Forum Puanı: 1986
Etiketlendiği Mesaj: 597 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Hazret-i Zeynelabidin’in şerefini yücelterek ona tazim etti.
• جَرَى بِذٰلِكَ فِي لَوْحِهِ الْقَلَمُ
yani Yüce Allah’ın Levh-i Mahfuz’unda takdir kalemi bu şekilde cari olmuştur (yazılmıştır) demektir.
• وَلَيْسَ قَوْلُكَ مَنْ هٰذَا بِضَائِرِهِ
yani senin "Bu kimdir?" diyerek onu tanımamazlıktan gelmen ona asla bir zarar vermez; o yüce zatı hor ve hakir kılmaz.
• اَلْعَرَبُ تَعْرِفُ مَنْ أَنْكَرْتَ وَالْعَجَمُ
yani senin tanımadığını iddia ettiğin bu kimseyi hem Araplar hem de Arap olmayan tüm milletler (Acemler) çok iyi bilip tanırlar demektir.
• كِلْتَا يَدَيْهِ غِيَاثٌ عَمَّ نَفْعُهُمَا
• يَسْتَوْكِفَانِ وَلَا يَعْدَمُهُمَا عَدَمُ
yani onun her iki cömertlik eli de bütün ümmet için bir sığınak ve yardımdır; lütuf ve ihsanı herkese yayılmıştır, o ellerin bereketi karşısında yoksulluk ve yokluk tutunamaz, yok olup gider demektir.
• سَهْلُ الْخَلِيقَةِ لَا تُخْشَى بَوَادِرُهُ
• يَزِينُهُ خَصْلَتَانِ حُسْنُ الْخَلْقِ وَالشِّيَمُ
yani Hazret-i Zeynelabidin son derece yumuşak huylu (mülayim) bir tabiata sahiptir. Ona yaklaşmaktan ve bir zarar görmekten korkulmaz. Güzel ahlakı ve asil karakteri onun en büyük süsüdür demektir.
• حَمَّالُ أَثْقَالِ الْأَقْوَامِ إِذَا فُدِحُوا
yani Hazret-i Zeynelabidin, insanların düştüğü ağır sıkıntıları ve yükleri yüklenir; can u dilden onlara yardım eder demektir.
• حُلْوُ الشَّمَائِلِ تَحْلُو عِنْدَهُ نَعَمُ
yani huyları ve ahlakı o kadar tatlıdır ki, onun yanında nimetler ve ihsanlar adeta can bulur demektir.
• مَا قَالَ لَا قَطُّ إِلَّا فِي تَشَهُّدِهِ
yani Hazret-i Zeynelabidin ömründe bir kez bile hayır işleri için "La" (hayır/yok) dememiştir; bu kelimeyi sadece namazda teşehhüd (tahiyyat) okurken "La ilahe illallah" derken kullanmıştır.
• لَوْلَا التَّشَهُّدُ كَانَتْ لَاؤُهُ نَعَمُ
yani eğer namazdaki o teşehhüd ibaresi olmasaydı, onun ağzından asla "hayır/yok" sözü çıkmaz, bütün kelamı her zaman "evet/başüstüne" (neam) olurdu demektir.
• عَمَّ الْبَرِيَّةَ بِالْإِحْسَانِ فَانْقَشَعَتْ
• عَنْهَا الْغَيَابَةُ وَالْإِقْلَالُ وَالْعَدَمُ
yani Hazret-i Zeynelabidin’in ihsanı bütün insanlığı kaplamıştır; onun bu cömertliği sayesinde insanların üzerindeki ayıplar, fakirlikler ve yokluk karanlıkları dağılıp gitmiştir demektir.
• مِنْ مَعْشَرٍ حُبُّهُمْ دِينٌ وَبُغْضُهُمْ
• كُفْرٌ وَقُرْبُهُمْ مَنْجًى وَمُعْتَصَمُ
yani Hazret-i Zeynelabidin öyle şerefli bir topluluktandır (Ehl-i Beyt'tendir) ki, onlara muhabbet duymak dinin aslı, onlara düşmanlık etmek ise küfürdür. Onlara yakın olmak ahirette kurtuluş vesilesi ve sığınılacak melcedir demektir.
• إِنْ عُدَّ أَهْلُ التُّقَى كَانُوا أَئِمَّتَهُمْ
yani eğer yeryüzündeki takva sahipleri sayılacak olsa, Zeynelabidin’in bağlı olduğu bu cemaat o takva ehlinin imamları, önderleri ve en faziletlileri olur demektir.
• أَوْ قِيلَ مَنْ خَيْرُ أَهْلِ الْأَرْضِ قِيلَ هُمُ
yani yahut "Yeryüzünün en hayırlı insanları kimlerdir?" diye sorulsa, ilk olarak bu cemaatin adı verilir ve onlardan daha üstünü bulunamaz demektir.
• لَا يَسْتَطِيعُ جَوَادٌ بَعْدَ غَايَتِهِمْ
yani cömertlikte ne kadar ileri gidilirse gidilsin, hiçbir cömert kimse (hızlı koşan bir at gibi) onların ulaştığı fazilet ve cömertlik menziline yetişemez.
