Alıntı:
Zeynebbk Nickli Üyeden Alıntı
Buradaki hocaları tenzih ederek söylüyorum;burda kimseye işlem yaptırmadım cebinde yemek yiyecek parası olmadığını çok iyi bilen bir hocanın, sırf daha önce ücretsiz yardım edip işlerimi açtığı için ona tekrar yazmam üzerine benden 25 bin lira talep etmesi beni derinden yaraladı. "Normalde 60 binden aşağı yapmam ama sen 25 bulursan yaparım" şeklindeki bu yaklaşım, bu manevi işlerin ne kadar acımasız bir ticarete dönüştüğünü gösteriyor. Durum maalesef tıpkı amansız bir hastalık gibi; paran varsa ilacını alıp yaşayabiliyorsun, paran yoksa kaderine ve çaresizliğe terk ediliyorsun.
|
Buradaki hocaları tenzih ederek söylüyorum; bu hususta ciddi bir muhasebe yapılması gerektiği kanaatindeyim. Zira bugün manevi rehberlik adı altında yürütülen birtakım faaliyetlerin, maalesef ticari bir kazanç kapısına dönüştürüldüğüne şahit oluyoruz.
Dahası, bu iddiaların sahipleri kendilerini her ihtimale karşı mesuliyetten de azade kılıyorlar. Terkip işe yararsa keramet ve maharet kendilerinden biliniyor; netice alınamazsa bu defa kişinin terkibi usulünce tatbik etmediği, şartlarına riayet etmediği söyleniyor. Böylece iddia sahibi hiçbir surette haksız çıkmıyor. Bu nasıl bir ölçüdür ki muvaffakiyet de başarısızlık da daima iddia sahibinin lehine tevil ediliyor?
Elbette dua etmek, Kur'an okumak, hayırda bulunmak ve meşru vesilelere sarılmak başkadır; bunları muayyen bir ücret karşılığında netice garantisi veren bir ticari muameleye dönüştürmek bambaşkadır. Rızık Allah'tandır, nasip Allah'tandır. Hiçbir kimsenin Allah'ın takdiri üzerinde tasarruf sahibiymiş gibi konuşmaya hakkı yoktur.
Şunu birbirine karıştırmamak gerekir: Bir kimsenin emeği, vakti ve bilgisi karşılığında ücret alması ayrı meseledir; gaybı ilgilendiren hususlarda mutlak tesir ve netice vaat ederek insanların ümitlerini kazanç vesilesi kılması ayrı meseledir.