Alıntı:
Pancareken Nickli Üyeden Alıntı
Üstad Bediüzzaman hazretleri de celcelutiye yı okunmasını çokça önermiştir , külliyata da koymuştur ,fakat bazı yerler var ki onları çıkarmış ,talebelerinin elinin kana bulanmasını istemem demiş ayrıca İmam-ı Gazalî hazretleri gibi çok imamlar Celcelutiye'yi şerh etmişler. Yani @ [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] hocam sizin dedikleriniz ile örtüşüyor, sohbetlerde çoğu kişi günlük celcelutiyeyi okumakta sevabı çok diye.
|
Okurken denk geldim, ilave yapmak istedim eski bir gönderi olsa da.
Öyle bir şey yok. Said Nursi hazretlerinin okuduğu ve vird edindiği beyitlerde Tuheymefyail daveti mevcut yani o beyitleri okuyor. 85 ve 105 arasını okumuyor, daha sonra okuduğunda ihtiyacına yönelik olduğunu ve terk etmekle hata ettiğini söylüyor. Fakat daha sonra yine sürekli sonraki sayfalar açılınca Celcelutiye'nin bir kerameti olarak değerlendiriyor ve kendi müşehedatının başkasına hüccet olamayacağını ifade ediyorlar.
"Şöyle ki: Üç aydan beri her gün o kasideyi okuyorum. Yalnız sekiz sahifeyi halledemediğim bir vefka dair olduğu cihetle okumuyordum. Fakat ahirinde وَصَلِّ اِلٰهِى den başlayan ahirki iki sahifeyi ötekilerle beraber okurdum. Yetmiş defa kat’î, belki tahminime göre yüze yakın defalarda her defa istisnasız ne vakit elime alıp baştan okuduktan sonra ahirini açarken فَيَا حَامِلَ اْلاِسْمِ الَّذِى جَلَّ قَدْرُهُ ile başlayan sahife açılıyordu. Ben hayret ediyordum. Onu okumayarak iki sahife sonra وَصَلِّ اِلٰهِى ile başlayan iki sahife ahirini okuduklarıma zammederdim."
"Her ne vakit baştan okuduğum ve terkettiğim sekiz sahifeye gelirken kitabın bâki kalan yüze yakın sahifeleri içinde açtıkça yine فَيَا حَامِلَ اْلاِسْمِ sahifesi açılıyordu. Hayret içinde hayret ediyordum. Elli defadan sonra dedim: 'Acaba bu sahife neden açılıyor? Onu da okusam ne olur?' Baktım ki, Kaside-i Celcelûtiyeyi okuduğum maksadın neticesini o sahife gösteriyor. Ben de terk ettiğimden hatâ ettiğimi bildim. Ondan sonra okumaya başladım. Ondan sonra belki kırk defadan fazla ele aldıkça yine o sahife açılıyordu. Nihayet arkadaşlarıma hikâye ettim. Onlar da hayret içinde hayrette kaldılar. Dedim: 'Bu Celcelûtiyenin bir kerametidir. Sizleri değil, başkalarını ikna edecek maddî bir delil elimde yok. Yalnız benim müşahedatım var. Benim müşahedatım başkasına hüccet olamaz. Ben de şimdiye kadar delilsiz dâvâları yazmak âdetim değildi. Fakat madem bu tevafuk aciptir. Elbette işarettir ki, 'Beni yaz.' İnanmayana kendini inandıracak ki yazdırmak istiyor."
Sikke-i Tasdik-i Gaybi, *Yirmi Sekizinci Lem'anın Birinci Meselesi