• وَلَا يُدَانِيهِمْ قَوْمٌ وَإِنْ كَرُمُوا
yani bir topluluk ne kadar asil ve kerem sahibi olursa olsun, asla bu kutlu neslin asaletine ve cevherine yaklaşamaz demektir.
• هُمُ الْغَيْثُ إِذَا مَا أَزْمَةٌ أَزَمَتْ
yani kıtlık ve zorluk günleri geldiğinde, Zeynelabidin’in nesli tıpkı bereketli bir yağmur gibi insanlara ihsanda bulunurlar, çaresizlere çare olurlar.
• وَالْأَسَدُ أَسَدُ الشَّرَى وَالْبَأْسُ مُحْتَدِمُ
ve onlar, savaşın ve zorluğun şiddetlendiği anlarda, düşmana karşı adeta yırtıcı ve korkusuz birer arslan gibidirler. Şairler, onlardaki bu yüksek şecaat ve cesaret özelliklerini anlatmak için onları asil arslanlara teşbih etmişlerdir.
• لَا يَنْقُصُ الْعُسْرُ بَسْطًا مِنْ أَكُفِّهِمْ
yani zorluk ve darlık zamanları bile onların ellerini açmalarına, yani cömertlik ve ihsanda bulunmalarına asla bir engel veya zarar teşkil etmez; çünkü cömertlik onların mayasında ve tabiatında vardır.
• سِيَّانِ ذٰلِكَ إِنْ أَثْرَوْا وَإِنْ عَدِمُوا
yani onlar zengin de olsalar fakir de olsalar, cud u sehaları (cömertlikleri) her iki durumda da aynı şekilde devam eder.
• مُقَدَّمٌ بَعْدَ ذِكْرِ اللّٰهِ ذِكْرُهُمُ
• فِي كُلِّ بَدْءٍ وَمَخْتُومٍ بِهِ الْكَلِمُ
yani her bir hikmetli işin, duaların ve sözlerin hem başlangıcında hem de sonunda, Yüce Allah’ın zikrinden hemen sonra bu kutlu neslin (Ehl-i Beyt'in) adını anmak ve onlara salavat getirmek her şeyden mukaddemdir (önceliklidir) demektir.
• أَيُّ الْخَلَائِقِ لَيْسَتْ فِي رِقَابِهِمْ
• لِأَوْلِيَاءِ هٰذَا الْوَلَهُ نَعَمُ
bu dizede inkari bir istifham (soru yoluyla reddetme) vardır; yani yeryüzünde hangi mahluk vardır ki, onun üzerinde bu kutlu neslin hakkı, nimeti ve hürmeti bulunmasın? Bütün mahlukatın gördüğü nimetler, onların hürmetinedir demektir.
• مَنْ يَعْرِفِ اللّٰهَ يَعْرِفْ أَوَّلِيَّةَ ذَا
yani bir kimsenin kalbinde Yüce Allah’ın marifeti ve vahdaniyeti tecelli etmişse, bu zatın da Peygamber Efendimizin (sallallahu aleyhi ve sellem) en birinci ve şerefli evladı olduğunu çok iyi bilir demektir.
• فَالدِّينُ مِنْ بَيْتِ هٰذَا نَالَهُ الْأُمَمُ
yani bütün ümmetler, İslam dininin hakikatlerini ve hidayetini ilk olarak bu yüce zatın evinden (peygamber hanesinden) almışlardır demektir.
(Hişam b. Abdülmelik bu muazzam medhiyeye ve övgülere razı olmayıp Farazdak’a büyük bir gazap duydu ve onu hapsetti. Farazdak ise "Ben bu şiiri dünya malı veya bir ihsan almak için değil, sadece Allah rızası ve Peygamber sevgisi için söyledim" diyerek Halife'nin tavrına boyun eğmedi. Durumu haber alan Hazret-i Zeynelabidin, Farazdak’a gizlice on iki bin dirhem gümüş hediye gönderdi ve "Biz Ehl-i Beyt-i Resulullahız; Yüce Allah senin bu samimi niyetini ve sevgini bilir, sana en güzel mükafatı lütfeder" diyerek onu teselli etti.)
Yüce Allah senin bu niyetini kabul edip sana bolca ihsan eylesin diyerek gönderilen hediyeyi tekrar kabul etti. Farazdak kabul etti. Farazdak'ın adı Hemmam b. Galib'dir. Farazdak, "laf ebeliği yapan, galip gelen" anlamına gelir. Farazdak adı ona, yüzü çiçek hastalığından ötürü delik deşik olduğu ve çirkin bir görünüme büründüğü için verilmiştir.
