Alıntı:
Yusufiyeli Nickli Üyeden Alıntı
Buradaki hocaları tenzih ederek söylüyorum; bu hususta ciddi bir muhasebe yapılması gerektiği kanaatindeyim. Zira bugün manevi rehberlik adı altında yürütülen birtakım faaliyetlerin, maalesef ticari bir kazanç kapısına dönüştürüldüğüne şahit oluyoruz.
Dahası, bu iddiaların sahipleri kendilerini her ihtimale karşı mesuliyetten de azade kılıyorlar. Terkip işe yararsa keramet ve maharet kendilerinden biliniyor; netice alınamazsa bu defa kişinin terkibi usulünce tatbik etmediği, şartlarına riayet etmediği söyleniyor. Böylece iddia sahibi hiçbir surette haksız çıkmıyor. Bu nasıl bir ölçüdür ki muvaffakiyet de başarısızlık da daima iddia sahibinin lehine tevil ediliyor?
Elbette dua etmek, Kur'an okumak, hayırda bulunmak ve meşru vesilelere sarılmak başkadır; bunları muayyen bir ücret karşılığında netice garantisi veren bir ticari muameleye dönüştürmek bambaşkadır. Rızık Allah'tandır, nasip Allah'tandır. Hiçbir kimsenin Allah'ın takdiri üzerinde tasarruf sahibiymiş gibi konuşmaya hakkı yoktur.
Şunu birbirine karıştırmamak gerekir: Bir kimsenin emeği, vakti ve bilgisi karşılığında ücret alması ayrı meseledir; gaybı ilgilendiren hususlarda mutlak tesir ve netice vaat ederek insanların ümitlerini kazanç vesilesi kılması ayrı meseledir.
|
Görüştüğüm hoca "Allah'ın izniyle olur" diyor ancak işlem tutmazsa malzeme masrafını gerekçe göstererek ücret iadesi garantisi vermiyor. Bu durum maddi gücü yerinde olanlar için önemsiz bir kumar gibi görünse de dar gelirli insanlar hep "Acaba yaptırsam düzelir miydi?" umuduna tutunmak zorunda kalıyor. Üstelik son görüşmemizde beni hiç dinlemeden ve ne yaşadığımı sormadan doğrudan parayı gündeme getirmesi, sanırım beni en çok inciten detay oldu.