(İbn Hallikan ve tarihçiler der ki: Süyuti, Farazdak’ın kısa boylu, tıknaz ve etine dolgun biri olduğunu belirtir. Muhammed ismiyle anılan ilk üç kimse vardır ki bunlar İslam öncesi Cahiliye Dönemi'nde yaşamışlardır. Bu üç kişiden başka o dönemde "Muhammed" ismini taşıyan kimse yoktu. Bu üç kişinin anne ve babaları, o dönemde bazı hükümdarların saraylarında hizmet ederken oradaki bilge alimlerden, yakın zamanda dünyaya "Muhammed" adında bir peygamberin geleceğini ve onun vasıflarını işitmişlerdi. Bu sebeple doğan erkek çocuklarına, o peygamber olması ümidiyle bu ismi vermişlerdi. Bu üç kişiden birincisi Muhammed b. Süfyan b. Mücaşi’dir ki kendisi şair Farazdak’ın dedesidir. İkincisi Muhammed b. Uhayha b. el-Culah’tır ki Abdülmuttalib’in anne tarafından akrabasıdır. Üçüncüsü ise Muhammed b. Humran b. Rebia’dır. Ancak bu isimle asıl şereflenen ve kainatın efendisi olan zat ancak Ahmed ve Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimizdir.)
(Havas ve Şifalı Yönleri): Arslanın ödünden bir danik (eski bir ağırlık ölçüsü) miktarı alınıp bir miktar su ile karıştırılarak felçli azaya sürülse, o azadaki uyuşukluğu giderir ve o uzva büyük bir fayda sağlar.
• (Arslanın yağı ve şifası): Arslanın yağı eritilip içilse, vücuttaki kızıl lekeleri ve urları temizler. Sürüldüğü takdirde vücuttaki sertlikleri ve şişlikleri yumuşatıp eritir. Arslanın eti kurutulup toz haline getirilerek karın ağrısı çeken, bağırsaklarında gurultu ve yel (gaz) olan, basur (hemoroid) ağrısı ve nefes darlığı çeken kimselere içirilirse, bu hastalıkların hepsine şifa verir. Arslanın pisliği (terki) eski zeytinyağı ile karıştırılıp uyuşuk azaya sürülecek olsa, o azadaki titremeyi, uyuşukluğu ve romatizmayı tamamen giderir. İnsanın vücudundaki felçli azaya bu yağ sürülürse, o kişinin bedenindeki dermansızlık, uyuşukluk ve halsizlik Allah'ın izniyle tamamen ortadan kalkar. Arslanın ödünden bir miktar içilirse, o kimsenin içindeki hastalıkları temizler, iştah açar ve vücuda kuvvet verir. Arslanın yağı sarımsak ile karıştırılıp insanın bedenine sürülürse, hiçbir vahşi ve yırtıcı hayvan o insana yaklaşamaz, ondan uzak kaçar.
(İbn Ebi Hatim ve diğer muhaddisler, Zeyd b. Eslem'in babasından rivayet ederler ki, o da babasından Resul-i Ekrem’in (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurduğunu nakletmiştir):
• لَمَّا جَعَلَ نُوحٌ فِي السَّفِينَةِ مِنْ كُلِّ زَوْجَيْنِ اثْنَيْنِ قَالَ أَصْحَابُهُ كَيْفَ نَطْمَئِنُّ أَوْ نَطْمَئِنُّ مَوَاشِيَنَا وَمَعَنَا الْأَسَدُ فَسَلَّطَ اللّٰهُ عَلَيْهِ الْحُمَّى وَكَانَتْ أَوَّلَ حُمَّى نَزَلَتِ الْأَرْضَ وَهُوَ لَا يَزَالُ مَحْمُومًا ثُمَّ شَكَوْا الْفَأْرَةَ فَقَالُوا الْفَأْرَةُ تُفْسِدُ عَلَيْنَا طَعَامَنَا وَمَتَاعَنَا فَأَوْحَى اللّٰهُ تَعَالَى إِلَى الْأَسَدِ فَعَطَسَ فَخَرَجَتْ مِنْهُ الْهِرَّةُ فَتَخَبَّأَتْ مِنْهَا
Anlamı: (Hazret-i Nuh, gemiye her canlı hayvandan birer çift aldığı vakit, gemidekiler: "Ey Nuh! Biz bu gemide hayvanlarımızla birlikte nasıl huzur içinde kalacağız? Yanımızda koca bir arslan var, o bizim hayvanlarımızı telef eder" diyerek şikayetçi oldular. Bunun üzerine Yüce Allah, arslanın üzerine şiddetli bir sıtma hastalığı musallat etti. Bu hastalık, yeryüzüne inen ilk sıtma ağrısı ve ateşidir. Arslan bu hastalık sebebiyle halsiz düşüp bir köşede yattı ve gemidekilere zarar veremedi. Daha sonra gemidekiler bu defa fareden şikayetçi oldular ve: "Bu fareler bizim yiyeceklerimizi ve eşyalarımızı kemirip mahvediyorlar" dediler. Yüce Allah bunun üzerine arslana ilham etti; arslan şiddetle hapşırdı ve onun burnundan bir kedi çıktı. Kedi hemen farelerin peşine düştü ve fareler ondan korkup gizlendiler.)
Bu hadis-i şerif, Ebu Nuaym’ın Hilyetü’l-Evliya adlı kitabında Vehb b. Münebbih’ten rivayet edilmiştir. Hazret-i Nuh (Aleyhisselam)...

__________________
Yunusça sevgimizden anlamayana cevabımız Yavuzca olacaktır...
Alıntı ile Cevapla
 

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149